1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Toplumsal İhtiyaç Nedir?
Toplumsal İhtiyaç Nedir?

Toplumsal İhtiyaç Nedir?

Haspolat’taki 200 dönümlük arazinin yıllığı 100 liradan bir vakfa kiraya verilmesi toplumun büyük çoğunluğu tarafından eleştirildi. Konu, kamuoyunda ağırlıklı olarak bu yönüyle tartışıldı. Oysa konunun özü yeterince tartışılmadı. Toplumsal ihtiyaç

A+A-

 

 

 

Haspolat’taki 200 dönümlük arazinin yıllığı 100 liradan bir vakfa kiraya verilmesi toplumun büyük çoğunluğu tarafından eleştirildi. Konu, kamuoyunda ağırlıklı olarak bu yönüyle tartışıldı. Oysa konunun özü yeterince tartışılmadı.

Toplumsal ihtiyaç nedir? Dindar gençlik yetiştirmek mi, din görevlisi yetiştirmek mi? Bu iki konu birbirinden amaç, anlayış ve içerik bakımından farklıdır. Yanıtlar, “Kıbrıs Türk toplumunun ihtiyaçları” merkeze alınarak aranabilir.  

Toplumların farklı amaçları, hedefleri, ihtiyaçları olabilir. Bir toplumda kabul gören anlayışlar farklı toplumlarda reddedilebilir. Bu durum, sosyolojik açıdan doğal süreçler olarak görülmektedir.

Kıbrıs Türkü, bir sabah uyandığında; gazetelerden, radyolardan, televizyonlardan Lefkoşa otobüs terminaline külliye yapılacağını duydu. “Bu nedir?” dedi. Daha sonra büyük bir cami olduğunu anladı. Oysa toplumsal yaşamın günlük hayatında hiç de eksikliğini duyumsamamıştı. Yer konusundaki uzun tartışmalardan sonra “şimdilik” vazgeçildiği anlaşıldı.

İkinci külliye dalgası ise Haspolat’ta patlak verdi. Bir akşam televizyonlarını açan Kıbrıslı Türkler, Başbakan’ın 15 milyon dolar harcanarak külliye yapılacağını ve Lefkoşa’daki okulların oraya taşınacağı açıklamasıyla karşı karşıya geldi.

Bu kez sivil toplum ayağa kalkmada ne gecikti ne de tereddüt etti. Eleştiriler birbirini izledi.

Her iki girişimi de toplum reddetti. Neden mi?

Çünkü toplumun içinden böyle bir ihtiyaç, anlayış ve amaç oluşmadı. Yapılmak istenenler, toplumsal akılla, istekle ve beklentilerle tutarlı değildi.

İnsanlar hastahanelerde ilaç bulamazken, yetersiz donanım ve altyapı eksikliğinden dolayı çağdışı kalmışken, kanser vakkalarında dünya beşincisi olmuşken, 15 milyon dolar harcanarak külliye yapılması öncelikli toplumsal ihtiyaç olarak görülmedi.

Veya... Toplum, 1974’te ölen evlatlarından daha fazlasını trafikte kaybetmiş ve her geçen gün kayıplar artarken, trafik sorununun çözülmesini beklerdi.

Ya eğitim!?

Devlet okullarından ümidini kesenler çareyi özel okullarda aramaktadırlar. 2010-11 öğretim yılında özel okullarda öğrenim görenlerin çağ nüfusu içindeki oranı %15,76’ya yükseldi. Bu oran daha önce %12-13 civarındaydı. Devlet kendi okullarına öğretmen gönderemezken, teknolojik donanımlarını geliştiremezken, külliye yapımı pek de gerekli görülmüyor. Ayrıca, 150 okula karşılık 183 caminin bulunduğu bir ülkede “külliye ihtiyaçtır” demek, ne kadar inandırıcı ve gerçekçidir.

Keza gençlik sorunları yine aynı... Eğitim, işsizlik... sorunları diz boyu. Daha geçen hafta hükümet tarafından düzenlenen Gençlik Çalıştayı’da “Etik ve İnsani Değerler ile Katılım ve Demokrasi Bilinci” komisyonunda manevi duyguların güçlendirilmesi için ortamların hazırlanması, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin imamlar tarafından verilmesi kararını gençler oylarıyla reddeti.

Yani genciyle yaşlısıyla toplumun külliye ihtiyacı yok.

Peki külliye anlayışıyla, toplumsal anlayış örtüşüyor mu?

Külliye demek; merkezde bir cami, etrafında ise medreseler, öğrenci yurtları, çeşmeler, hastahaneler, kütüphaneler, yemekhanelerden... oluşan binalar topluluğudur. 1470 Fatih Külliyesi ve 1557 yılında tamamlanan Süleymaniye Külliyesi... örnek verilebilir.

İslamiyetle birlikte gelişen, toplumsal yaşamını da şekillendirici beş yüz, altı yüz yıllık cami merkezli mimari anlayış, günümüzün modern kent ve toplumsal yaşam anlayışlarıyla örtüşebilir mi? Hastahanenin, okulların, kütüphanelerin nereye yapılacağı artık camilerin yerlerine göre belirlenmemektedir.

Amaç bakımından uyumlumu peki?

Külliyelerin amaçlarından biri de cami merkezli toplumsal yaşamı geliştirmektir. Dini toplumsal yaşamın her alanına hakim kılmaktır. Kıbrıs Türk toplumunun böyle bir amacı var mı? Yok. Nasıl bir gençlik, nasıl bir toplum yetiştirileceği Anayasa ve yasalarda açıkça belirtilmektedir. KKTC Anayasa’sı din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutarak, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğünü savunan laik bir Cumhuriyet’tir demektedir.

Dolayısıyla yapılmak istenen külliye ihtiyaç, anlayış ve amaç bakımından Kıbrıs Türk toplumunun ihtiyaç, anlayış ve amaçlarıyla örtüşmemektedir. Sivil toplum bundan dolayı kabul etmemektedir. Demokratik, toplumsal iradenin dini tahakküm altına girmesini onaylamamaktadır.

Gelelim din görevlilerini yetiştirme konusuna. İlk önce “Din görevlisi yetiştirme ihtiyacı var mı?” sorusunu sormamız gerekmektedir. Cami, kilise, sinagog... varsa din görevlisinin de olması gerçeğini gözardı etmemek gerekmektedir. Sanırım toplumun hiçbir kesmi de bunu reddetmemektedir.

Asıl konu nasıl yetiştirileceğidir.

Din görevlisi yetiştirme işine lise veya ortaokuldan başlanılmaması gerekmektedir. Yönlendirme yaşı çok erkendir. Pozitif bilimlerle lise düzeyindeki öğrenimini tamamladıktan sonra üniversite düzeyinde ilahiyata yönlendirilmelidir.

Yanı sıra derinlemesine bilgi gerektiren meslek grubu olduğundan lise düzeyinde alınacak bir kaç dersle istenilen bilgi ve beceri seviyesine ulaşılamamaktadır. Lise sonrası iki, dört, altı ve on yıllık eğitimler şeklinde düşünülmesi ve planlanması gerekmektedir.

Din ve meshep ayrımı gözetmeksizin devletin yetkilendirdiği kurumların yapacağı sınavlarla ihtiyaç sayısı kadar öğrenci din görevlisi olmak için İlahiyat Fakülteleri’ne eğitime gönderilebilir.

Bir başka yol ise KKTC Cumhuriyet Meclisi Öğretmen Akademisi’nde, DAÜ’de olduğu gibi bir yasa hazırlayarak İlahiyat Yüksek Okulu veya İlahiyat Akademisi kurar. Kaç öğrencinin alınacağı, nasıl alınacağı, kimlerin görev yapacağı hepsi yasayla belirlenmiş olur. Böylelikle din görevlilerinin düzenli hizmetiçi almaları veya akademik kadro güçlendirilerek master, doktora olanakları da sağlanbilir. Yurtdışından öğretim üyeleri çağrılarak çeşitli konferanslar düzenlenebilir.  Örneğin İslam’ın evrime bakışı ile ilgili bir konferans olabilir. Toplumun da böylesi konulara ilgi göstereceğini sanırım.  

Bu konuyla ilgili olarak elbette hem din işleriyle uğraşanlardan, hem de diğer alanlardan daha farklı ve yapıcı görüşler gelebilir.

Dolayısıyla hükümetin Haspolat Meslek Lisesi’ndeki İlahiyat bölümünü kapatması, çağdışı kalmış külliye anlayışından vazgeçmesi gerekmektedir. Çağdışı kalmış anlayışlarla, toplumsal ihtiyaç ve amaçlarla bağdaşmayan “külliye” konusu bir tarafa bırakılarak, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin din görevlisi nasıl yetiştirilebilir  konusu tartışılması gerekmektedir.

Kıbrıs Türk toplumunun ihtiyacı ne “dindar gençlik”  ne de “külliye”dir. Bunlara da geçit vermeyecektir. Ancak “lise sonrası din görevlisi yetiştirilmesi” tartışılabilir bir konu olarak görülmektedir.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2383 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler