1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Toplum siyasetçiden birkaç adım önde mi?
Toplum siyasetçiden birkaç adım önde mi?

Toplum siyasetçiden birkaç adım önde mi?

“Halk siyasetçiden birkaç adım ileri” diye bir söz söyledi, bir kanaat önderi… Hatta “iki üç bundo ileri” dedi, tam da halk ağzıyla... Doğrusu, “siyasetçi” ile “halkı” birbirinden ayıran bu söylemi &

A+A-

 

 

 

 

“Halk siyasetçiden birkaç adım ileri” diye bir söz söyledi, bir kanaat önderi…

Hatta “iki üç bundo ileri” dedi, tam da halk ağzıyla...

Doğrusu, “siyasetçi” ile “halkı” birbirinden ayıran bu söylemi “ah keşke öyle olsa” diye karşıladım.

Bu siyasetçileri seçen kim, siyasetçilerin kendisi mi acaba?

Siyasiler, kendilerine mi oy vererek seçiliyor bu ülkede?

Hade, bırakalım bahane üretmeyi, kendi vicdanımızı temizleyerek, bir başkasına suçlu gömleği giydirmeyi bırakalım da itiraf edelim: Bu siyaset, bu toplumun içinden çıkıyor, bu siyasetçiler de…

“Toplumunu ileri taşıması gereken siyasetçilerdir” dense mesela, doğru derim, ideali o…

Çünkü siyaset kurumu, çok daha “ileri” olmalıdır, çok daha “yol gösterici…”

Oysa…

Siyaset kurumu “toplumun” genel taleplerine karşı “popülist” yaklaştığı ve tüm yanlışlarına rağmen “rağbet” gördüğü için yaşıyoruz, pek çok çıkmazı…

Yani, “siyasetçiler” de halka benzediği için aslında!..

Toplumun aynası onlar sadece…

Dedim ya, keşke haklı olsaydı, “Bu halk siyasetçinin birkaç adım ilerisinde” diyenler.

O zaman, siyaset de ilerlerdi, ülke de….

“Siz siyasilerden daha ilerisiniz ey halkım” demek, alkış alabilir, sempati toplayabilir…

Doğrusu, siyasiler de “sempati toplama” sevdası ile bu günlere getirdi zaten, ülkeyi…

Ama gerçek değişmez, ne aydan geldi bu siyasiler çünkü, ne de “yaranmaya” çalıştıkları, uzaylılar…

Beklenti neyse, siyaset de odur ülkemde…

“Talep” budur yıllardır, beğensek de beğenmesek de…

Umalım ki gün gele, toplumun geneli, siyasetçilerin ilerisinde olur da, siyasetin  değişir iklimi…

Ya da siyaset kurumu, “alkış almayacağını” bilse de, çağdaş ülkeler seviyesinde üretir kararlarını...

Söyler de, uygular da birlikte...

 

 


 

 

Vatan sağolsun!

 

“250 şirket kapandı” diye manşet yaptık ya… Öcel Erten’in yorumunu almak istedim buraya… Çünkü bu görüş, ülkedeki önemli bir çoğunluğun duygusu aslında:

“Bunlar resmi rakamlar. Kağıt üstünde batan şirketleri de hesaba katarsak gerçek rakamlara ulaşırız. Sorun değil ‘Yerli şirketler batacak, yerini TC'li şirketler dolduracak’. Zaten biz onlarla et ve tırnak gibiyiz. Tırnak kesilip atıldı. Etten yenisi çıktı. Vatan sağ olsun, bayrağımız göklerde dalgalansın, şehitlerimiz rahat uyusun, gerisi boş laf...”

 

 

 

 


 

Bir parti, belediye başkanını ‘ihraç’ eder mi?

 

AKP Hükümeti, Türkiye’de, özellikle son iki-üç yılda yarattığı “baskıcı” anlayışı ile dikkat çekiyor.

Kıbrıs’ta ise “müslümanlaştırma” hareketi ve ülkemizi adeta bir “vilayet” gibi yönetim tarzıyla…

Tabii, kimi “ezber bozan” adımlarıyla da fark yaratıyor.

Dün dikkatimi çekti, “üç belediye başkanı ihraç edildi” başlığı…

İçeriğini derinlemesine bilmemekle birlikte, AKP Disiplin Kurulu toplanmış ve demiş ki, “yapılan soruşturma ve inceleme sonrasında parti program ve tüzüğünde belirtilen ilkelere uymadıkları ve görev sırasında yapmış oldukları hukuka aykırı işlem ve eylemlerden' dolayı üç belediye başkanı AK Parti'den kesin olarak ihraç edilmiştir.”

 

***

 

Siyasi partilerde “disiplin mekanizmaları” önemlidir, “ilke ve programı” gözetmek adına…

Bir başkasından sonuç beklemeden.

Tabii, ilke ve programın önemi varsa…

 

 


 

 

Ne var?

 

Kamu İşçileri Sendikası’nın kongresinde konuştu, Eroğlu...

Konuşmadan bir bölüm:

“Ne var, gerçekler nedir? Kuzey’de ne var? Bu çatı nedir? KKTC çatısı. Kuzey’de demek ki bir devlet var. Kuzey’de başka ne var? Bir yönetim var...”

 

***

 

Sizi bilmem ama bana masal

gibi geldi (!)

Acaba diyorum, gün ışığıyla birlikte “bal kabağı”na mı dönüşüyor hepsi!..

 

 

 

 

Bu haber toplam 823 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler