1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TOPLUM SAĞLIĞI DEĞERLENDİRİLDİ
TOPLUM SAĞLIĞI DEĞERLENDİRİLDİ

TOPLUM SAĞLIĞI DEĞERLENDİRİLDİ

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Suphi Hüdaoğlu, “son dönemlerde toplumun, içinde bulunduğu sıkıntılar nedeniyle sağlıklı bir psikolojide olmasının beklenemeyeceğini” kaydetti. Toplumun huzurlu olabilmesi için, gelir dağılımının adil

A+A-

 

 

 

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Suphi Hüdaoğlu, “son dönemlerde toplumun, içinde bulunduğu sıkıntılar nedeniyle sağlıklı bir psikolojide olmasının beklenemeyeceğini” kaydetti.

Toplumun huzurlu olabilmesi için, gelir dağılımının adil olması, hakkaniyet ölçülerinin uygulandığının gözlemlenmesi gerektiğini ifade eden Hüdaoğlu, demokrasi için tüm bunların çok önemli olduğunu kaydetti.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu üyeleri, bugün düzenledikleri basın toplantısında, sağlıkta ve toplumun yaşadığı “sıkıntılar” konusunda değerlendirmede bulundular.

Birlik merkezinde saat 09.00’da yer alan toplantıya, Birlik Başkanı Dr. Suphi Hüdaoğlu, Yönetim kurulu üyeleri Dr. Şengül Yücel, Dr. Ahmet Özant, Dr. Şerife Özhuy ile Dt. Ertuğ Çulluoğlu katıldı.

HÜDAOĞLU

Toplantıda ilk sözü alan birlik başkanı Dr. Suphi Hüdaoğlu, “son zamanlarda orta ve dar gelirli insanların tüm mal varlıklarının belirli şirket ve bankalarca hortumlandığının büyük bir kaygıyla izlendiğini” ifade ederek, “son dönemlerde toplumun, içinde bulunduğu sıkıntılar nedeniyle sağlıklı bir psikolojide olmasının beklenemeyeceğini” kaydetti.

Hüdaoğlu, son dönemde artış gösteren trafik kazalarının da nedeninin, toplumun yaşadığı stresin bir yansıması olduğunu savundu.

Hüdaoğlu, 9 Aralık 1956 yılında kurulan birliklerinin, bu yıl 55. yaşını kutladığını söyledi.

Her yıl kuruluş yıldönümünde yıllık değerlendirme toplantısı yaptıklarına işaret eden Hüdaoğlu, hükümetin sağlıkta yatırımdan kaçtığını savunarak, hükümeti sağlık için bütçeden yeterli pay ayırmamakla suçladı.

Hüdaoğlu, “hükümetin gerek sağlıkta gerek diğer uygulamalarında adil olmayan tutumlarının toplumun gelecek kaygısını artırarak, moral ve motivasyonunu olumsuz etkilediğini” savundu.

Yapılan son uygulamalarla çalışma izinlerinden sağlanan çok büyük bir gelirin Sağlık Bakanlığı Fonu’na düştüğüne, aynı şekilde öğrencilerden alınan paraların da bu fona yattığına işaret eden Hüdaoğlu, bu fondaki paranın planlı, programlı fizibilite çalışmaları yapılarak harcanması halinde, hastanelerde gerekli aletlerin sıkıntısının yaşanmayacağı görüşünü dile getirdi.

“HÜKÜMET HEKİMLERİN ÇOK ÇALIŞIP AZ KAZANMASINA GÖZ YUMUYOR”

Herkesin sağlık güvencesinde olduğu, ister özelde, ister devlette çalışsın tüm hekimlerden ve sağlık merkezlerinden istediğini seçmesi gereken bireylerin, doğru sistem oluşturulamadığı için bu haklarından mahrum bırakıldıklarını savunan Hüdaoğlu, “Devlette çalışan hekim arkadaşların yeterli maaşını ödemeyen hükümet, mesai dışında özel hastane ve kliniklerinde hak ettikleri ücreti alsınlar mantığıyla hekimlerin çok çalışıp az kazanmasına göz yumuyor. Ek mesaileri de zamanında ödenmiyor” dedi.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin binasının çok yıprandığına, otelcilik hizmeti bakımından topluma ve çalışanlara mutsuzluk kaynağı olduğuna değinen Dr. Suphi Hüdaoğlu, yeni bir hastane binasına ve şimdiki hastanenin de bazı bölümleri kullanılacaksa tadilatına ihtiyaç olduğunu söyledi.

 “SEVKLERLE DAHA BÜYÜK HARCAMALAR YAPILIYOR”

Hükümeti, hem özel hastanelere hem de hekim ve diğer çalışanlara eşit davranmamakla suçlayan Hüdaoğlu, “Örneğin özel hastanelere sevkleri, sadece üniversite hastanesi olarak kısıtlamış. Buna gerekçe olarak da bazı hekimlerin hem özel hastanede hem de devlet hastanesinde çalıştığını göstermiştir. Ardından Yakın Doğu Üniversitesi’ne devlet hastanelerindeki hekimlerin mesai sonrasında gidebileceğine dair protokol imzalanmış ve bakanlığın bu ilkesini bakanlık kendisi çiğnemiştir. Şimdiki uygulamada, devlet hastanesinde çalışan bir hekim, kendi hastasını Yakın Doğu’ya sevk edip müdahalesini yapabilmektedir. Ancak diğer özel hastane ve merkezlere bu olanak tanınmamıştır” dedi.

YDÜ Hastanesi’nin elektrik faturasının üçte birinin Sağlık Bakanlığı bütçesinden devlet tarafından ödendiğini savunan Dr. Suphi Hüdaoğlu, bu uygulamayı eleştirdi. Hüdaoğlu, bir diğer “adaletsizliğin” de yabancı uyrukluların çalışma izni çıkarılırken istenen testlerle ilgili olduğunu söyledi.

“BANKALAR YASA TASLAĞI, BANKA YANLISI VE TOPLUM KARŞITI”

Hüdaoğlu, ülkede yargının önemli bir yük altında olduğu, son zamanlarda özellikle faiz yasası uygulamalarıyla toplumun bankalarda tefeciden daha kötü uygulamalarına maruz kaldıkları görüşünü dile getirerek, hükümetin çözüm olarak oluşturduğu taslağın, çok daha banka yanlısı ve toplum karşıtı olduğunu ileri sürdü.

 “İLAHİYAT EĞİTİMİ 18 YAŞINDAN ÖNCE EMPOZE EDİLMEMELİ”

Teoloji (ilahiyat) tartışmaları konusuna da değinen Hüdaoğlu, şöyle dedi:

“İlahiyat eğitimini 18 yaşından önce empoze etmek hem eğitim görecek çocuklara hem de topluma büyük bir haksızlıktır. Teoloji (ilahiyat) eğitimi temel bilimleri ve özellikle de biyolojideki evrim kuramını çocuklara edindirdikten sonra verilmelidir. Aksi halde, muhakeme gücü yüksek, eleştirel, bakış yeteneği gelişmiş ve sistemik doğru düşünen bireyler yerine, empoze edilen ve tüm emir ve kurallara uyması gerektiğini düşünen kullar yaratılır. Böylesi bir eğitimin Atatürkçüyüz diye söylevler takınan politikacıların direktifiyle başlatılması ciddi bir çelişkidir”.

Son yıllarda KKTC’de “özelleştirme” adı altında yapılan uygulamaları da eleştiren Dr. Suphi Hüdaoğlu, “Toplumun birikimlerinin tekel oluşturacak şekilde peşkeş çekilmesine son verilmelidir. Bunun yerine siyasetçilerden bağımsız özerk yapıya kavuşturulan işletmeler toplumsal kaygılarda gözetilerek oluşturulmalıdır” dedi.

KKTC’de yaşanan çevre sorunlarına da değinen Hüdaoğlu, hükümetin çevreye yapılacak yatırımları “israf” olarak görmekten vazgeçmesi ve toplum sağlığıyla direkt bağlantılı olduğunu bilmesi gerektiğini vurguladı. Hüdaoğlu, ülkede kadın ticaretinin önlenmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Hekimlerin yaşadıkları sıkıntılara da değinen Dr. Suphi Hüdaoğlu, hükümetin yeni kadroya alınacak hekimlerin 2 bin 200 TL’ye çalıştırılmasına karar verdiğini, bunun sadece hekimlere değil bilime yapılan büyük saygısızlık olduğunu savundu.

Organ Bağışı Yasası’nın hala yürürlüğe girmemesini de eleştiren Hüdaoğlu, Sağlık Bakanlığı Teşkilat Yasası’nın da düzenlenerek güncel ihtiyaçlara cevap verebilecek duruma getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

YÜCEL

Hüdaoğlu’ndan sonra söz an Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Çevre Sorumlusu ve yönetim kurulu üyesi Dr. Şengül Yücel de, çevre konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Aralık ayının ilk günlerinde olunmasına rağmen hava kirliliğiyle boğuşulduğunu, ovaların pestisitlerle (yaban otları ve böcekleri öldürmek için kullanılan zirai ilaçlar) zehirlendiğini, buna bağlı olarak toprağın, yeraltı ve yer üstü sularının zehirlendiğini, ekolojik dengenin bozulduğunu vurgulayan Yücel, KKTC’nin bulunduğu coğrafyada kanser vakalarının görülme sıklığının 5. sırada yer aldığını vurguladı.

Denetimsiz gıdalar, plansız yapılar, ekim alanlarının üzerine çirkin inşaatların hızla yaygılaştığına işaret eden Yücel, sahillerin bazı otel sahiplerine verilmesini ve dört tarafı deniz olan adada parasız denize girilememesini eleştirdi.

Devlet ve halkın ülkeye sahip çıkmadığını, gerekli hassasiyet ve duyarlılığı göstermediğini ifade eden Yücel, “Gidecek başka yerimiz yok. Bu ülke bizim. Vatanımıza her şeyiyle sahip çıkmalıyız” dedi.

AKALIN

Yücel’den sonra söz alan Dr. Zerrin Akalın da, organ bağışı konusuna değinerek, hükümetin Organ Bağışı Yasası’nı hala yürürlüğe sokmamasını eleştirdi.

 “1 YILDIR ALT KOMİTEDE BEKLİYOR”

Akalın, ülkede yüzlerce insan organ bağışı beklerken, hastalar Rum tarafı veya Türkiye’ye gönderilirken, söz konusu yasanın meclis alt komitesinde 1 yıldır beklediğini söyleyerek, “çok önemli olan” Organ Bağışı Yasası’nın bir an önce hayata geçirilmesini istediklerini sözlerine ekledi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 762 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler