1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TOPLU TAŞIMACILIK DİBE VURDU
TOPLU TAŞIMACILIK DİBE VURDU

TOPLU TAŞIMACILIK DİBE VURDU

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

         Bu hafta Gece İşletmeleri ve KIBHAS Direktörü Aziz Gece ile birlikteyiz. Toplu taşımacılığın dibe vurduğunu belirten Gece, hâlâ T İzni verilmesini eleştiriyor. T izni alan iş yapacak diye seviniyor ama sektörde giderek küçülen pay kimsenin bu işten para kazanmasına katkı koymuyor diyor Aziz Gece...

TOPLU TAŞIMACILIK DİBE VURDU

 

Dilek ÖNCÜL

 

Yenidüzen: Öncelikle şirketinizle ilgili bilgi alalım...

Aziz Gece: Gece İşletmeleri aslında dedemin başlattığı taşımacılığın şu anki hali. Dedem, Larnaka’da, hem yük taşımacılığı hem de insan taşımacılığı yapardı at arabası ile. Ondan sonra babam devraldı. O zaman tabii araçlar çıktı. Biz üçüncü nesiliz. Oğlum da bana yardım ediyor. Tabii o zamanla bu zaman arasında dağ kadar fark var. O zamanlar herkeste araç daha azdı. Dolayısıyla toplu taşımacılığa insanlar daha fazla rağbet gösterirdi. Şimdi zaman değişti. Herkesin evinde araç var.

“YA BİZ BİR ŞEY YAPACAĞIZ YA DA BİRİLERİ GELİP KULAĞIMIZDAN TUTACAK YAPIN BUNU DİYECEK”

 

·        YD: Sıkıntılarınız neler?

·        Gece: Sıkıntılarımız çok. Toplu taşımacılık bir kere dibe vurdu. Bu bir gerçek. Önlemler alınırsa tekrar canlandırılabilir. Canlandırılması için de bir devlet politikası olması lazım. Bir müddet daha giderse bu ülkede toplu taşımacılık tamamen yok olacak. Para yoktur diyorlar ama parasız yapılacak şeyleri de yapmıyorlar. Öncelikle T izinleri dondurulmalı. İzin Kurulu, koordinasyon sağlamalı, insanları yönlendirmeli ki onlar da zarar etmesin. Bir de polis her gün yollara çıkıp ceza yazar; şöförlerden yeşil ehliyet ister.Mesleki Sürücü Belgesi. Bunu verecek Komisyon yok. Tüzük çıktı bu konuyla ilgili ama devlet üzerine düşeni yapmadı, ehliyeti verecek komisyonu oluşturmadı; sen insanlardan ehliyet sor. Ekonomi çok kötü zaten. İnsanlarda para olmayınca biz daha da kötü oluruz. Zaten sadece okulların açık olduğu dönemler biraz yoğunluğumuz var. Ama Devlet taşıdığımız öğrencileri de ödemez. Daha geçen sezonun paralarını ödemedi devlet. Biz mazotçuları ödedik, onlar da haklı olarak faizini uyguladı. 2012-13 ders yılı başlıyor henüz 2011-12 ödenmedi. Devlet görevlerini yerine getirmezse insanlar ne yapacak. Yanılmıyorsam son dönemde 18 kere mazota zam geldi ama toplu taşımacılığa bir kere zam geldi. Toplu taşımacının sesi çıkmaz çünkü toplu taşımacılığa zam yapmanın kendini kurtarmadığını bilir, hükümet de bunu bilir; bildiği için bırakın batsınlar der. Yani artık ben öyle düşünürüm. Eğer sen hükümetsen bir formül üretmen lazım. Toplu taşımacılık kaçınılmazdır oysa. Raylı sistem pahalı olduğu için bu ülkeye gelemez. Dünyanın her yerinde öyle yerler var ki sadece otobüsler, taksiler girer, özel araçlar girmez. Neden bu ülkeler bu önlemleri alır. Hem toplu taşımacılığı korumak hem çevre kirliliğini, trafik yoğunluğunu düşürmek hem de ekonomiye katkı sağlamak için. Biz çok geç kaldık. O kada çok T izni verdi ki hem herkes birbirini yer hem de kimse para kazanmaz bu işten. Dolayısı ile ya bizim aklımız başımıza gelecek ve hükümet olarak gelin bir şey yapalım diyeceğiz ya da birileri gelecek kulağımızdan tutacak, yapın bunu diyecek. Sadece toplu taşımacılar değil mağdur olan ama toplu taşımacılık son yıllarda tamamen bitirildi. Öyle söylenildiği gibi turist akını falan da yok.

 

·        YD: Ama hükümet yetkilileri son zamanlarda turizmde çok büyük bir artış olduğunu söylüyor...

·        Gece: Kumarhaneler bizi ilgilendirmez. Belki Ercan Havalimanı’na giriş sayı olarak fazladır ama işçiler var, askerler var, gelip kumarhanelere girip kumar oynayıp hiç Lefkoşa’yı hatta girdiği şehri bile görmeyip geri gidenler var. Bunlar yüksek miktardadır. Eğer bir turist bu ülkeye gelip de çıkıp Pazar gezmeze, alış veriş etmezse, tarihi yerlere gidip orları tanımazsa, bize para bırakmazsa o turistin bize ne faydası var ki. Topluma hiçbir faydası yok. Öyle turist gelmez olsun. Geçmişte turizm vardı. Geçmişte Almanlar, İtalyanlar gelirdi. Tabii belli bir süre sonra gerek rumların baskısı ile gerek bizim yanlış politikalarımız sonucu ayakları kesildi. Ama getirdiğimiz gruplardan inanın eve gidemezdim ben. Gündüz 7-8 otobüs  tarihi yerleri gezdirirdik. Kıbrıs’ta üretilen el işlerini hep satın alırdı bu insanlar. Gece de Girne’ye tavernaya yemeye içmeye götürdük. Şimdi öyle bir turizm yoktur. 

“ÖNEMLİ OLAN SEKTÖRLERİ KORUYUP, PARA KAZANACAK GÜCE GETİRMEK”

 

·        YD: Ülkemizde alınan ekonomik tedbirler hakkında ne düşünüyor sunuz?

·        Gece: Biz hükümet olarak kendi halkımızı, kendi çevremizi, KKTC’yi ve onun durumunu bilerek oturup bir formül, bir ekonomik program uygulamadıkça bu programlar olmaz. Dışardan gelme ekonomik programlar hiçbir zaman bizim işimize yaramadı. Siyasilerin oturup bu ülkenin şartlarını göz önünde bulundurup sivil toplum örgütlerinin katkısı ile sektörlerin işleyişini de göz önünde bulundurarak bir şeyler üretmeleri gerekir. Yoksa böyle dışardan gelen programlarla bunu yapın, onu satın, bunu üretin demekle olmuyor. Satmanın sonu yok ya. Bugün telefon dairesini satalım yarın öbürünü. Sonuçta hiçbir şeyimiz kalmayacak. Önemli olan sektörleri koruyup, sektörleri para kazanacak güce getirmek ve onlardan vergi almak. Eğer sen her sektörü biribirine düşürür, kaos yaratırsan ve o insanlar para kazanamaz, kimseden vergi bekleyemezsin. Devletimizin bir politikası yok günlük politikalarla böyle devam eder. Bu politikalarla da nere geldiğimiz açıktır. Devlet olarak da battık, sektör olarak da. İyiye gideceğimize kötüye gideriz.

“ERCAN HAVALİMANI’NIN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE KARŞIYIM...”

 

·        YD: KIBHAS Direktörüsünüz aynı zamanda. Ercan Havalimanı’nın özelleştirilmesi sizi nasıl etkileyecek?

·        Gece: Ben kişi olarak Ercan’ın özelleştirilmesine karşıyım. Bir ülkede bir tane havaalanı o da bizim olması lazım. Bizi ne kadar etkileyecek, bunu kestirmek çok zor. Ne yapılacağını tam bilmiyoruz. Yani nelerin özelleştirilip özelleştirilmeyeceğini bilmiyoruz. Biz endişeliyiz şirket olarak. Bu nedenle bizi ne kadar etkileyecek veya etkileyecek mi diye bir çalışma başlattık. Kim devralacak, şartları ne olacak çok önemli. Devlet neresini verecek, sadece alanı mı yoksa çevresini de mi verecek bilmiyoruz. Belki bizi dışarı atar gelecek olan, biz de yollarda başlarız yolcu taşımaya. Her gün bir endişe ile yaşamaktan da usandık artık; bir olumsuzlukla, ne olacağımızı bilmeden yaşamaktan usandık.

 

·        YD: Toplu taşımacılığın geleceğine yönelik beklentileriniz neler?

·        Gece: Beklentimiz belki bir gün öyle bir hükümet gelir ve der ki bu toplu taşımacılığı ben düzelteceğim. Bu ülkedeki toplu taşımacılığı canlandıracağım, destek çıkacağım. Umarım bir gün toplu taşımacılık bu ülkede ilerler, herkes de evinden çıkarken toplu taşıma araçlarına biner işine gider. Bir düzen içerisinde kaygısızca ne saat araba bulacağım diye endişe etmeden. Böylece trafik kazaları da azalacak. Çok ciddi bir çalışma ister bu ve çokta geriye atılmamalı. Ekonominin temel taşlarından biridir ama daima geride tutulur toplu taşımacılık. Binlerce aracımız var. Her ay petrol için, yedek parça için yurtdışına ne kadar para veririz. Bu şekli ile ekonomik değil. Tam bir israf. Bunu bir gün öğrenecekler inşallah.


 

“Hükümetin toplu taşımacılık politikası yok”

 

·        YD: Toplu taşımacılıkta bir sistem oturtulamadı, bir düzen yok. Neden?

·        Gece: Çünkü toplu taşımacılıkta hükümetin bir politikası yok. Hiçbir hükümetin olmadı. Bu konuda bir politika geliştirilmesi lazım. Aslında toplu taşımacılıkta bir rutin vardır ama işte Türkiye’de olduğu gibi o yoğunluk, insan akışı olmadığı için insanlar sabah gelir köyünden, akşam gider. Ben Kar-İş’in başkanlığını da yaptım senelerce. En büyük sorun her köye gerekli gereksiz T izni verilmesi. Devlet dairelerinde iş veremediklerine de işte T-izni veriyorlar, politik olarak. Halbuki öyle küçük köyler var ki kaldırmaz. O adama sen izin verirken aslında iyilik etmiş değil kötülük etmiş oluyorsun. Adam ona para yatıracağına başka bir yere yatırır. Belki köyünde zeytinleri varsa onlara daha fazla ilgili gösterir. Ama sen ona toplu taşıma izni verdiğinde adam olmayan bir şeyle durmadan yoğrulur, iş yaptığını zanneder. Serbest ekonomi de toplu taşımacılıkta olmaz. Çünkü, denetim devletin elinde,  fiyatları devlet belirler, biz her gün istediğimiz fiyatı koyamayız ki. Dolayısıyla serbest ekonomi olup da işte fiyat düşürecek ya da daha kaliteli hizmet verecek bir ortam olmaz. İnsanları rekabet ettirip kırdırmanın, yollarda yarış ettirmenin anlamı yok. Mazot aldı başını gider. Benzinden yukarı çıktı. Çoğu arabalarımız euro dieseldir artık. İnsanlara taşımacılık izni verirler ama insanlar para kazanmaz. Maliye Bakanı çıkar der ki vergi vermezler. Kazanmayan adam nasıl vergi verecek. Kim isterse gelsin hesabını yapsın. Biz yıllardır yaparız bu işi her geçen yıl zarara çalışırız. Hep zararda. Bir kişi ben kazanırım diyemez. Eğer öyle derse de hesabını bilmez.

“KÖYLER TEK BİR ŞİRKET HALİNDE BİRLEŞTİRİLMELİ”

 

·        YD: Ne yapılmalı sizce?

·        Gece: Bu konuda bir Devlet politikası lazım. Rum tarafı sonunda yaptı. Avrupa Birliği’nin baskısı ile mi yaptı yoksa kendileri mi akıl etti de yaptı bilmem ama bütün köyleri, tek bir şirket halinde birleştirdiler. Bizim de köyleri birleştirmemiz lazım. Mesela Yeşilırmak’tan Lefkoşa’ya kadar bir çok küçük köy var. Her köyden bir araba çıkar sabah gelir Lefkoşa’ya akşam gider. O köylüyle de bir faydası yok. Halbuki hükümetin öyle bir politikası olsa ve hepsini birleştirse -ki dediğim gibi rum tarafı yaptı bunu- ve dese ki bundan sonra böyle çalışacaksınız, herkes payına düşeni alacak. Ama sabah gelip akşam gitmeyeceksiniz de yarım saatte bir gelip gideceksiniz dese. O zaman o çevredeki insanlara da daha fazla katkısı olmaz mı. İnsanlar istediği saat araba bulacak, kendi arabasını yola çıkarmak zorunda kalmayacak. Çevre kirliliğinden bahsederiz. Ses kirliliğinden. Bunun nedeni binlerce araç. Bu kadar araca ihtiyacımız yoktur şehir içlerinde. Park sorunu, trafik sıkışıklığı, çevre kirliliği yaşanır.

 


 

“Halkın içinde değiller, halkı bilmiyorlar”

 

·        YD: Sayın Halil İbrahim Akça, ekonomik programa gizli bir destekten bahsediyor...

·        Gece: Neresine destek var bu programın... Bence halkın içinde değildirler, halkı bilmiyorlar. Sayın Akça’nın görevi değildir aslında bu. Sayın Akça’yı kınamıyorum. Bizim hükümetlerimizin verdiği yanlış intibalardır bu insanları öne çıkaran. Yani bizim tedbirler almamız, açıklamamız lazım. Her geçen yıl çok daha kötü bir yola gideriz. Bence biz yanlış insanları seçeriz. Kim bize yakınsa. İşte İbrahim’i seçelim de bir şey istediğimizde ararız kendini diye düşünürüz. Eğer çocuk-çoluğumuzun, torunlarımızın geleceğini düşünürsek böyle düşünmememiz lazım, çok yanlış yoldayız halk olarak. Tabii hükümetler de üstlerine düşeni yapmıyorlar. Hakikaten bir kaos içinde gideriz. Hükümetlerin insanların içine inmesi lazım. Herhangi bir sektörün birliğini gidip de ziyaret etme ile değil, sektörlerin içine girip insanların nasıl, neler çektiğini görmeleri lazım. Maalesef bazı birliklerimiz de siyasileşti artık. Sivil toplum örgütleri de siyasileşti ve gerçeklerden kaçıyorlar, görmezden geliyorlar. Oysa yanlışsa yanlış yapar diyeceğiz. Kim isterse olsun; ister Cumhurbaşkanı, başbakan olsun ister büyükelçi olsun. Yanlışa yanlış diyeceğiz ve bundan da kaçmayacağız eğer doğru yola girmek istersek. Yoksa onun bunun gözünü boyama ile bir yere varacağımızı hiç zannetmiyorum. Zaten bugünlere de böyle geldik. Onun bunun gözünü boyayarak.

 


Bir cümleyle

Ekonomi: Huzurlu yaşam

Para: Rahatlık

Döviz: Hiç duymak istemediğim şey

Hükümet: Varlığı yokluğu belli değil

Özelleştirme: Kaos

Medya: Onları da duyan yok

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 809 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler