1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TOPLANTIYI TERK ETTİLER
TOPLANTIYI TERK ETTİLER

TOPLANTIYI TERK ETTİLER

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi, meclisten geri çekilen Sosyal Güvenlik Değişiklik Yasa Tasarısı’nda yapılacak düzenlemeleri ele almak üzere, bu sabah işveren ve işçi sendikalarıyla bir araya geldi. Bakanlık toplantı salonunda ge

A+A-

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi, meclisten geri çekilen Sosyal Güvenlik Değişiklik Yasa Tasarısı’nda yapılacak düzenlemeleri ele almak üzere,  bu sabah işveren ve işçi sendikalarıyla bir araya geldi.

Bakanlık toplantı salonunda  gerçekleştirilen, zaman zaman karşılıklı tartışmalar yaşandı, ortam gerildi.

Türk-Sen ve Dev-İş, yasa tasarısı konusundaki görüşlerini daha önce sunduklarını ve bunların dikkate almadığını, Sosyal Sigortalar’ın durumunu görüşmek üzere geldiklerini ve bu konu ele alınmayacaksa toplantıya katılmayacaklarını belirterek, basına açıklamalar yaptıktan sonra toplantıyı terk ettiler.

DEV-İŞ Genel Başkanı Mehmet Seyis toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “Toplantı göstermelik, yasa hakları geriletiyor” açıklaması yaptı.

 


BASIN AÇIKLAMASI

 

Bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çağrısı ile Bakanlıkta yapılacak olan toplantıya, ciddi ciddi Çalışma Yaşamındaki sorunların ve çözüm önerilerinin tartışılacağı umudu ile DEV-İŞ olarak katıldık.

 

Ancak toplantının amacının çalışanların Sosyal Güvenlik haklarını budayacak olan yasa tasarısının “Demokratiklik Gösterisi” altında yeniden getirilmesine ve sendikalarımızı da hak budamaya ortak etmeye yönelik olduğu ortaya çıktı.

 

Bu çerçevede DEV-İŞ ve TÜRK-SEN olarak bu göstermelik toplantıyı terk ettik. Sendikalarımız, Sosyal Sigortalarda yaşanan sorunların suçlusunun hükümetler olduğunu ve bu sorunun yasa değişerek çalışanlara bedel ödetmekle değil, yaşanan olumsuzlukların ortadan kaldırılması ile kuruma borcu olan devlet ve işverenlerin borçlarını ödeyerek, kayıt dışılığa ise son verilerek aşılabileceğini vurguladık.

 

Çalışma Bakanına bir süre önce bu konudaki DEV-İŞ tesbit ve çözümlerini içeren bir metin vermiştik. Duruşumuz aynı noktadadır ve ek’te konuya ilişkin görüşlerimizi bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz.

 

 

 

 

ÖZEL SEKTÖR ÇALIŞANLARININ DURUMLARI

 

Özel Sektör çalışanları yurttaş veya yabancı işçi tümü de büyük oranda yasalarımızda var olan 8 saat çalışma, ek mesai ödeneği, yıllık ödenekli izin hakkı, bayram ve resmi tatil günleri uygulaması gibi haklar ile işçi sağlığı iş güvenliği kurallarından yoksun olarak çalıştırılmaktadırlar.

 

Bu insanlarımızın iş güvenceleri de olmadığından örgütlenmede de sıkıntılar yaşamakta, ‘Sendika, Yasa, Hak Hukuk’ diyenler işsiz kalmaktadırlar. Özel sektör çalışanlarının, çalışabilme olanakları mutlaka patronların iki dudağı arasından kurtarılmalıdır. İşveren Örgütleri ile İşçi Örgütlerinin sosyal taraflar olup Sosyal Diyaloğa girebilmesinin yolu ayni alanda olabilmelerinden geçer. Yani Özel Sektör Çalışanları Sendikalı olmalıdır Sosyal Taraflar ifadesi anlam kazanabilsin.

 

Bu çerçevede, Çalışma Dairesi denetimleri çoğaltılmalı ve Özel sektör çalışanlarının  da örgütlenmesinin önü pratik olarak açılmalıdır. AB Sosyal Şartı ile tüm AB ülkelerinin çalışma yaşamına temel olarak kabul ettiği ILO Konvansiyonları eksiksiz uygulanmalıdır.

 

 

KAÇAK İŞ GÜCÜ, YABANCI İŞÇİLİK VE AŞIRI NÜFUS

 

Aşırı Nüfus ve Kaçak işçilik konusu ülkemizin en önemli sorunlarından birisidir. Bu sorun gerek ekonomik, gerek sosyal ve demokrafik, gerek asayiş, gerekse insani konularda olumsuz gelişmeleri tetikliyor. Kayıt altına alma olayı ise, hala yurttaşlarımıza iş olanağı sağlamaktan ve yabancı işçilerin insani çalışma koşullarına kavuşmasından uzak bir noktadadır.

 

Konuya “İş Gücü Açığı” ihtiyacı çalışması yapmadan “Ucuz İş Gücü” sağlama olarak yaklaşılması demokrafik yapımızın da bozulmasına neden olmaktadır. İşine son verilen veya işi bırakan yabancı işçilerin de ülkeyi terk etmemesi ve tamamen turist olarak ülkeye gelen bazı insanların ülkeden çıkmaması da bozuşmayı tetiklemektedir.

 

Bu konuda yaşanan sorunlara, işçilere ceza kesmek ya da ceza bağışı yapmakla çözüm bulunamaz. Normal ülkelerde olduğu gibi ülkede kaçak yaşayanlar tesbit edilip insani koşullarda ülkelerine dönüşleri sağlanmalıdır. Ülkede kaçak işçiliği daha çok kar uğruna teşfik eden işverenler ise cezalandırılmalıdır.

 

Konu “Ucuz İş Gücü” olarak değil, “İş Gücü Açığı” olarak ele alınmalı ve Yerli işçi bulunamaması, ilgili alanda iş gücü açığı olması halinde Yabancı İşçi istihdamı yapılmalıdır.

 

Devletin konuya yaklaşımı ise şu 3 temel unsuru içermelidir;

1-  Demokrafik yapıdaki bozulmayı düzeltmek.

2- Kıbrıslı Türklerin istihdamı ve çalışma koşullarını olumsuz olarak etkilemeyecek politikaları sağlamak.

3- Yabancı işçilerin ücretleri ve iş koşullarında, Kıbrıslı Türk çalışanlarla ayni koşulların ve eşitlik ilkesinin olmasını sağlamak.

 

 

ASGARİ  ÜCRET

 

Asgari ücret belirlemesi kriterleri arasında “İşçi ve ailesinin insanca yaşam için gereksinimlerini karşılayacak ücret” gibi ilkeler bulunmasına rağmen 2011 yılı için belirlenen ücret, insanca yaşamaya yetecek bir ücret olmaktan çok uzaktır.

 

Ülkemizde Asgari ücret belirlemesinin başladığı 1977 yılından bu yana bir ilk gerçekleşmiş ve 2010 yılı için Asgari Ücret belirlenmemiştir. 2010 yılının sonuna yakın 2011 için belirlenen Asgari ücret artışı ise günde 1 litre süt alınabilecek miktarda bile olmamıştır.

 

Bu çerçevede Çalışma Bakanlığının hiç zaman geçirmeden Asgari Ücret Belirleme Komitesini toplayarak insanca yaşamaya yetecek bir Asgari Ücret belirlenmesine katkı koyması  gerekmektedir.  Çünkü “Sefalet Ücretine, Kölelik Koşullarında çalışan işçilerden ne verimlilik, ne de işe bağlılık beklenebilinir.

 

 

SOSYAL SİGORTALARIN SIKINTILARI

 

Sosyal Sigortalar sistemimiz 1977 yılında yürürlüğe girdi. Sistemimiz 15 ve 25 yıldan yaşlılık ödeneği verecekti. Bu durumda ilk 15 yıl emeklileri 1992, ilk 25 yıl emeklileri de 2002 ödenek alacaktı. Ancak 1980’li yılların başlarından bu yana bu fon emekli ödemeye başladı. Hükümet o dönem Sigortalıların yatırdığı paralardan gollifa dağıtır gibi emekli maaşı bağladı.

 

Sosyal Sigortalar Fonu 3 ayak üzerine kurulmuştur, İşçi + İşveren + Devlet. Devlet ayağı, üzerine düşen yatırımları hiç yapmadı. Bugün Devletin fona 410 milyon TL’yi aşan borcu vardır. İşveren ayağı bazen yatırdı, bazen yatırmadı. Yatırmadığı dönemlerin faizleri ise sık sık affa girdi. Yani işçinin parası, işverenin cebine kondu. Bugün hala Fona kayıtlı binlerce çalışanın yatırımı işverenler tarafından yatırılmıyor.

 

NE YAPMALIYIZ?

 

*Devlet yapmadığı yatırımları yapmaya başlayarak, fona olan borçlarını kapatmalıdır. Gerek mücahitlik, gerek ise güneydeki çalışmaları hizmet süresi olarak eklenenlerin o sürelerdeki yatırımları devlet tarafından yapılmalıdır.

*İşverenlere yapılan faiz afları, bir daha yapılmamalı ve yapılan aflar karşılığında işveren yatırımları makul sürelerde ve miktarda artırılmalıdır.

*Tüm AB ülkeleri ve çağdaş ülkelerde Sosyal Güvenlik Fonları 4 ayak üzerinedir. 4. ayak lüks tüketimden elde edilen gelirlerden oluşur. Bu ayak bizde de oluşmalıdır.

*Halen Fona kayıtlı olup da yatırımları yapılmayan çalışanların prim + depozitleri faizleri ile birlikte işverenlerden tahsil edilmelidir. Kaçak olgusu ise, sona ermelidir.

 

EMEKLİ YAŞI KONUSU

 

Herşeyden önce belirtmek gerekir ki hastalığa neden olan olguların tekrarlanması ve fonun gelirlerini artırıcı önerilerimizin yapılmaması durumunda bu hasta fon yaşayamaz ve Hükümetin yapmak istediği emekli yaşını yukarılara çekmek de günü kurtarmaktan ileri gidemez. Emekli yaşını zorunlu olarak yükseltmek yanlıştır.

 

Ayrıca yaş konusunda zaten alınan bazı tedbirler vardır. Örneğin, Kamu ve  diğer Kamu İştirakli İşletmelerde hem emekli maaşı alıp, hem de çalışılmasına engel olan düzenleme ile büyük oranda insanlar emekli maaşı değil, çalışmayı tercih etmiştir. Özel sektörde ise zaten, istisnalar hariç insanlarımızın 50 yaşında 25 yıl yatırımı olan çok azdır. Yani fiiliyatta emekli maaşı alma yaşı aslında yükselmiştir.

 

Bizim ülkemizdeki emekli yaşının başka ülkelerle kısaylanması yanlıştır. Çünkü KKTC’de sigortalıların ödediği prim oranı kısay yapılan ülkelerdeki çalışanların yatırdığı primden çok yüksektir. Zaten emekli yaşının geçmişte 50’ye düşürülmesinin nedeni de primlerin yükseltilmesi idi. Yine kıyas yapılan ülkelerdeki Fert Başına Düşen Milli Gelir ve Yaşam standartları göz ardı edilmemelidir.

 

Ayrıca bilinmesinde fayda var ki, herhangi bir şahıs, herhangi özel bir sigorta şirketine gider ve belli bir süre karşılığında yatıracağı para karşılığı, yine anlaşılan yaşa geldiği zaman bir maaş alacağı konusunda yasal bir mukavele yaparsa, maaş alma yaşını tek taraflı olarak özel sigorta şirketi uzatamaz. Yani özel bir şirketin bile yaptığı anlaşmaları tek taraflı değiştirme hakkı yokken, Devletin böyle bir hakkı hiç olamaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1783 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler