1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Tolstoy’un Aforozu
Tolstoy’un Aforozu

Tolstoy’un Aforozu

Yalın, eksiksiz, her şeye ve herkes rağmen, kimseden korkmadan gerçeği, sadece gerçeği seven biriydi Tolstoy. Kendi hakkına, ülkesi hakkında, dini hakkında, inancı hakkında gerçeği seven, arayan, söyleyendi.

A+A-

ulas-gokce-019.jpg

Lev Tolstoy, tarihin tam ortasında yer alan dev bir yanardağdır; zaman zaman durulur, bazen patlar, bir gün tüm dünyayı ateşe saracağından korkulur. Ölüm gününden uzaklaştıkça Tolstoy’un dünya üzerindeki etkisi azalmaz, belki de derinleşir, kurumsallaşır. Tarihin en önemli yazarlarından Tolstoy aynı zamanda büyük bir eğitim bilimci, devrimci, dinbilimciydi, feylesoftu.

1917 Ekim Devrimi’nin gerçekleştirdiği zemini yaratan oydu. Mahatma Gandi’den dini tarikatlara, pasifistlerden vicdani retçilere, vejetaryenlerden sosyalistlere ve anarşistlere çok geniş bir kesimi etkileyen oydu. Tolstoy, siyasetten felsefeye, fizyoloji ve pedagojiden ekonomiye kadar çok geniş alanda etkisini sürdürmeye devam ediyor. 

Yalın, eksiksiz, her şeye ve herkes rağmen, kimseden korkmadan gerçeği, sadece gerçeği seven biriydi Tolstoy. Kendi hakkına, ülkesi hakkında, dini hakkında, inancı hakkında gerçeği seven, arayan, söyleyendi.

KONT TOLSTOY

Tolstoy kendi kendini defalarca öldürüp yeniden yaratan biriydi. Rusya’nın en önemli ve en köklü, en etkili ve en zengin ailelerinden birinde doğmuştu. Doğduğunda unvanı Kont’tu: Kont Tolstoy. Binlerce kölesi ve köyü olan, zengin bir insan, soylu. İyi bir eğitim almak, zengin olmak, güzel kadınlarla birlikte olmak, rahat ve huzur ve zenginlik içinde bir yaşam sürmek, iyi bir Ortodoks Hıristiyan olmak için doğmuş ve çalışmıştı önce. 19. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Tolstoy bu geleneklerle ve konumuyla, bünyesinde kodlanmış hayat yoluna isyan eder. Zenginliği, başkalarının mutsuzluğu üzerine kurulu huzuru ve refahı, devleti ve gücü, küçük ve büyük iktidarı reddeder. Ama önce içindeki geleneksel Hıristiyan’ı öldürür. Öldürür ve tüm reddettiği unsurlar birlikte yeni bir inanlı, yeni bir Hıristiyan ve yeni bir insan yaratır.

Önce “İnancım nedir?” isimli eser vardı. Sonra Tolstoy genel olarak din ve Hıristiyanlık hakkındaki düşüncelerini Diriliş romanında ortaya koymuştu. Eserde Ortodoks ve Katolik Kiliselerinin temel öğretilerini açıkça reddetmişti. Tolstoy’da tanrı tekti. Hıristiyanlıkta ise tanrının üç sureti vardı: Ruh, baba ve oğul. Tolstoy ise Hıristiyanlığın en temel öğretisi olan İsa’nın tanrısal özelliğini tümden reddetmişti. Tolstoy’a göre İsa çok önemli bir bilgeydi. Ama tanrısal bir özelliği yoktur, Tanrı’nın oğlu olduğuna dair sözleri bir çeviri hatasıydı ve özellikle ölüp yeniden dirilmemişti.

KİLİSE VE İSA

Tolstoy’a göre kilise öğretisi İsa’nın öğretisine tamamen aykırı, büyücülük ve yalanlarla, iktidarla kuşanmış, tamamen zararlı bir uğraştı.

Tolstoy, İsa figürünü kilisenin iktidar alanından tamamen çıkarma uğraşındaydı. Temiz, ahlakçı, zenginliği ve gücü tamamen reddeden, bilge bir İsa… Keskin bir ateistten sevginin tanrısına ulaşmıştı yazar. Tolstoy’un tüm tanrı algısında ve daha sonra Tolstoyculuk olarak anılacak öğretisinde İsa’nın şu sözleri vardı: “Göze göz, dişe diş’ dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin.”

Böylece Tolstoy yaşadığı dönemde sadece dinle değil, her türlü iktidarın tümüyle çelişki ve çatışma içerisine girer. Tolstoy’un kötülüğe karşı direnmeme, vicdani retçi, savaş karşıtı tavrı okyanusların ötesine, tüm dünyaya ve Rusya’ya yayılır.

AFOROZ

Rus Ortodoks Kilisesi Kutsal Sinodu 1901 yılında Kont Lev Tolstoy’un Kilise’den uzaklaştırılmasına karar verir. Çar II. Nikolay ve pek çok din adamı ile tutucu çevreler bu kararın, toplumsal huzuru bozacağı ve Tolstoy’u kahramanlaştıracağını söyleseler de karar verilmiştir.

Karar Rusya’da ve dünyada çok ciddi tartışmalara neden olur. Bir taraftan Tolstoy, zamanın tüm ilerici ve aydınlık kesimlerinin desteğini alır, diğer bir taraftan Rus Ortodoks Kilisesi her türlü tartışmaya, özgür düşünceye ve diyaloğa karşı olduğunu ispatlayarak, adeta peygamber kabul edilen bir feylesofu, bir halk adamını, dünyaca ünlü bir yazarı aforoz ederek Rus entelektüel kesimiyle arasındaki tüm köprüleri atar. Artık yüz yıl sürecek bir çatışma başlayacaktır.

DESTEKLER

Dünyanın dört bir yanından binlerce insan Tolstoy’a mektup, telgraf yollar, onu ziyaret ederek tebrik eder… Ancak binlerce inanlı da Kont’u ölümle tehdit eder. Artık tüm Rusya ve dünya bunu konuşmaktadır. Tolstoy Kilise’nin bu kararına birkaç ay sonra cevap verir.

Cevabın başında Coleridge’in şu sözleri vardır: “O ki Hıristiyanlığı hakikatten daha fazla sevmeye başlar; sonra kendi mezhebini veya kilisesini Hıristiyanlıktan daha fazla sever; sonunda kendini her şeyden daha fazla sevmeye başlar.” Yazar cevabında Kilise’nin kararının hükümsüz olduğunu çünkü böyle bir kiliseye zaten bağlı olmadığını söyleyerek öğretisini tekrarlar ve Coleridge’e atıfta bulunarak mektubu şu şekilde bitirir: “Ben bunun tersi bir yoldan gittim. Ben önce Ortodoks inancımı kendi huzurumdan daha fazla sevdim, sonra Hıristiyanlığı kendi kilisemden daha fazla sevdim. Şimdi de hakikati, dünyadaki her şeyden daha fazla seviyorum. Bugüne kadar da hakikat, benim anladığım şekildeki Hıristiyanlıkla uyuşuyor. Huzurlu bir şekilde bu Hıristiyanlığa bağlıyım ve neşe içinde yaşayıp, huzur ve neşe içinde ölüme yaklaşıyorum.”

Tolstoy öldüğü dakikaya kadar şiddete direnmemeye ve kilisenin doktrinlerini reddetmeye devam eder. Ne ölüm yatağında, ne de öldükten sonra Kilise veya rahipler veya Hıristiyanlık inancıyla ilişkilendirilmek istemez. Haçı olmayan bir mezarda, hiçbir dini tören olmadan, “Yaşayanları rahatsız etmeyecek şekilde hızlıca” gömülmeyi ister.

116 YILLIK GEZEGEN

Binlerce köylüye toprak, ekmek, umut, eğitim veren, tarihin insandan, hoşgörüden ve umuttan yana tüm öğretilerini sözlerinde toplayan birini Kilise reddetmişti. Cinsellik, alkol, sigara, zenginlik, ev, kıyafet, et, unvan, makam, şan ve şöhret… Her şeyi tümden reddeden, paradan nefret eden, tüm zenginliğini halkına bağışlayan, ailesine hiçbir şey bırakmayıp halkına bırakmak için çok çok uzun yıllar uğraş veren, hayatı boyunca tanrıyı, inancı, insanı arayan ve tümünü birden insan sevgisinde bulan bir yazar Kilise’den atılmıştı. Kilise, devlet gibi bir iktidar aparatı olduğunu ispatlamış oldu.

Şubat ayında Tolstoy’un aforoz edilişinin 116. yılıydı. 116 yıldır bitmeyen bir tartışmadır bu. 116 yıldır Tolstoy bir gezegen olarak var olmaya devam ediyor. Kilise ise bu gezegenden kopup kainatta kendi başına dolaşan bir parçacık oldu.

 

 

Bu haber toplam 904 defa okunmuştur
Etiketler :
Adres Kıbrıs 357 Sayısı

Adres Kıbrıs 357 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler