1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TMT tarihinde kısa bir yolculuk
TMT tarihinde kısa bir yolculuk

TMT tarihinde kısa bir yolculuk

Dün 1 Ağustos’tu. Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü. Bir süre önce bu teşkilatın başından sonuna dek hep var olmuş, direniş örgütünün çeşitli kademelerinde ama çoğu zaman da hep kilit noktalarında olmuş bir komutanla TMT&#

A+A-

 

Kanunname: Mutluluğu uzaklarda ararken, yüreğimizin keşfedilmemiş derinliklerine bakmayı unutmayalım…

 

TMT tarihinde kısa bir yolculuk…

 

Dün 1 Ağustos’tu. Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü. Bir süre önce bu teşkilatın başından sonuna dek hep var olmuş, direniş örgütünün çeşitli kademelerinde ama çoğu zaman da hep kilit noktalarında olmuş bir komutanla TMT’yi konuştuk. Tarihin karanlık, sır perdeleriyle örtülü, Kıbrıslı Türklerin belki de en bilinmeyen ve merak edilenleriyle dolu çok ama çok yakın bir geçmişi irdeledik. Samimi ve dobra dobra… Bu kişi TMT komutanı Aydın Samioğlu’ndan başkası değildi. Samioğlu ile yaptığımız bu uzun soluklu röportajı sonbaharda “Galata Yayınları”ndan çıkacak “Kıbrısıma: Tarihe Sözüm Var” adlı kitabımda detaylarıyla okuyacaksınız. Yakın tarihimize dair daha birçok röportajla birlikte… Bugün sizlerle Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü vesilesi ile bu röportajdan tarihimize dair bazı notlar aktarmaya çalışacağım.

 

MİLLİYETÇİLİK AKIMLARI…

Kıbrıslı Türkler, EOKA’nın başlangıç gününü ilk eylem yaptıkları gün olan ve ilk bombaların patladığı 1 Nisan 1955 olarak kabul ederler. Aslında Kıbrıs’ta Enosis sinyalleri ilk kez 1915’de ortaya çıkmaya başladı. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu Almanya’nın yanında, Yunanistan ‘da İngiltere’nin yanında yer alınca Rumlar savaştan sonra İngiltere’nin adayı Yunanistan’a bırakacağını umut etmeye başlarlar. İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra da bir grup Rum, Yunanistan kanalı ile İngiltere’ye gider ve bu taleplerini İngiliz Hükümeti’ne iletir. Dönüşte bu Rum ekip Limasol Limanına çıktığında,  Rum ada halkı tarafından büyük bir heyecanla karşılanırlar. O günlerde Kıbrıslı Türk gazetelerinin manşeti şöyle olmuştu: “Enosis gümrükte kaldı!” Kıbrıslı Türklerde direniş örgütü kurma faaliyeti Dr. Fazıl Küçük’le başladı. Kıbrıslı Türklerin ilk direniş örgütü EOKA’nın kuruluşundan birkaç ay sonra kurulan ‘KİTEM’di. Bu kısaltılmış vurgunun açılımı ‘Kıbrıs’ın İstiklali İçin Türk Mukavemet Birliği’dir. ‘KİTEM’ o günün aydınlarının kurduğu küçük bir zümreye hitap eden bir örgüttü. Bir müddet sonra öğretmen Selçuk Osman, dülger Şakir Özel ile birlikte yine Dr. Fazıl Küçük’ün direktifiyle ‘VOLKAN’ı kurarlar. Volkan daha geniş çapta bir örgütlenmeye gider. ‘KİTEM’ bütün yetkilerini ‘VOLKAN’a devreder. Yine o günlerin bir başka direniş örgütü de ‘Kara Çete’dir. Bu direniş örgütü kontrol altına alınamayan gençlerin kurduğu bir örgüttü.

Kurulan bu direniş örgütlerinin görevleri halkın moralini yüksek tutmak, mitingler düzenlemek ve Kıbrıslı Türklerin ENOSİS’e karşı olduğunu göstermekti. Silahsız bir direnişti bu. Silah yoktu. O günlerde bir parola vardı. “Her eve bir av tüfeği alınsın!” Aydın Samioğlu anılarının burasında bir de espri yapar: “Her eve bir av tüfeği alınacak diye tüfek ithalatçısı Rumları zengin de ettik!”

 

TMT PROJESİ ANKARA KAPILARINDA…

Ancak Kıbrıslı Türk liderler, o günlerde adanın her kesimini kapsayacak, silahlı gücü ve savaş yeteneği olan bir örgütün gerekliliğine çok inanırlar. İşte bu nedenle Dr. Fazıl Küçük Türkiye’nin Kıbrıs’ta bir direniş örgütü kurması için çok büyük çabalar sarf eder. Adnan Menderes’le görüşebilmek ve ona konuyu anlatabilmek için günlerce Türkiye’de bekler. Bu arada da Kıbrıs’ta Dr. Fazıl Küçük’ün çok yakın arkadaşı ve kiracısı olan Rauf Raif Denktaş; ki o günlerde İngiliz Hükümeti’nin savcısı olarak görev yapmaktadır, Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Türkiye Konsolosluğu’nda ataşe olarak görev yapan Kemal Tanrısevdi Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurarlar.

Kıbrıs’ta yine aynı günlerde Rauf Raif Denktaş Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu başkanlığına seçilir. Ancak aynı zamanda İngiliz Hükümeti savcısı olduğu için Türkiye Cumhuriyeti tarafından davet edilemiyor ve muhatap alınamıyordu. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, İngiliz müstemleke yönetiminde görevli bir kişiyle siyasi konuları görüşmeyi uygun bulmuyordu. Aydın Samioğlu o günlerde Ankara’daydı ve Türkiye Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı ile yakın ilişkideydi. Bu konunun çözümü için, onun da girişimleriyle çok uğraş verildi.

Sonuçta Rauf Denktaş, savcılık görevinden istifa eder ve Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanı olarak Türkiye’ye davet edilir.

O günlerde Kıbrıs’ta toplumsal direniş hareketinin üst düzey görevlerinde yer alanlara Türkiye Cumhuriyeti tarafından Kıbrıs Türk Kültür Derneği kanalı ile maaş ödenirdi. Bu ödemelere basın da dahildi; çünkü yerel basın toplumsal direnişin yayınları olarak algılanmaktaydı. Örneğin Dr. Fazıl Küçük’ün “Halkın Sesi” gazetesine ayda 300 KL, Cemal Togan’ın  “Bozkurt “ gazetesine de ayda 150 KL yardım yapılırdı. Daha önce Remzi Okan’ın “Söz” gazetesinin de bu yardımlardan yararlandığı bilinir…

 

ADNAN MENDERES HÜKÜMETİ’NİN KARARI…

Denktaş’ın Türkiye’ye davet edilmesinden sonra Adnan Menderes Hükümeti, bakanlar kurulu kararı ile Kıbrıs’ta bir direniş örgütü kurulmasına karar verir. Örgütün adı kuruluşundaki ismi ile kalacaktır. Çünkü bu isim “Türkiye Milli Talebe Federasyonu” ismine uymakta ve o federasyonun bir uzantısı olarak algılanmaktadır. Bu isim, o günlerdeki talebe örgütünün ismidir. Bu da direniş örgütünün ismini kamufle etmek için uygun bir durumdur. Bakanlar kurulu kararı bu isimle kamufle edilir ve böylece Kıbrıs’ta Türkiye bakanlar kurulu kararından önce kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı, kısa adı ile TMT, aynı isimle yoluna devam eder.

İşte, tarihimizde “İki TMT var” diye geçen olayın da aslı budur. İlk TMT,  Denktaş ve arkadaşlarının 17 Kasım 1957’de kurduğu TMT’dir ki; bu TMT, sonradan Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan TMT ile devam eder.

Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu bu bağlamda karar üreterek Kore’nin gazi subaylarından Rıza Vuruşkan’ı Kıbrıs’a Türkiye İş Bankası müfettişi olarak atar. Aslında müfettişlik kamuflajdır. Rıza Vuruşkan kurulan Direniş Örgütü’nün ilk Bayraktar’ı olarak Kıbrıs’a atanmıştır. Rıza Vuruşkan’ın bu göreve seçilmesi elbette ki tesadüf değildi. Rıza Vuruşkan, Kore savaşında kahramanlık gösteren isimlerin başında geliyordu. Tecrübelerinden yararlanılmak istendi. Vuruşkan, İş Bankası müfettişi kimliğiyle ve maiyetinde başka subaylar olduğu halde adaya gelir.

Aydın Samioğlu, TMT’nin kuruluş yıl dönümünü 1 Ağustos 1958’de kutlamamızı da şöyle anlatır:

“Bayraktarlık, Lefkoşa Sancağı’na bir yazı gönderir. ‘TMT ne zaman kuruldu? Görüşleriniz’

1.    Adnan Menderes Bakanlar Kurulu kararının geçtiği tarih.

2.    İlk TMT Lideri Bayraktar Rıza Vuruşkan’ın Kıbrıs’ta bir İş Bankası müfettişi olarak göreve başladığı tarih.

3.    TMT’nin ilk eylem tarihi.

Bu üç tarihten biri TMT’nin kuruluş yıl dönümü olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, ilk Bayraktar Albay Rıza Vuruşkan’ın Türkiye İş Bankası’nda işe başladığı tarih olan 1 Ağustos 1958’i TMT’nin kuruluş yıl dönümü olarak kabul eder. Biz de bu kararı onayladık.”

Ne var ki, Aydın Samioğlu’nun belirttiğine göre Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kuruluş tarihine ait karar, meclisten geçerek onaylansa da özellikle ilk kuruculardan bazıları bu kararı içine sindiremez. Onlar ilk kutlama törenlerine katılmazlar.

 “1 Ağustos 1958’de TMT kurulduğu andan itibaren Kıbrıslı Türklerin kurduğu diğer tüm direniş örgütleri tarihe karışır” diye anlatıyor Aydın Samioğlu.

Türk Mukavemet Teşkilatı kurulduğu günden başlayarak, 1976’da Güvenlik Kuvvetleri kurulana dek tarih sahnesindeki misyonunu sürdürdü.

 


Kaçırmayın…

 

Malum Temmuz ayı, tatil ayı. Herkes tatile ve denize koşuyor. Adamız beş yıldızlı tıka basa yiyip beş metre ötesindeki denizde değil de olimpik havuzunda yüzeceğiniz, Televole manzaralarıyla dolu, biz Kıbrıslı Türklere yabancı mı yabancı devasa otellerle dolu olsa da; ben yine de hala fırsat varken mütevazı binlerce yıllık tarihiyle muhteşem sahillerimizi de keşfedin diyorum.

Bir hafta sonu direksiyonu Karpaz’a doğru kırarsanız eğer Dipkarpaz köyünden kuzey sahiline doğru ilerleyin. Antik çağlardan kalma Ayfilon Kral mezarlarıyla karşılaşacaksınız ve sahilde iyi ki sit alanı ilan edilmiş o muhteşem sahil ve denizle… Caretta caretta kaplumbağalarının yumurtlama bölgesi olan sırf kum Ayfilon sahilinde denize girmek tapınmak gibi bir şey ama ne olur bir gecenizi ayırın ve güneşin batışında mutlaka denizde olun. Binlerce yıl önce kralların boşuna bu sahillerde yıkanmamış olduğunu anlayacaksınız. Bu sahile varmışken hemen yukarısındaki Oasis Restorant’ta taze balık yemeyi de ihmal etmeyim. Enfes bir lezzetle büyüleyici manzarada tarihe yolculuğa çıkın. Dipkarpaz köyü kalabileceğiniz mütevazı evlerle dolu…

 

 


 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2220 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler