1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Tirmen'den Konedra'ya giden yolun sağında bazı 'kayıp' şahıslar gömülüdür
Tirmenden Konedraya giden yolun sağında bazı kayıp şahıslar gömülüdür

Tirmen'den Konedra'ya giden yolun sağında bazı 'kayıp' şahıslar gömülüdür

Bir okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi: “Tirmen’den (Tripimenti) Konedra’ya (Gönendere – Knodhara) giden yol üzerinde bazı “kayıp” şahıslar gömülüdür. Tirmen’den Konedra’ya giderken, barajı

A+A-

Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler...

 

 

Okurlarımız bildiklerini paylaşmaya devam ediyor...

 

“Tirmen’den Konedra’ya giden yolun sağında bazı “kayıp” şahıslar gömülüdür...”

 

Bir okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:

“Tirmen’den (Tripimenti) Konedra’ya (Gönendere – Knodhara) giden yol üzerinde bazı “kayıp” şahıslar gömülüdür. Tirmen’den Konedra’ya giderken, barajı geçince, Konedra’ya taraf, sağ tarafta böyle bir gömü yeri vardır. İstersanız bir gidip araştırınız...”

Bu okurumuza sonsuz teşekkürler.

Konuyla ilgili olarak daha ayrıntılı bilgi sahibi olan okurlarımı isimli veya isimsiz olarak 0542 853 8436 numaralı telefondan beni veya 22-83607 numaralı telefondan Kayıplar Komitesi görevlisi Mine Balman’ı aramaya davet ediyorum...

 


 

“Ulukışla’da anneler bir eve, kızlar başka bir eve konduydu...”

 

Bir okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:

“Size anlatacağım olay 1974’te meydana geldiydi. Sanırım daha önce da bu yazı dizisinde biraz bu olaylardan bahsettiydiniz.

1974’te çeşitli yerlerden toplanan Kıbrılsırum esirler, Ulukışla’ya (Maratovuno) götürülmüştü. Ulukışla’nın (Maratovuno) girişinde iki ayrı eve kadınlar yerleştirilmişti. Bir evde anneler, diğer evde da kızları vardı. Maksat bu annelere ve kızlarına sistematik biçimde tecavüz etmekti. O günlerde orasının komutanı olan şahıs da, Kıbrıslırum kadınlara ve bu kadınların gencecik kızlarına tecavüz etmek isteyenler tarafından ikna edilerek, bu iş devam edip gitmişti.

Hamile bir kadına çok feci tecavüz etmişlerdi. Kadın kanlar içindeydi... Sanırım altı aylık falan hamileydi... Bu kadın hastaneye götürülüp tedavi görmüştü... Sonra o çocuğu düşürdü mü yoksa dünyaya getirdi mi bilemeyeceğim... Ama tecavüz, Ulukışla’da tutulan kadınların ve genç kızların hayatına damgasını vurmuştu.

Bazı kadınlar da bu esir kampından seçilip alınarak bir şahıs tarafından (adı yanımızda mahfuz) Çatoz’a götürülmüş ve kadının başına silah dayanarak ona da tecavüz edilmişti. Kadının bağırmaları duyuluyordu... Bu olaya kadını Çatoz’a götüren şahıstan başka, bir da polis karıştıydı sanırım ama hangi köylüydü, hatırlamıyorum. Bildiğiniz gibi Çatoz’da neredeyse 30 farklı köyden insanlar vardı... Tecavüze uğrayan bu kadının kocası ve oğlu öldürülmüş, “kayıp” edilmiş, sonra da kendisine çok feci biçimde tecavüz edilmişti. Kadın 40-45 yaşlarında çok güzel bir kadındı... Civar köylerden birisindendi (Köyün adı yanımızda mahfuz).

Bu kadına feci biçimde tecavüz eden şahıs, bazı Kıbrıslırum erkeklere da tecavüz etmişti... Ve bazı Kıbrıslırum esirlerin öldürülmesinde da rol almıştı... 74 öncesi hırsızlıklarıyla ünlüydü, daha çok Kıbrıslırumlar’dan çalar, Kıbrıslıtürkler’in mallarına ilişmezdi...

Savaş korkunç bir şey... Bunları anlatmak bile feci bir şey... Ama en fecisi tüm bu korkunç olayları yapanların, hem bu tarafta, hem o tarafta hiçbirşey olmamış gibi ellerini kollarını sallayarak gezmeleri ve hiçbir kovuşturmaya uğramamalarıdır. İşlenen bu iğrenç suçlar cezasız kaldığı sürece, ne iç huzur olabilir, ne de toplumlar arasında barış... Bugün herhangi birisi kalkıp da komşunuzun kızına tecavüz etse, polis bu işi soruşturur ve suçluyu yakalayıp mahkeme önüne çıkarır. Halbuki Kıbrıs’ta hiçbir zaman böyle bir şey olmadı. Yapanların yanına kaldı. Hatta bazıları her iki tarafta da yüksek görevlere getirildi, neredeyse ödüllendirildi... Ödüllendirilmemiş olanlara da kimsecikler ilişmedi, sanki hiçbirşey olmamış gibi hayatlarına devam ettiler ve ediyorlar...”

 


 

“Kömürcü’de futbol sahası yakınındaki mağaralara bazı kayıplar gömülmüş olabilir...”

 

Bir okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:

“Şu anda Kömürcü’de kazılar yapılıyor ve bazı kayıp şahıslardan geride kalanlar bulunuyor. Kömürcü’de bu kazı alanı yakınındaki futbol sahasının yakınında bulunan mağaralara da bazı kayıpların gömülmüş olabileceği yönünde söylentiler mevcuttur. Lütfen bu konuyu siz da, Kayıplar Komitesi yetkilileri da bir araştırınız bakalım, mağaralarda gömü yeri var mıdır...”

Bu okurumuza paylaştığı bu bilgiler için teşekkürler. Daha ayrıntılı bilgi sahibi olan okurlarımı, isimli veya isimsiz olarak 0542 853 8436 numaralı telefondan beni aramaya davet ediyorum...

 


 

 

Karpazlı okurlarımıza yardımlarından ötürü sonsuz teşekkürler...

 

Hüseyin Yahat, Cumali Kurtuluş ve Krityalı Bahçıvan, “Kayıplar Listesi”nde...

 

1974 yılında Galatya’da (Mehmetçik) bazı Kıbrıslıtürkler tarafından öldürüldükten sonra “kayıp” edilen Hüseyin Yahat ve Cumali Kurtuluş, en nihayet “Kayıplar Listesi”ne alındı.

Kayıplar Komitesi’nin bizden yardım talebi üzerine, bu ailelerle temasa geçerek, Hüseyin Yahat ve Cumali Kurtuluş’un yakınlarının DNA örneği vermeleri ve bu iki “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün 37 yıl aradan sonra “Kayıplar Listesi”ne konmasına yardımcı olduk. Bu konuda bize yardım eden Karpazlı okurlarımıza da sonsuz teşekkürler.

Bu arada 1958 yılında “Teşkilat” tarafından öldürüldükten sonra “kayıp” edilen Krityalı Bahçıvan da “Kayıplar Listesi”ne eklendi. Krityalı Bahçıvan, 1958’lerde “Teşkilat” tarafından “hainlik” damgası basılarak öldürülmüş ve ölüsü eşeciğin üstünde önce Eftagomi(Yedikonuk) karşısında bulunan Sanya ormanına götürülmüş ancak daha sonra buradan alınarak Kukulloz Tepesi’ne gömülmüştü.

Yıllar sonra çocuklar burada oynarken, Krityalı Bahçıvan’ın kemiklerini ortaya çıkarmışlar ve kafatasını alıp Mehmetçik Ortaokulu’na götürüp vermişlerdi. Bize bu öyküyü anlatan okurumuz, “Krityalı Bahçıvan’a ait olduğu söylenen bu kemikler ortaya çıktığı zaman yıl sanırım 1965-66 idi... Krityalı Bahçıvan’ı öldüren şahıs, yıllar sonra bana konuşmuş ve onu önce Sanya Ormanı’na, sonra da Kukullos Tepesi’ne nasıl gömdüklerini anlatmıştı. Mehmetçik Ortaokulu’na verilen sanırım Krityalı Bahçıvan’ın kafatasıydı... Bu kafatasının Bahçıvan’a ait olup olmadığını kesin olarak söyleyemem ancak köy içerisinde böyle söylentiler çıkmıştı, onu gömen şahıs da bana onu buraya gömmüş olduklarını anlatmıştı” dedi.

Krityalı Bahçıvan’ın öyküsünü yayımlamamız üzerine Eğitim Bakanlığı 5 Haziran 2008 tarihinde Kayıplar Komitesi’ne ve bize bir mektup göndererek, Mehmetçik Ortaokulu’ndaki kemikleri Kayıplar Komitesi’ne iade etmek istediklerini, bu kemiklerin yazımız üzerine muhafaza altına alındığını belirtmişti. Bu mektubu 6 Haziran 2008 tarihinde bu sayfalarda yayımlamıştık.

Mehmetçik Ortaokulu’ndan alınan ve Krityalı Bahçıvan’a ait olduğu iddia edilen kafatasında yapılan DNA testleri sonucunda hiçbir “kayıp” Kıbrıslıtürk ya da Kıbrıslırum’a ait olmadığı ortaya çıkınca, Krityalı Bahçıvan’ın yakın akrabalarını aramaya girişmiştik... Çünkü Krityalı Bahçıvan Hasan Mehmet de hiçbir zaman “Kayıplar Listesi”ne konmamış, ailesi de DNA vermemişti. Karpazlı okurlarımızın değerli yardımları sonucunda Krityalı Bahçıvan’ın bazı yakınlarına ulaştık ve onlar da DNA örneği vermeyi kabul ettiler ve böylece Krityalı Bahçıvan Hasan Mehmet de, 53 yıl aradan sonra nihayet “Kayıplar Listesi”ne resmi olarak konmuş oldu. Bu konuda Karpazlı okurlarımıza bize yaptıkları değerli yardımlar nedeniyle sonsuz teşekkürler...

Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk Üyesi Gülden Plümer Küçük’e de, bu konularda gösterdiği anlayış ve hassasiyetten ötürü çok teşekkür ederiz.

Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üyesi Gülden Plümer Küçük, geçtiğimiz günlerde Kayıplar Komitesi’ne 33 kişilik bir liste sunarak bu konuda “Kayıplar Listesi”nde güncelleme yaptı ve ailelerin talebi üzerine yeni eklenen “kayıp şahıslar”ı da Komite’ye resmen sundu. Birkaç yıl önce sunulan liste 28 kişilikti – geçtiğimiz günlerde bu ek listedeki sayı 33’e çıktı ve yeni bilgiler ve araştırmalar ışığında liste güncellenmiş oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1025 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler