Tipler

Tipler

Ülkemizde en fazla prim yapan tipler “bol keseden atanlar”dır. KKTC’de ağzın iyi laf yaparsa bir çırpıda en üst makama çıkmak çocuk oyuncağı. Konuşup sallama kabiliyetin varsa peşine kitleleri takarsın tanınmamış ülkemizde. Verdiğin

A+A-

 

 

 

Ülkemizde en fazla prim yapan tipler “bol keseden atanlar”dır.

KKTC’de ağzın iyi laf yaparsa bir çırpıda en üst makama çıkmak çocuk oyuncağı.

Konuşup sallama kabiliyetin varsa peşine kitleleri takarsın tanınmamış ülkemizde.

Verdiğin sözleri yerine getirip getirmediğin hiç ama hiç önemli değil.

Etrafındakilere ufacık menfaat sağla sırtın yere gelmez bu tipler sana asla laf söyletmez.

Gerektiğinde “kraldan daha fazla kralcı” olup etrafına kalkan örerler.

Ha, bir özelliği daha var avantacı tiplerin. Senin yapmak istediğin projen varsa hemen kulis yapar gerekli kamuoyunu oluşturur.

İşin en kötü tarafı bu tiplere toplumun her alanında rastlamak mümkün.

Bu yazdıklarımın sporla alakası ne diye sorular sorduğunuzu duyar gibiyim.

Yukarıda da söylediğim gibi palavra atmak, hayali projeleri basın toplantıları yaparak açıklamak moda.

Ama iş icraata geldi mi kocaman bir hiç.

“Yatırım yapamıyoruz para yok” palavrası artık tutmuyor. Spor fonuna akan paradan sağır sultanın bile haberi var.

Ben 2008 yılından sonra spora tesis anlamında yatırım yapıldığını görmedim siz gördüyseniz beni de haberdar edin.

Yeni bir tartan pist yapılmadı mesela. Veya olimpik yüzme havuzu.

Çok konuşup sıfır çekenler ülkede spor faaliyetlerini tek tek durma noktasına getirmeye devam ediyor.

Öncelikli ve hatırlı branşlar dışında yurt dışı faaliyetleri stop etti.

Bir önceki bakan seneye çok daha iyi şartlarda yapacağız dedi. Londra kupası tam bir fiyaskoya dönüştü yapılamadı.

En büyük organizasyon olan Dr. Küçük Oyunları aynı başarısızlığın eseri olarak bu yıl büyük bir olasılıkla yapılamıyor.

Milliyetçilik nutukları atmak kolay. Bu toplumun var olmasında çok büyük katkıları olan bir lideri anmak ise zor.

Bu ne biçim bir çelişki.

 

BİZ DÜNYANIN NERESİNDEYİZ?

Yaklaşık iki aydır İzmir Urla’dayım. Urla İzmir’in sakin bir deniz kasabası.

Urlalılar denizin sağladığı bütün nimetlerden faydalanmasını biliyor.

Denizcilik ve deniz sporları sevgisi bölgede planlı bir şekilde özellikle gençler ve çocuklara aşılanmaya çalışılıyor.

Bölgede balıkçı ve küçük yatların girebilmesi için sık sık barınakları yapılmış.

Kıyı boyunca su sporları merkezleri sıralanmış ve hemen dikkat çekiyor.

Sahili yüzmenin yanında sörf, optimist ve yelken sporu ile uğraşanlar dolduruyor.

Kısacası gençlere spor yapma imkanı sağlanıyor. Bunun yanında turist, dolayısı ile gelir gelmesi ve tanıtımını sağlanıyor.

Peki, bizde durum ne?

Her ne kadar yarısı bizde olsa da Akdeniz’in üçüncü büyük adasıyız.

Güzelyurt Körfezi’nde yarım yamalak bir balıkçı barınağı.

Balıkçıların oraya girip çıkarken yaşadığı sorunları yazmaya kalksam kelimeler yetmez.

Sörf okulu yok. Bireysel uğraşanlar ise KKTC’de malzeme bulma sıkıntısı yaşıyor.

Astronomik vergiler sayesinde yurt dışından getirmek de imkansız.

Yani devlet su sporlarının yayılmasına destek yerine köstek oluyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 417 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler