1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. TERAZİSİ BOZUK DÜNYA
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Yazarın Tüm Yazıları >

TERAZİSİ BOZUK DÜNYA

A+A-

Daha çok küçükken öğrendim adaletsizliği… Yapmadığım ya da kötü olduğunu bilmeyerek yaptığım bir şey için suçlanmayı… Hakkım olan bir şeyin benden sakınılmasını… Yanlış ya da eksik bir bilgi nedeniyle acımasızca yargılanmayı… Emeğimin görülmezden gelinip bir iş için takdirin bir başkasına gitmesini… Doğruyu söyleyerek birilerinin düzenini bozduğum için hakaretle karşılık bulmayı… Bilinmeyen bir nedenden dolayı aslında suçsuzken suçlu ilan edilmeyi… Hakkımda kalemin kırılmasını ve masumiyetime rağmen cezalandırılmayı… En iyiyi ben yapmama rağmen farklı bir nedenle bir başkasının taltif edilmesini…
Size bunlara dair sayısız çocukluk anımı aktarabilirim. Çocukken yaşadıklarım daha çok içimi yaktıkları için belleğime daha güçlü kazınmışladır çünkü. Hayatımın diğer dönemleri de bir adaletsizlikler silsilesidir zaten. Eminim pek çoğunuz için de geçerlidir bu…

Bugün de hem kişisel hayatlarımızda hem de dünyada olup biten pek çok mesele için en önemli faktör bu değil midir? Adil olmayan bir dünyada yaşadığımız için değil midir bütün bu acılar?
Adaletsizliğe uğradığım zamanlarda bedenimden geçen o fiziksel akımı çocukluğumdan beri anımsıyorum. Bir kuyunun diplerine doğru çekilirsin o an… Sonra bir isyan fişeği gibi fırlarsın dışarıya.
Ben başkalarına adaletsizlik yapmadım mı peki? Kesinlikle yaptım. Bunu biliyorum. Terazimin yeterince hassas olmaması bir yana hayatın yorucu ağırlığının getirdiği kafa bulanıklığı ya da başka faktörlerin etkisiyle birilerine adaletsiz davranıp kalp kırdığım olmuştur mutlaka. Bunu fark edince çok üzülmüş, bir biçimde düzeltmeye çalışmışımdır çoğu zaman. Küçük şeylerdir bunlar ama bizim için küçük olanın bir başkasının ruhunda nasıl bir yankı yaratacağını bilemeyiz.

Adalet zordur ama insanın adalet duygusuyla davranmasıdır önemli olan.
Bazı insanlar neden zalimdirler? Adalet duyguları ya hiç yoktur ya da oldukça zayıftır da onun için… Adil bir insan olmak bu dünyada itilip kakılmak; başarısızlık demektir aslında. Adil insanların yükseldiği, önemli mevkilere geldiği pek görülmemiştir.

Adil olmak; ince şeyleri düşünmek, hayata özenle yaklaşmak, sabırlı bir hakikat arayıcısı olmakla ilgilidir.
Adalet neden zarif bir kadın figürüyle resmedilmiştir hep? Şu an düşündüm bunu… Adalet zarafettir aslında. Akıl kadar kalbe de ihtiyacı vardır. Adil olmak şefkatli olmak demektir.

Bir adalet arayıcısı, bir olayın bütün boyutlarını, hatta görülemeyeni bile görebilecek güçlü bir iç görüye sahip olmalıdır. Bir adalet arayıcısı özgür olmalıdır. Karar vereceği mesele ile tanrısal bir yalnızlık içinde bulunmalıdır. Tanrı figürü biraz da adalet demek değil midir? Tanrı her şeyi görüp bilen, her ayrıntıdan haberi olan bir ilahi güç olarak kavranmıştır çünkü…

Başkalarının hayatları üzerine karar veren insanlar var dünyada. Hepimizin hayatını etkileyecek kararlar alıyorlar. Devlet adamları, politikacılar bunlar… Adaletin tesisi için yasalar yapılıyor ve bu yasalar gerçekte adaletsizliklere temel oluşturuyorlar. Özgür olmayan bir zihnin adalete ulaşması mümkün değil çünkü.
Kendi özel hayatında, kişisel ilişkilerinde adil olmayan, hatta bunu kendine bir mesele dahi edinmeyen bir kişi yüzbinlerce insanı ilgilendirecek bir konuda doğruyu nasıl bulabilir?

Çocuklarımızın savaşa gidip ya bir tabut içinde, ya katil ya da ruhen yaralı olarak dönmesine karar verenler var. Diyelim ki onlar bunu yapıyorlar. Ya bizim vicdanlarımız? Vicdanlarımız bize bunun doğru olmadığını söylüyor da biz ne yapıyoruz bu konuda? Kendi çocuklarımızın ötesinde başkalarının çocukları için de geçerli değil mi bu vicdan? Yaşadığımız ülke aynı ülke, yaşadığımız dünya aynı dünya değil mi?

Buna karşı duranları, doğruyu söyleyip adaletsizliklere isyan edenleri “adalet sarayı” denen yerlerde güya yargılayıp hapse atıyorlar ve bunun dışardakilere ibret olmasını istiyorlar.

Benim kalbim kanıyor… Bu karanlık tünelde hep beraber yürürken herkes en azından bir mum yaksın istiyorum. Yalanla bağlanan gözler açılsın, kararmış kalplere şefkat gelsin! Özgürlük ve zarafet kaplasın düşünceyi! Bunu diliyorum tüm kalbimle… Bunu da en iyi sanat yapabilir. O yüzden bütün yaratıcı zihinlerin dünyayı değiştirmek için seferberliğe girişmesi çok önemli şu an.
O güzel, o vicdanlı insanlar hapisteyken hiçbirimiz dışarıda değiliz!

Bu yazı toplam 2457 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar