1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Telsim Fotoğraf ödülü… Ve YILTAN TAŞÇI
Telsim Fotoğraf ödülü… Ve YILTAN TAŞÇI

Telsim Fotoğraf ödülü… Ve YILTAN TAŞÇI

Bazı sanatçılar vardır, arayışı ve yaratı’yı bir yaşam biçimi olarak benimserler..l. Ve, bu arayışlarının sonu yoktur; çünkü, her ‘buluşma ve yaratı’ onları başka bir sanatsal arayışa yöneltir. Yıltan Taşçı, işte öyle biri… Geçti

A+A-

 

 

Bazı sanatçılar vardır, arayışı ve yaratı’yı bir yaşam biçimi olarak benimserler..l. Ve, bu arayışlarının sonu yoktur; çünkü, her ‘buluşma ve yaratı’ onları başka bir sanatsal arayışa yöneltir.

Yıltan Taşçı, işte öyle biri…

Geçtiğimiz günlerde, Telsim’in, FODER işbirliğiyle düzenlediği “Benim Kıbrısım” başlıklı “Fotoğraf  Yarışması’nda”, Jürinin değerlendirmesine göre: “Bir Adada Bir Arada” isimli fotoğrafı birinci oldu… “Tipik” adlı fotoğrafı da sergilendi…

 Gerçekten, benim “Yitişe karşı bellek oluşturmak” konusunda bu tip çalışmaları gönül borcuyla izlediğim bir olay olarak, bizim gazetenin ter dökücülerinden birini, “Başarı Ödülü” alan Burçin Aybars’ı ve diğer tüm kazananları da yürekten kutluyorum…

 

 

 

SESSİZLİĞİN FARKLI TİTREŞİMİ

Ve, sessizliğin hakim olduğu ama çok derin yorumlar taşıyan yaratıcısıyla- Yıltan’la – konu ile ilgili yaptığımız sohbetten bölümler aktarmak istiyorum sizlere:

Özellikle de bir cami ve kilisenin yer aldığı durgun, kıpırtısız, sonsuz zamanı dinler gibi… İç yapılarının tınısı, fizik varlıklarının önüne geçerek… Evrenin titreşimine ulaşmak istercesine… asıl güçlerini geçmiştebir yerlerde bırakmış olmanın hüznüyle: Durgun, yorgun, bilinmeyenden gelecekleri bekleyerek… ağır, tanrısal bir hüzünle sabrı sergileyen…

Belki bir direniş, bir umut… belki bir tutku… ama, yalnız… yapayalnız…

SIRADAN BİR YARATI DEĞİL…

Gerçekten de öyle… Yıltan Taşçı’nın fotoğrafla ilgisi 1970’li yılların başında, ortaokul öğrencisi iken yaz tatillerinde çalıştığı ‘Zafer Matbaası’nda’ başlamış.

1980’li yıllarda, Kıbrıs Postası ve Birlik Gazetelerinde ‘deklanşöre takılanlar’ adlı köşesinde her gün fotoğraf yayınlamış…

Eserleri, “I. Öztan Özatay Fotoğraf  Yarışması (2009- 2012) ve Lapta Belediyesi Sınırları içerisindeki, tarih, kültür, doğa kategorisinde bir fotoğrafla sergileme almış…

Ve, kişisel sergiler açmış:

·        Denizin Şiiri – Saçaklı Ev (26.1.2009)

·        Klasik Kesitler – Opel Plaza (8.6.2010)

·        100 Yüz – Sanatçı Portreleri – İsmet Vehit Güney Sanat Merkezi – (14.6.2011)

·        Son 1001 – Atatürk Kültür Merkezi (11 Ekim 2011)

·        İki Yıldan beridir, Kıbrıs TV’de kendisinin hazırlayıp sunduğu, ‘Sanat Programında’ ve Kıbrıs Gazetesi’nin, “Ekran Eki’nde” çeşitli konularda çektiği fotoğraflar yayınlanmaktadır.

 

***

·        Fotoğraf Tanımı: Fotoğraf çekmek; aklı, gözü ve yüreği aynı nişan çizgisi üzerine getirmektir.

·        Yeni Bir Sergi: 20 Kasım 2012’de, Lefkoşa AKM’de, Konusu: “Lefkoşa’nın Yüzleri” olan, ‘Lefkoşa ile özdeşleşmiş (32) insanın ‘siyah-beyaz’ portrelerinden oluşacak, ‘V. Kişisel Fotoğraf Sergisi’ni açacak… (Başarılarının devamı dileğiyle.)

***

Son söz olarak:

Biz maalesef, pek çok şey gibi doğaya bakmasını da bilmiyoruz…  Ya da unuttuk…

Bir düşünün bakalım: Kentte ya da köyde yaşıyor olsanız da haftada / ayda kaç kez gökyüzü de dahil, ülkemiz ve insanımıza bakmayı biliyoruz…

 

RÜZGARA YAZILANLAR

(356)

Bilmem, siz de benim gibi, zaman zaman bazı sorulara takılır mısınız? Ör:

·        “Acaba, Mata Hari’nin ya da, “Jan Darc’hın çocukları var mıydı?

Ben, bazı çok özel kadınları tanımadan bu soruya: “Elbette ki yoktu!” derdim.

“Çocuğu olan kadınlar, olmayanlar kadar fütursuz mücadele veremezler inandıkları yolda” diye düşünürdüm! Çünkü, sadece ülkemde değil, yurt dışındaki tanıma fırsatı bulduğum bazı örgüt kadınlarının dahi, “Başıma bir iş gelirse, çocuklarımın hali ne olacak?” kaygusu…

Bazılarında ise, kendi tutuklanıp işkence görürken, çocuklarının da bundan paylarını aldığını söylemeleri…

***

“Çocukları olan insan, geleceğini kaderin eline rehin vermiştir.” diyor, Monteigne…

Ben de, kadınlardan, “az kahraman” çıkmasını bu nedene yakın nedenlere bağlıyor ve Mata Hari ile Jan D’arc’ın kesin kes çocuksuz kadınlar olduklarına inanıyordum…

 

FAKAT…

Fakat zamanla, yaşadığım – tanık olduğum ve etkilendiğim durumlar, bana: “Belki de, vardı çocukları, Mata Hari’nin de, Jan Darc’ın da olduğunu düşündürtüyor…

 

(357)

Arkadaşlarla tartışıyoruz, Biri:

-Ülkemizdeki Meclis aritmetiğine baktığımızda, siyaset arenasında ağır basanlarla, ‘temel sorunlarımızı’ çözmeyi beklemeyelim… Çünkü, beklediğimiz çözüm onların varlıklarını tehlikeye atar… Bu konuda, “ilerici ve demokratik” güçler ve örgütlere çok iş düşer…

 İdeal çözüm ise – Onlara göre:

. Gerek beyin, gerekse el emeğiyle çalışanların haklarını bir eksiksiz almaları gerek yani “ulusal gelir”  hakçasına bölüşülmeli…

*** Bir üçüncü ve gerçekçi arkadaş ise:

-          Boşuna çene yormayın… Bu söylediklerinizin çözümü, ülkemizde asla gerçekleşemeyecek. Özellikle de, 1974’ten beri süren, “yağma, köşeyi dönme, eş dost vb kayırma”, toplumumuzdaki tüm dengeleri altüst etti…

“Sosyal Sorunları çözmek” aynı zamanda birdemokrasi” sorunudur. Demokrasi ise, öyle sadece “siyasal içerikli” bir kavram değil… aynı zamanda “sosyal” içerikli bir kavramdır…

Yani, yurttaşların, üretime olduğu kadar… Onun, ürünlerinin paylaşımını da, “emekleri” ve gerektiğinde, “ihtiyaçları” oranında katılmaları demektir de…

 

(358)

Son noktayı ise, az konuşan bir arkadaşımız koydu:

- Tüm bunların gerçekleşmesinde bu büyük görev aydınlara düşüyor…

21. yüz yıl, yeni bir “sosyal sözleşmeyi” mutlaka gündeme getirecektir. Bu konuda, yeni bir “devrimci sürecin” eşiğinde olduğumuzu söyleyenler var.

Aklın ve emeğin hakkını, insan hak ve özgürlüklerini, bağımsızlık ve demokrasiyi, barışı ve kardeşliği.. Madde madde alıp dokuyacak bir “sosyal sözleşmeyi” yürürlüğe koyacak olanların – her şeye rağmen – çalışmaları derinden derine yükseliyor…

***

Öncü ve toparlayıcı aydınlara çok ihtiyacımız var…

 

(359)

Demek ki, ufuklara kara bulutlar yığılır da olsa…

Daha mutlu bir dünya…

Daha insancıl bir toplum adına…

Güzel şeyler yapmak mümkün…

Çünkü…

Gelecek gerçekten bize bağlıdır…

Biz insanlara…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 617 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler