1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Teknik Adam komedisi
Teknik Adam komedisi

Teknik Adam komedisi

Kuzey Kıbrıs’ta genelde yapılan her yanlış icraata kılıf uydurmaktaki maharetimiz dolu dizgin devam ederken, bunun medyaya yansımaları ise komedi dizilerini aratmayacak düzeyde devam ediyor. Bu konundaki eski örneklerden daha kurtulamadan mahir ve

A+A-

 

 

 

Kuzey Kıbrıs’ta genelde yapılan her yanlış icraata kılıf uydurmaktaki maharetimiz dolu dizgin devam ederken, bunun medyaya yansımaları ise komedi dizilerini aratmayacak düzeyde devam ediyor.

Bu konundaki eski örneklerden daha kurtulamadan mahir ve cingöz yöneticiler yeni bulgular ile spor kamuoyunu şaşırtmaya devam ediyorlar.

Tabii, teknik adam konusunda geriye dönersek Futbol Federasyonu’nun tüzüklerini delme mahareti yıllar önce başlamıştı.

Anımsıyorum da, bugün başarılı bir teknik direktör olan Mehmet Ali Özgürgün’ün Teknik Direktörlük diploması olmadığı için, paravan bir teknik direktör bulunarak, Özgürgün’ün yanında yedek kulübesine monte edilmişti. Böylece bu sıkıntıyı atlatan Çetinkaya, Özgürgün ile lig şampiyonu olmuştu.

Daha sonra bu örneğe, yine başarılı bir teknik adam olan ancak, Teknik Direktörlük ehliyeti olmayan Hasan Topaloğlu da dahil oldu. Geçtiğimiz sezon, Mağusa Türk Gücü’nü çalıştırırken, yanına Teknik Direktörlük ehliyeti olan Mehmet Merteroğlu’nu almıştı. Topaloğlu bugün, her gittiği yere Merteroğlu’nu taşımaya devam ediyor.

İşte, teknik adamlık konusunda bu paravan teknik direktörlük devam ederken, geçtiğimiz günlerde Teknik Direktörü İltaç Karayel ile yolları ayıran Yenicami, tüzük gereği antrenör Osman Emiroğlu ile ilk üç haftayı geçirmek zorunda kaldı.

Ne var ki, Emiroğlu bu üç haftada başarılı olunca, Yenicami yönetimi başka bir teknik direktör arama yerine Emiroğlu ile devam kararı aldı. Ancak, burada da küçük bir pürüz vardı. Üç haftadan sonra, Emiroğlu’nun her çıkacağı maç için bir asgari ücret ceza ödenmesi gerekirdi.

İşte, bu noktada Yenicami yönetimi bu masrafları ödemeyi göze aldı ve bu haftadan itibaren Emiroğlu’nun sahada takımının başında bulunacağı her maç için asgari ücreti ödeme kararı aldı.

Bu durumda, sezon sonuna kadar fikstürde 21 maç kaldığına göre, Yenicami 21 x 1.300 TL: 27.300 TL ödemek zorunda kalacak. Böylece, Emiroğlu liglerimizin en pahalı teknik adamı olmuş olacak.

Tüzüklerin bu şekilde delinmesini başta Futbol Federasyonu olmak üzere, Göktaş’ın başında bulunduğu Kıbrıs Türk Futbol Antrenörleri Derneği ve en önemlisi Teknik Direktörler içlerine nasıl sindirecekler merak ediyorum.

Ha, teknik adamlıkta bu etik dışı cingözce işler devam ederken, spor yazarlığının da buna muvazaa (benzer) işler de oluyor.

Örneğin, geçmiş yıllarda az sayıda örneği olan hem spor yazarlığı, hem de teknik adamlık yapan spor yazarlarında ve yorumcularında büyük bir artış var. Özellikle, Süper Lig’de Mağusa Tük Gücü, Hamitköy, Birinci Lig’de Tatlısu’nun hocaları aynı zamanda spor yazarlığı ve yorumculuğu yapıyorlar.

Aslında, bu takımları çalıştıran bu arkadaşları çok seviyorum. Onlarla kişisel bir sorunum da yok ama bir gün önce bir takımın başında sahaya çıkacaksın, bir gün sonra da ya karşılaştığın, ya da karşılaşacağın muhtemel rakiplerini eleştireceksin. Bu konuda da içine sinenler beri gelsin ama benim sinmiyor.

 


Spor Bakanı Atasayan Tebahhur (Buharlaşma) eyledi mi?

 

UBP Kurultayına kurban edilen eski Milli, Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst’ün yerine bu göreve getirilen bizim dünür Mutlu Atasayan’a bu göreve atandığı gün “RÖLANS”  demiştim. Yani, hemen göreve getirilen bir bakanı daha icraatlarını görmeden eleştirmek istememiştim.

Her ne kadar da, sporla olan ilişkisi Baf Ülkü Yurdu genç takımından öteye geçmese de, hatta eğitim düzeyinin liseden öteye olmaması da gündeme getirilmiş olsa da saygın kişiliği, insanlara sevgi dolu bakışları ve alçak gönüllüğü beni olumlu etkilemişti.

Vee, bu bakış açısıyla Atasayan’dan icraat beklemeye başladık. Sezon öncesi dökülen statlar, okul sporlarının dibe vurması, salon sporlarının iflas etmesi, atletizmin kaybolması ve futboldaki kaos devam ederken kurmayları ile birlikte bir atılım beklediğim Atasayan, Kurultay hengamesinde adeta tebahhur (BUHARLŞAMA) eyledi.

Aradınsa bul bizim dünürü? Üstüne üstlük, bir de eski bakan Kemal Dürüst’ünde Spor Dairesi Müdürlüğü’ne atadığı sevgili Hüseyin Cahitoğlu’da ortadan kaybolunca, iş canını dişine takan Spor Koordinatörü Göktaş’a kaldı. Kaldı da, Göktaş da bu anaforun içinde kayboluyor gibi. Acaba, gazete ilanı ile mi arasak Sevgili Atasayan’ı? Armut dersem çık, elma dersem çıkma gibi.

 


Sertoğlu içte fırtına gibi, dış ilişiklerde tıs yok

 

Futbol Federasyonu başkanı seçildiği günden beri iç düzenlemelerde adeta bir devrim yapan, Futbol Federasyonu binasından başlayarak, tüzüklerde ve talimatlarda da radikal değişiklikler yaparken, mali tabloyu da düzelten Sertoğlu’nun Futbol Federasyonu’na getirdiği çağdaş görünümü takdir etmemek elde değil.

Kendisini kişisel olarak çok sevmesem de, “SEZARIN HAKKI SEZARIN” diyorum.  Her ne kadar da, bu kadar güzellik içerisinde ahbap-çavuş ilişkilerinden kurtulamayan Sertoğlu’nun bizim Raif hocanın dediği gibi, danışmanlığa atadığı bazı gönüllü spor yazarları ile Gaziköy’de fırın, Cihangir’de kuyu kebabı partilerinde fikir alış verişi yapıyorsa da, büyük atılım yapmayı düşlediği dış ilişkilerde bir türlü beklenen atağı yapamıyor.

Yine, Raif hocanın dediği gibi,  bir FİFA emeklisi olan Mösyö Champagne’e bel bağlayan Sertoğlu bu konuda da sessizliğini koruyor gibi. AEL-Fenerbahçe maçları ile yeniden gündeme gelen Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası temsiliyeti konusunda Sertoğlu’nun adeta basireti bağlanmış gibi.

AEL-Fenerbahçe maçı nedeniyle, Kuzey Kıbrıs sporunun uluslararası temsiliyetini FIFA neznindeki yasal zemine çekmek için Kıbrıs Futbol Federasyonu (KOP) ve FIFA-UEFA ile ciddi görüşmeler başlatmak yerine, VİVA Dünya Kupası gibi saçmalıklarla veya Londra Türk Karması ile Milli takım! Düzeyinde maç yapmaya hazırlanıyor.

Bu arada, her platformda Kıbrıslı Türklerin yanında olduklarını ve KKTC’yi tanıdığını iddia eden ama gerçekte tanımayan Türkiye Cumhuriyeti ve onun Futbol Federasyonu Sertoğlu’na bir randevu bile vermiyor.

En azından, bu konunda verilecek lojistik destek ile FIFA ile görüşmelere yardımcı olabilecek bir konumda olan Türkiye Futbol Federasyonu bizi adam yerine koymuyor. Çok yazık, çok ayıp. Biliyorum, Sertoğlu bu yazıyı okuyunca bize yine kızacak ama gerçek dostları biziz. O Raif hocanın tespit ettikleri değil. Yine de kendi bilir. Ama, ciddi olarak KOP Başkanı Gutsongomis’ten bir randevu talep etsin. Hep yanında olacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 688 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler