1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Teknecik ve Kalecik Santrallerinde İdarenin Sorumluluğu
Teknecik ve Kalecik Santrallerinde İdarenin Sorumluluğu

Teknecik ve Kalecik Santrallerinde İdarenin Sorumluluğu

Can Azer: Teknecik ve Kalecik Santralleri’nin neden olduğu malum kirlilik ve ortaya çıkardığı -çıkarabileceği- zararlar artık sadece bölge halkını değil ülkede yaşayan tüm insanları çok ciddi rahatsız etmeye başlamıştır

A+A-

Can Azer

canazer79@yahoo.com

 

 

Teknecik ve Kalecik Santralleri’nin neden olduğu malum kirlilik ve ortaya çıkardığı -çıkarabileceği- zararlar artık sadece bölge halkını değil ülkede yaşayan tüm insanları çok ciddi rahatsız etmeye başlamıştır. Söz konusu iki bölgeye de gidildiğinde santrallerin neden olduğu kirliliğe sadece bakmak dahi, olası sonuçları açısından insanların korkması için yeterlidir. Örneğin Teknecik Santrali’nin hemen yanında yer alan ve caretta caretta kaplumbağalarının dünyada çok az kalmış yumurtlama alanlarından biri olarak kabul edilen Alagadi plajlarının üzerindeki siyah kimyasal tortu artık çıplak gözle çok net görülmektedir. Bölge halkı, sabaha karşı düşen ve Kıbrıs’ın sıcak ikliminde bir serinlik hissi yaratan çiğin bile zift şeklinde düştüğünü, dışarıya kuruması için astıkları çamaşırlardan, arabalarının üstüne kadar “siyah” serinliğin kapladığını belirtmektedirler. 

Bunlar işin gözle görülen ve hemen fark edilebilen sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.  Ancak, bir de kirliliğin görsel çirkinlikten öte birtakım ciddi sorunlar yaratabileceğinin gözden kaçırılmaması ve zihinlerden çıkarılmaması gerekmektedir. Son zamanlarda özellikle Lefke’ye kurulması planlanan petrol dolum tesisi meselesinin tartışılmaya başlanması ile birlikte çevre örgütlerinin, Teknecik ve Kalecik Santralleri’nin de neden olabileceği çevre ve sağlık sorunları üzerine açıklamaları önem taşımaktadır. Dikkat çeken bir diğer açıklama da hükümet yetkililerinin Teknecik Santrali’ndeki filtre için 20 milyon Euro’ya ihtiyaç duyulduğu ancak bunun şu an için karşılanmasının mümkün olmadığı açıklamasıdır.

Esas olarak üzerinde durmak istediğim husus, kamu hizmeti olarak kabul edilen elektrik hizmetinin yürütülmesinde meydana gelen ve yukarıda bahsettiğimiz zararlardan ötürü idarenin sorumluluğudur. Bu tartışmaya geçmeden, elektrik hizmetinin bir kamu hizmeti olduğuna değindik. Peki nedir kamu hizmeti? Bunun kısa da olsa bir tanımını vermek yazının ilerleyen bölümlerinde elektrik faaliyetleri, kamu hizmeti ve sorumluluk konularını tartışacağımız kısımlar bakımından faydalı olacaktır. Kamu hizmeti, siyasal organlar tarafından kamuya yararlı olarak kabul edilen,  bir kamu kuruluşunun ya kendisi ya da yakın denetimi ve gözetimi altında özel kesim tarafından yürütülen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Devlet zaman zaman özel kişilere bir kamu hizmetini devretme yoluna gitmektedir. Bunun altında yatan en temel gerekçe; devletin uzmanlığının veya maddi olanaklarının yeterli olmadığı konularda özel kişilere yatırım yapma olanağı tanınır ki özel kişiler de kamu hizmetini, idarenin kontrolü altında daha ucuza, daha kaliteli, çevreye ve sağlığa daha duyarlı bir biçimde sunabilsinler.

Yukarıda verilen tanımdan hareketle elektrik kamu hizmetinin ülkemizde görülüş usulüne bakılacak olursa; elektrik kamu hizmeti ülkemizde hem idare tarafından (KIB-TEK) hem de idarenin yakın denetimi ve gözetimi altında olması beklenen bir özel şirket (AKSA) tarafından yürütülmektedir.

         Peki, idarenin gerek kendisinin gördüğü gerekse de özel kişilere gördürdüğü bir kamu hizmetinden ötürü sorumluluğundan nasıl bahsedebiliriz? Kamu hizmetinin asli sahibi ve sorumlusu devlettir, dolayısıyla kendisi hizmeti yürütürken kendi işlem ve eylemlerinden ötürü birtakım zararların ortaya çıkmasına neden olursa bu zararlardan da sorumlu olur. Zarara uğradığını iddia eden kişi veya kişilerin yargı organlarına başvurup zararlarının giderilmesini talep etme hakları mevcuttur. Somutlaştıracak olursak, Kamu tüzel kişiliğine haiz olan KIB-TEK tarafından işletilen Teknecik Santrali kaynaklı bir zararın ortaya çıkması durumunda (ki bölgede yaşanan birçok rahatsızlığın kaynağının da söz konusu kirlilik olma ihtimali çok yüksektir), ortaya çıkan zararın filtre takılmamasından ötürü meydana geldiğinin başka bir ifadeyle filtre takmama ile zarar arasındaki nedensellik bağının mahkeme tarafından da teyit edilmesi ile birlikte KIB-TEK aleyhine tazminat kararı verilecektir. İdarenin mahkeme huzurunda filtre için gerekli maddi olanakları sağlayamadım savunması da sorumluluğu ortadan kaldıracak bir savunma olarak kabul edilmeyecektir. Çünkü, mahkemelerin nihayetinde bakacağı ve sorumluluğu tayin ederken üzerinde duracağı husus nedensellik bağının varlığıdır.

         Peki devletin yakın denetimi ve gözetimi!!! altında bu hizmeti yürüten özel kişilerin hizmeti yürütürken neden oldukları zararlarda idarenin sorumluluğu konusu ne durumdadır? Öncelikle bir kamu hizmetinin özel kişiler tarafından yürütülüyor olması demek söz konusu hizmetin devlet tarafından terk dildiği ve özel kişinin istediği gibi hizmeti yürütebileceği anlamına gelmemektedir. Şöyle ki, yukarıda da belirttiğimiz üzere kamu hizmetinin asli sahibi ve sorumlusu idaredir ve özel kişi, idare adına bu hizmeti yürütmektedir. Dolayısıyla özel kişi, hizmeti kamu hizmeti ilkelerine uygun yürütmek zorundadır ve hizmeti yürütürken de hizmetin asıl sahibi ve sorumlusu olan idarenin denetimine katlanmak durumundadır. Yazının konusuna dönecek olursak, özel kişi kamu hizmetini yerine getirirken birtakım zararlara neden olursa sorumluluk kime ait olacak? Yazının başından beri üzerinde durduğumuz husus burada devreye girmektedir işte. Nedir bu? İdarenin kamu hizmetinin asli sahibi ve sorumlusu olmasından hareketle kamu hizmetinin gereği gibi yürütülüp yürütülmediği konusunda üzerine düşen yakın denetim ve gözetim yükümlülüğü ve sorumluluğu. İdare eğer üzerine düşen yakın denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmezse yani elektrik kamu hizmetinin gereği gibi bütün gereklilikleriyle yerine getirilip getirilmediğini denetlemez veyahut bu konuda özel şirketi zorlamazsa ve bundan ötürü de bazı zararlar ortaya çıkarsa burada da idarenin sorumluluğundan bahsedilir. Kalecik Elektrik Santrali’nin filtresiz faaliyet göstermesinden ötürü zarar gören kişiler buradan hareketle yargı organlarında idareyi yine mahkum ettirebileceklerdir.

O halde yöneticilerin, bu anlamda çözmeleri gereken sorunun sadece Teknecik’ten ibaret olduğunu varsaymamaları gerekmektedir. İdarenin sorumluluğu Teknecik’ten başka, biraz önce değindiğimiz üzere Kalecik Santrali, Dikmen çöplüğü, kurulması planlanan Lefke Petrol Dolum Tesisleri ile kamu hizmetinin gerek kamu tüzel kişileri gerekse de özel kişiler tarafından yürütüldüğü her alanda mevcuttur ve olmaya da devam edecektir.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1127 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler