1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Tekke Bahçesi'ne gömülürken bizi hiç çağırmadılar'
Tekke Bahçesine gömülürken bizi hiç çağırmadılar

'Tekke Bahçesi'ne gömülürken bizi hiç çağırmadılar'

“Kayıp” Mustafa Hüseyin Yalçın’ın ablası Fatma Molla ve eniştesi Hüseyin Molla’yla röportajımızın son bölümü şöyle: HÜSEYİN MOLLA:. Hatta orada bulunan bir Kıbrıslıtürk “Bana ne vurursunuz? Bakın Mustafa Hüseyin’e,

A+A-

 

 

“Kayıp” Mustafa Hüseyin  Yalçın’ın ablası Fatma Molla ve eniştesi Hüseyin Molla’yla röportajımızın son bölümü şöyle:

 

HÜSEYİN MOLLA:. Hatta orada bulunan bir Kıbrıslıtürk “Bana ne vurursunuz? Bakın Mustafa Hüseyin’e, onun silahı da vardır, hem “Teşkilat” başkanıdır” demiş… Bu Musa öğretmen da Aymarina’daymış, berabermişler Mustafa Hüseyin Yalçın’nan. Sonra Koççinodrimitya’da “Çatladım galiba, kasığıma bir şey girdi” demiş bizimki… Ondan sonra bırakmışlar kendilerini, getirmişler geri Aymarina’ya… Üç gün sonra tekrar gelmişler, aynı Rum… “Gel” demiş, “seni köyüne götüreyim…”

“Gitme be Hüseyin” demişler, “seni pusuya düşürecekler, bir şey yapacaklar sana,  gitme…”

“Gitsem da öldürecekler, gitmesem da zaten” demiş bizimki “gidecem” demiş.

Getirmişler, Ayvasıl mezarlığında bunda, nacaknan kollarını, bacaklarını, ağaç budar gibi kesmişler, canlı canlı…

 

SORU: Kendi oraşta değilsaydı nerden bilirmiş bunları?

HÜSEYİN MOLLA: Beraber götürmüşler onu da, Musa’yı da… Öyle, olduğu gibi gömmüşler. Da Musa’yı bırakmışlar sağ. Musa’ya demişler, “Seni öldürmeyceyik, gördüklerini gidesin, o yanda söyleyesin, seni serbest bırakacayık” demişler. Galiba 1968-69’da dağda ya da 74’te Adatepe’de yanımdaydı bu Musa ve o şekilde anlattı bana… Bunları başkalarına anlatırdı da, “Aha eniştesi buradadır” dedi arkadaşlar ve geldi, sarıldı üstüme da ağlayarak böyle anlattı bana…

 

SORU: Ayvasıl’daki (Türkeli) mezarları açmakla görevlendirilen Dr. Hüsrev Dağseven’le röportaj yaptıydım ben, rapor da yazdı, kimsenin elinin bacağının kesildiğini görmedi adam, mezarları açan adam yani… Raporlarını da yayınladık… Kaç kişi çıkardı, nasıl çıkardı, öyle bir şey yok yani bacakları kolları doğranmış gibi bir şey yok… Arayabilirsiniz kendini, Lefkoşa’da diş hekimidir, kliniği var. Tabipler Birliği onu görevlendirdiydi bu mezarların açılmasında… Çok sanmam bu Musa Bey’in anlattıkları doğru olsun...

HÜSEYİN MOLLA: Kısa boyluydu bu Musa, öğretmendi…

 

SORU: Koççinodrimitya’ya gidenler sağ dönmedi… Onların olası gömü yerini da gösterdik Kayıplar Komitesi’ne, henüz kazılmadı… Hiç sanmam ki Hüseyin Yalçın alınıp Koççinodrimitya’ya götürülmüş olsun...

FATMA MOLLA: Ayvasıl’dakilerin hepsi da Ayvasıllı mıydı o mezarlardan çıkarılan? 6-7 kişiyi bir çukurda buldulardı da güya onun içindeymiş bizim kardeşimiz da varmış… Öyle bir şey miydi hakikaten acaba?

 

SORU: Sonra siz nasıl öğrendiydiniz kardeşinizin “kayıp” olduğunu?

FATMA MOLLA: Geldi biri, çaldı kapıyı… Söyledi böyle böyle oldu diye, birkaç gün avuttular, bir yerde kapalıdır dendi… Ondan sonra geldi biri, çaldı kapıyı “Yoktur” dendi… “Kayıp”tır dendi, “Ondan almışlar, başka yere götürmüşler” dendi. Ondan sonra bir ana-baba günü, bir ağlama, bir yaslar yani…

 

SORU: Ayvasıl mezarlığı açıldığında sizi çağırmadılar bakasınız aralarında kardeşiniz var mı diye…

FATMA MOLLA: Çağırmadılar… Yok, çağırmadılar bizi yani… Tekke Bahçesi’ne gömeceklerinde da çağırmadılar…

 

SORU: Peki size hiç giysi getirdiler mi? Bunlar bunlar çıktı üstünden diye…

FATMA MOLLA: Yok, hiç öyle bir şey görmedik biz…

 

SORU: O zaman Tekke Bahçesi’ndeki mezarı kim yaptırdı? Kendileri mi yaptırdı?

FATMA MOLLA: Kendiler yaptırdı, şehitlik yapıldı, bir mezara bir isim takıldı… Ama onun olup olmadığını bilmeyik yani biz… Gittik gördük, içinde kim var, ne var, bilmeyik yani…

 

SORU: Birkaç senedir duyarım ben bunu, bazı şahitler, Kayıplar Komitesi’ne bir yer gösterdi, “Burada öğretmen gömülüdür, Aymarina’nın öğretmeni” diye… İnşallah kazarlar, test ederler bakalım o mu, değil mi ki anlaşılsın…

FATMA MOLLA: Öyledir, biz da kanımızı veririk ki anlaşılsın…

 

SORU: Kardeşiniz için DNA için kan verdiniz miydi?

FATMA MOLLA: “Kayıp” olarak kayıtlıdır ama farkında değilim bizden kan aldılar mı, almadılar mı yani zamanında… Annem babamdan da hiç alınmadı kan… Gömdüler oraya işte, oyusa tabii… Nesrin Çoban’dır kızkardeşimin adı, ondan kan aldılar mı bilmem…

 

SORU: Ailenin bunu bilmeye hakkı vardır, onun için söylerim size – yani bir şahit, Kayıplar Komitesi’ne kardeşinizin tarifini vererek bir yer gösterdi birkaç yıl önce. Hatta o dönem Ayvasıl’dan bir Kıbrıslıtürk bana dedi ki “Kördemen’in intikamı olsun diye öldürdülerdi Hüseyin Yalçın’ı çünkü Gönyelili’ydi” dedi.

FATMA MOLLA: Varıdı öyle intikam olayları. Hakikaten herhalde onun için tutulmuştur…

 

SORU: Bu şahıs bana “Mimlediydiler kendini, Gönyelili olduğu için” dedi.

FATMA MOLLA: Geldi köye, ortalık da kaynadı, başladı bundakiler öldürsünler, Tahtagala’da… O cenazelere geldiydi gardaşım… Annem “Gitme oğlum” dedi kendine, “gitme be gardaşım” dedik kendine. Annem da eski zamanda, ekmek yoğururdu, furunda ekmek yapardı o gün. Zeytinli bitta yaptık, koyduk furuna. “Bekle bişsin, al, ye da git” dedi annem kendine… Son görmemiz kendini yani… Cenazeden çıktı, anneme geldi… İçeri girmedi, “Bekle bişsin, gitme” dedi annem kendine…  Beklemedi bişsin o zeytinli bittaları… Çıktı, “Bas kaçacak” dedi, “ben gideyim” dedi, ille ısrar etti… Sonra “Ben orasının sorumlusuyum” dedi, “gideyim da gitmezsam aradıklarında ben suçlu olabilirim” dedi böyle bize, çekti gitti… Gayrı da görmedik işte… Azrail mi çekti kendini, düşmanı mı çekti, gitti, gayrı da hiç görmedik başka…

 

SORU: Nasıl biriydi? Neleri severdi mesela?

FATMA MOLLA: Huyu çok iyiydi… Çok… Köyün en yaman delikanlılarındandı… Sayılı kişilerindendi babamız da, annemiz da, çocuğumuz da öyleydi… Benden 5-6 yaş ufağıdı, 23-24 yaşlarındaydı zannederim “kayıp” olduğunda. Okulu bitirdi işte, ilk girdiği yerdi oracığı… Staj görmek için Ağırdağ’a gittiydi, orada resimleri bile var. Okuldan böyle, yer yer götürürlerdi öğrensin. Bir sene evveliydi bu… Ondan sonra Aymarina’ya tayin ettiler kendini, gitti oraya…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 734 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler