1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Tek adres KOP veya 'Hayal' görenler
Tek adres KOP veya Hayal görenler

Tek adres KOP veya 'Hayal' görenler

Bir süredir, bilmem kaçıncı çimlendirmesi yapılan Atatürk Stadı’nın KKTC Liglerinin ikinci yarısında törenle! açılacağı açıklandı. Bu açılışa da Türkiye Süper Ligi’nin en az iki takımının davet edileceği balonu da şişirilerek haber yapıldı. Bu

A+A-

 

 

 

Bir süredir, bilmem kaçıncı çimlendirmesi yapılan Atatürk Stadı’nın KKTC Liglerinin ikinci yarısında törenle! açılacağı açıklandı. Bu açılışa da Türkiye Süper Ligi’nin en az iki takımının davet edileceği balonu da şişirilerek haber yapıldı.
Bu haberin kaynağı olarak da, KTFF’nin değerli genel koordinatörü Yılmaz Balcı’yı gösterirken, Sayın Balcı’nın Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri ile olan kişisel dostlukları nedeniyle bu organizasyonu yapabileceği iddia edildi.

Halbuki, başta bu haberi yapan sevgili dostlarımın, 15 Kasım 1983 yılında KKTC’nin ilanı ile FİFA-UEFA’nın, Kuzey Kıbrıs futboluna kendisine üye hiçbir ülke ile maç yapamama yasağı getirdiği biliniyor.

Özellikle, Haluk Ulusoy’un TFF başkanı olduğu dönemlerde Kuzey Kıbrıs’ta kamp yapan bazı takımların, değil Kuzey Kıbrıs takımları ile kendi aralarında bile hazırlık maçı yapamayacakları konusunda yazılı uyarı yapmıştı.

Bunun üzerine, o takımlar da apar-topar Kuzey Kıbrıs’ı terk ederken, o günden beri hava koşulları, hatta bazı otellerin sahalarının elverişli olmasına rağmen, kamp için Türkiye’nin Güney sahillerini (Antalya-Alanya) tercih ettikleri de bir vakıadır.

Beğensek de, beğenmesek de Kuzey Kıbrıs’a gelecek takımların izin alacakları tek makamın Kıbrıs Rum Futbol Federasyonu (KOP) gerçeği ortada dururken, hala daha başta Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu ile Spor Bakanlığı’nın  böyle hayallerle avunmaları ortaya traji-komik bir durum çıkarıyor.

 


Dürüst Spor ambargosunu yıkacakmış!

 

 

Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürsüt’ü olaylara iyi niyetli yaklaşımı ve dağıttığı pozitif enerji nedeniyle gerçekten seviyorum.

Bir İstanbul beyefendisi davranışlarıyla tüm kesimlerin saygısını da kazanan Bakan Dürüst, spordaki izolasyon gerçeğinin bir iceberg gibi karşımızda durduğunu bildiği halde, Kuzey Kıbrıs’taki iç tribüne oynayan ve yerli, yersiz mavi boncuk dağıtan politikacılar örneği, hiç de yapamayacağı vaatlerde ve konuşmalarda bulunuyor.

Bunun son örneğini de, geçtiğimiz gün kabul ettiği Judo-Hapkido Federasyonu yetkileri önünde yaptığı konuşmada “ambargoları kıracağız” teranesi tekrarlaması oldu.

İlahi Sayın Dürüst, siz çok yaşayın. Bu söylemi duyunca katıla katıla güldüm. Kuzey Kıbrıs’a uygulanan spor ambargosunu, Türkiye Milli takımlarında yer alan bireysel sporcularımızın Türk bayrağı altındaki yarışmalarını ve başarılarını Kuzey Kıbrıs’a indirgemek mi spor ambargosunu yıkmak.

Geçin bunları Sayın Dürüst, artık deve kuşu gibi kafalarımızı kuma sokmak yerine, Kıbrıs’ta barış ve çözüm için mücadeleye ağırlık verelim. Tek çözüm, çözümdür Sayın Bakan. Ha, sizin partinizin böyle bir misyonu yok şimdi anımsadım. Sizin misyonunuz KKTC’yi yaşatmak. O zaman çok yaşayın sayın Bakan.

 


Okul sporları Beden Eğitimi öğretmenlerine değil Allaha emanet!

 

 

Uzun bir süredir, okul sporlarının çöktüğü bir vakıa haline geldi. Bu konu spor kamu oyu değil, tüm Kuzey Kıbrıs kamu oyu tarafından biliniyor.

Özellikle, bazı veya torpilli  Beden eğitimi öğretmenlerinin değil yan branşlarda faaliyet göstermek, zorunlu oldukları Beden Eğitimi derslerini bile savsakladıkları  bizzat okullarda fedakarca görev yapan arkadaşları tarafından her mecliste seslendiriliyor.

Adeta, “geçerken okula uğradım” örneği okullarda faaliyet gösteren bu beden eğitimi öğretmenlerini denetleyecek makamı da aradınsa bul.

Tabii, bu eleştirim bazı bölgelerde okul sporlarında harikalar yaratan beden eğitimi öğretmenlerini kapsamıyor da özellikle, Lefkoşa okullarının başarısızlığı ve Güzelyurt okullarının başarıları gözle görünen bir gerçek.

Yukarda, ambargoları yıkmak için adeta “ZALOĞLU RÜSTEM”liğe soyunan Spor Bakanı Dürüst’ün Okul sporlarını denetleme mekanizmasını harekete geçirmesi salık veririm.

 

 

 


Beşparmak komedisi

 

 

 

Kuruluşunda, kuruluş şekline muhalefet ettiğim, hatta şimdi benim gibi bu kulübe en büyük eleştirileri yapan, ilk destekçilerinden sevgili gazete yoldaşım spor yazarı Hüseyin Kıral’ın afişe ettiği “BEŞPARMAK” komedisine bir katkı da ben koymak istedim.

Güya, Türkiye Hentbol Liglerinde mücadele etmesi için kurulan ancak, kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti’nde tescil edilen bu takımın sporcularının çoğunun TC uyruklu olması, Beşparmak’ın ne kadar Kıbrıslı olduğu sorusunu ortaya çıkardı.

Bu tartışmalar devam ederken dün, kulüplere “Federasyonu’nun vereceği her türlü karara uyacağımızı beyan ve taahhüt ederim” şeklinde bir yazıyı imzalamalarını istemesi bu traji-komik duruma yeni bir boyut kattı.

Bu konunda, bir araştırma yapan sevgili Kıral, meğer bu istemin, Beşparmak takımında yer alan KKTC, TC ve üçüncü ülke uyruklu sporcularının burada ki organizasyonlarda da yer alacaklar olmaları olduğunu ileri sürdü.

Böylece, bizim Hentbol Federasyonumuz da bu olaya alet olup, kendi tüzüklerinin üzerinde kulüplere emrivaki yapmaya çalışıyormuş. Biz de hentbol mu? Diğer dökülen branşlar gibi HADİ CANIM SENDE” DESEK.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 946 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler