1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. TC-KKTC ilişkileri yeniden tanımlanmalıdır
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Yazarın Tüm Yazıları >

TC-KKTC ilişkileri yeniden tanımlanmalıdır

A+A-

28 Temmuz 2013 erken genel seçimleri birçok ders ve mesajla sonuçlandı. Sanırım  seçmen en önemli mesajı siyasi partilerin yetkilileri yanında, TC hükümet yetkililerine gönderdi.
Seçim sonuçlarının daha yeni yeni incelemeye başlanması ve siyasi partilerin tümünde sancı ve sıkıntıların devam ettiği bu aşamada ben bu konuda şimdilik birşey söylemek istemiyorum.
Sanırım bu sarsıntı tüm partilerimizde bir süre daha devam edecek. Bu nedenle bir süre daha beklemekte yarar var.
28 Temmuz erken genel seçimini birçok açıdan daha çok konuşacağız. Zamanlaması, karar süreci ve 45 derecede geçen seçim süreci, seçmenin ilgisizliği, katılımın düşüklüğü ve sonuçları bakımından “bu seçim başka seçim” oldu.
Ve bu seçim en başta TC-KKTC ilişkilerinin yeniden tanımlanması gerektiğini, 1974’den bugüne kadar süren ilişki biçiminin artık iki ülke açısından taşınamayacağının göstergesi oldu.
Seçmen açık ve net biçimde “ben bu ilişki biçiminden memnun değilim, onaylamıyorum” dedi.
Seçim süreci boyunca seçmene “Türkiye hükümeti UBP ve İrsen Küçük’ün kazanmasını destekliyor” mesajı verildi.
Seçmense cevap olarak “İrsen beyi mahalleye, UBP’yi de yenilenmeye” gönderdi.
Ayrıca TC hükümetinin temsilcileri TC-KKTC arasında imzalanan “2013-2015 Ekonomik İşbirliği Protokolu”nun harfiyen uygulanması gerektiği mesajını verdi. Ancak seçimlerde bunu savunan tek parti olan UBP resmen dağıldı. Hem Genel Başkanı, hem Genel Sekreteri, hem de MYK üyeleri, ilçe başkanları, bakanları sandıkta kaldı. UBP tarihinin en ağır yenilgisini aldı.
Aksine bu protokolu yeniden revize etmek için TC ile masaya oturacağız diyen CTP-BG %38.4 ile zafer kazandı. Protokolu gözden geçireceğiz diyen DP-UG de %23.4 oyla seçimden en kazançlı partiler olarak çıktı.
Bu seçimin bir diğer özelliği de seçim startı verildiğinde UBP tarafından TC kökenli seçmenin CTP-BG’ye zaten oy vermediği, DP-UG’yi ise desteklemeyeceği ve ağırlıklı olarak UBP’yi destekleyeceği propagandası yapılıyordu.
Sadece Karpaz sonuçlarına bakarak bile bunun balon olduğu ortaya çıktı. Karpaz’da CTP-BG ilk kez birinci parti oldu. DP-UG de ikinci olurken, UBP seçimi 3.üncü sırada tamamladı. Demek ki TC kökenli seçmen de artık TC-KKTC ilişki biçiminin değişmesi gerektiğini düşünüyor.
Peki nasıl bir ilişki?
Birincisi “Ana-Yavru ilişkisi” artık sona ermelidir. KKTC yavru olmaktan çoktan kurtulmalıydı. Bugüne kadar KKTC’yi yönetenler ve onlara her türlü desteği vererek ana-yavru ilişkisini geliştirenler artık bunun yürümeyeceğini ve bunun yerine iki kardeş devlet ilişkisinin geliştirilmesi gerektiğini anlamalıdır.
İkincisi “Türkiye versin, biz yiyelim” devri kapanmalıdır. Buna bağlı olarak “Türkiye’den al, bize bol bol dağıt” devri de artık sona ermelidir. Bugüne kadar çeşitli biçimlerde sürdürülen ve hatta seçim dönemlerinde “Türkiye’den en kolay ve en çok parayı ben alırım” diyerek seçmenden oy isteyen zihniyet artık son bulmalıdır.
Üçüncüsü “beslemeler” kelimesinde somutlanan “maaşınızı bile ben öderim” yakıştırması sokaktaki tek tek her insanı olağanüstü üzüyor. Bu nedenle bu yaklaşımın sona ermesi için bu ilişki biçimi bitmelidir.
Bunun yerine yeni ilişki biçiminin özü “iki kardeş devlet arasında karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı yeni bir ilişki biçimi” geliştirilmelidir.
Elbette ben “Türkiye parayı versin, gerisine karışmasın” noktasında değilim. Aksine bir süre daha KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durabileceği bir aşamaya gelmesi için, kontrollu biçimde vermesini ve dünyaya tek çıkışımız olan TC pazarını kullanmamızın önündeki yapay engelleri kaldırmasının daha yararlı olacağını düşünüyorum.
Bunun için yeniden masaya oturulmalı ve yeni ilişki biçimi karşılıklı tartışılarak yeni bir aşamaya birlikte yükseltilmelidir.
Bu, gelecekte her iki ülkeye de çok ama çok önemli yararlar sağlayacaktır. Aksi durumda, gerekli mesajın alınmaması, ya da üzerinde yeterince düşünülmeden “ben yaparım olur” düşüncesiyle hareket edilmesi TC-KKTC ilişkilerinde çok daha derin yaralar açacaktır. Sanırım bunu da hiç kimse arzu etmemektedir.

Bu yazı toplam 1553 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar