1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Taşlar ince ince işleniyor
Taşlar ince ince işleniyor

Taşlar ince ince işleniyor

Taşlar ince ince işleniyor

A+A-

Stella Aciman

Geçtiğimiz günlerde Bedesten’de mitolojik ağırlıklı, ‘Taşlardan Masallar’ temalı bir mozaik sergisi açıldı. Sanatçı Tijen Şeherlioğlu… Doğanın bahşettiği taşlara can veren eller!

Güzel Sanatlardan mı mezunsunuz?
Hayır, ben Limasol Kooperatif Bankası’nda çalıştım yıllarca ama erken emekli oldum. Annan Planı devresiydi, ortalık hayli karışıktı. Bu arada kapılar açıldı. Rum arkadaşlarımız vardı görüştüğümüz. Bir gün onları ziyarete gittik. Evin zemininde mozaik taşlarından yapılmış yunuslar gördüm. Çok etkilenmiştim. Arkadaşım, “benim çalıştığım yere gel, orada mozaik kursu açılıyor” dedi. Gittim ve iki aylık bir kursa katıldım. Sonra hobi olarak evde, şunu da yapayım, bunu da yapayım derken bir baktım ki ben kendimi mozaik yapmaktan alıkoyamıyorum. O arada gazetede Büyükhan’da kiralık dükkan ilanı gördüm. Hemen başvurdum, bana, “hiç mozaik yapan yok, size verebiliriz” dediler.

Ve burayı açtınız…
Evet, 2005 yılının Şubat ayından beri hem atölye olarak kullanıyorum, hem de yaptığım eserleri sergiliyorum. Yani kültür turizmi yapıyorum bir tür. Gelen turistler tarihi yerlerdeki mozaiklerin birebir aynılarını görürler, gider orayı ziyaret ederler veya “biz bunu Soli’de görmüştük” derler.

Kıbrıs’a ait tarihi yerleri mi yapıyorsunuz?
Sadece Kıbrıs değil… Türkiye’de nereyi kazarsanız bir tarihi eser çıkar. Suriye, Tunus… Tüm bu bölgeler tarihi eser, özellikle de mozaik açısından çok zengin. Dolayısıyla yaptığım eserler içerisinde oralardan da örnekler var.

BİR SERÜVEN

Yani bir nevi replika yapıyorsunuz…
Evet, sevdiğim tarihi eserlerin birebir aynılarını yapıyorum ama bunları yaparken mitolojiye merak sarıyorsunuz, hayata bakış açınız değişiyor. Kendinizden bir şeyler katmaya başlıyorsunuz. Milattan önce 5000 yıla uzanan bir serüvenin içinde seyahat ediyorsunuz. O dönem sanatçılarının neler hissettiğini yaşamaya başladım çalışırken.

Mozaikleri nereden temin ediyorsunuz?
İlk başladığım dönemlerde güneyden alıyordum. Fakat çok pahalı çünkü oradaki mozaik sanatçısı taşları dağlardan kendi toplar, kırar ve satar. Onun üzerine bir araştırma yaptım ve Türkiye’de iki yer buldum. Özellikle Antakya’da… Antakya zaten mozaiğin beşiği. Oradan temin ettiğim çok kaliteli taşlar var, çünkü doğal taşlarda renk konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz. O renklerin tümünü elde edemezseniz figürleri tamamlayamazsınız. Ankara’da bir fabrika mozaik sanatçıları için kesiyor ve satıyor.

Pahalı bir sanat dalı değil mi?
Evet, son derece pahalı bir sanat dalı. Ben kendi kaynaklarımla idare etmeye çalışıyorum. Büyük projelerim yok mu, var tabii. Ama her şey dönüp dolaşıp maddiyata dayanıyor.

“BELKİ GELECEKTE BULUNURUM”

Doğa, mozaiklerde kaç renk veriyor size?
7-8 renk veriyor. Fakat en zor bulunan renk yeşil ve turkuaz tonlardır. Eksik renklerim olduğu zaman o esere başlamıyorum, tüm renkleri tamamladıktan sonra yapmaya başlıyorum. Çalıştığım ürün tamamen doğal taş, bu da yaptığım eserlere müthiş bir değer katıyor, ölümsüz oluyorlar. Binlerce yıllık mozaikler vardır, bu yaptığım eserler de zaman içinde bulunur o gelecekteki insanlar tarafından.  Ben o çok çok eski sanatçıların uyguladığı eserleri uyguluyorum, belki ilerde benim eserlerimi de bulacaklar ve tarihe bir ışık olabilecek diye düşünüyorum.

Bakanlığın ilgisi var mı yaptıklarınıza?
Yok, ben sadece, Kültür Bakanlığı’na serginin açılışından üç beş gün önce başvurdum. Kültür Bakanlığı böyle durumlarda bütün sanatçılara bir davet maili çekermiş. Bakanlıkta bir beyefendiyle karşılaştım, “eğer sizin yurt dışında her hangi bir mozaik sergisi açmak ya da work shop yapmak gibi bir düşünceniz varsa Kültür Bakanlığı yardımcı olur” dedi.

Kültür Bakanlığı’nın sizden talepleri olmuyor mu?
Sekiz buçuk senedir buradayım, hiçbir devlet yetkilisi gelip de, “sen burada ne yapıyorsun” demedi. Devlet profilinin içinde sanat olduğunu düşünmüyorum, oysa devletin sanatçısına destek olması gerekir, üretmesi için yardımcı olmalı. Galeri açma fikri var kafamda çünkü gelen turistler bile soruyor, burada galeri yok, Lokmacı’dan geçen turistler bir sanat galerisi arıyor ama yok. Dört dörtlük bir galeri açmak istiyorum, hem eğitim vererek öğrenmek isteyen insanlara yardımcı olabileyim hem de orada bire bir yaptığım eserleri sergileyebileyim. Ancak maddi olarak bu beni çok aşar.

Mozaikle uğraşan başka sanatçılar var mı?
Bildiğim kadarıyla yok. Han’da tekim ben, bir arkadaş var O yeni yeni başladı. O’na da destek oluyorum gelişmesi için.

“GÖRDÜĞÜMÜ MOZAİK YAPIYORUM”

Yeni bir mozaik yapımına başlarken seçiminizi neye göre belirliyorsunuz
O anki ruh halime göre ne yapacağıma karar veriyorum ve seçiyorum, örneğin bir akşam oturdum gökyüzüne bakıyordum, yıldızları gördüm, ertesi gün geldim, çok basit bir tabağın içine gökyüzünü yaptım, yıldızlarla birlikte. Gördüğüm her şey mozaik yapma dürtüsü uyandırır içimde, çok garip belki ama öyle oldum. Serginin açık olduğu günlerde ön kısımda Adem’le Havva’yı çalışmıştım. 16.yüzyıl dönemi Danimarkalı bir ressamın çalışmasını değiştirdim, Adem’i zenci yaptım. Kapıya gelen 3-5 başı örtülü bayan baktılar, mozaik ilgilerini çekti, girmek istediklerini hissettim, fakat Adem’le Havva’nın çıplak figürlerini görünce irkilip geri döndüler. Hemen aklıma bir mozaik yapmak geldi, şimdi de onu yapacağım, ben inanıyorum ki o kadınlar sergiyi gezmeyi çok istediler ama çıplaklıkla ilgili düşünceleri onları geri itti, bununla ilgili bir mozaik yapacağım.

Sergiye ilgi nasıldı?
Sergiye ilgi iyiydi, belki çok daha iyi olması gerekirdi, diğer ülkelere baktığınızda bizim toplumumuzda mozaik sanatına ilgi duyan insan çok az.

Satış yapıyor musunuz?
Tabii, ufak tefek parçaları satmaya çalışıyorum, büyük parçaları zaten satamam fiyatları yüksektir. 5-6 aylık bir emek vardır üstlerinde ancak sanatı, mozaiği bilen biri gelecek ve “ben evime bunu istiyorum, parası da hiç önemli değil” diyecek. Ama benim galerime henüz öyle biri gelmedi. Sadece bir yargıç hanımın evinin girişine bir madalyon yaptım. Bunun dışında da bir sipariş almadım, arada bir küçük parçaları da çalışıyorum ki gelen turistlere satış yapıp kiramı olsun çıkarabileyim, ancak 8 yıldır buradan kiramı bile çıkaramadım, o kadar vahim bir durum mozaiğe duyulan ilgi…

Büyük Han’dakilerin ortak sorunu bu… Sizce neden?
Çok turist geliyor… Ben bunda Rum tarafının politikasının çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum çünkü bir seferinde İsrailli bir kafile gelmişti, bir çift geldi, küçük bir mozaik beğendiler, aldılar, “kapıda sorun yaşar mıyız” diye bana sordular. Belli ki bu insanlara Rum rehberler ya da gümrükteki görevliler, “aman ha, o taraftan alışveriş etmeyin” gibi bir telkinde bulunduklarını düşünüyorum. Bunun dışında bize gelen bizim rehberlerimiz buraya getirdikleri turistleri bir kapıdan sokup öteki kapıdan çıkarırlar sadece Büyükhan’ın bir tarihçesini anlatırlar, ayaküstü 5-10 dakika. Yani çok az, münferit olarak gelen turistler üst kata çıkıyor, çok az rehber yukarıya çıkarıp da buradaki sanatçıları anlatıyor. Nedeni nedir derseniz bilmiyorum. Bütün dünyada uygulanan rehberlere bir şeyler ödenir gibi bir durum vardır, bizim Han’da böyle bir çalışma yok, olmadı.

İHMAL

Rehberler birliğiyle bu konuyu görüştünüz mü?
Evet, bu da bizim ihmalimiz… Bu bir eksiklik, bunu yapmak lazım. Biz pazarlama işini beceremiyoruz herhalde. Türkiye’de böyle tarihi bir hana gitseniz insan kaynar, cıvıl cıvıldır, bizde gördüğünüz gibi dükkânların çoğu çalışamadı kapandı.

Mozaik işlemek zor mu?
Çok zor, çok sabır isteyen bir iş, öncelikle mozaik sanatını çok sevmeniz lazım. Benim iki parmağım sakatlandı  taş kırmaktan çünkü özel bir kerpetenle taşları milimetrik düzeyde kesmek zorundayım, ince figürleri çıkarabilmek için. Bazen taş çok sert olabiliyor, kırmakta çok zorlanıyorum, bazı taşlar da çok yumuşak olur dokunduğunuz anda dağılır, çok fire verirsiniz… Elinizde minicik bir taş, yarım saat bakarsınız,  bu taş nereye uygundur diye düşünürsünüz, ben taşlarla konuşuyorum.

Küçük boyutlu bir mozaik ne kadar sürede yapılıyor?
Motifin detaylarına göre değişir, 2 hafta sürebilir, çok ince detayları varsa 3 hafta. Önce motifi çiziyorum, uygulayacağım yer bir tahta olacaksa direkt tahtanın üzerine çizip bire bir çalışıyorum ama bir duvara monte olacaksa yahut bir niş içine girecekse onu file üzerine çalışıyorum, veyahut da masa yapacaksınız, onu direkt tahtanın üzerine değil file üzerine çalışıyorum.

Kaç yıldır mozaik yapıyorsunuz?
Sekiz buçuk yıldır yapıyorum. Birçok tekniği var, benim kullandığım direkt ve indirekt teknik. İndirekt teknik çok daha ağır olur, görüntü olarak da çok daha güzeldir, sanki toprağı kazıp çıkarmışsınız gibidir. Şimdi direkt tekniği kullanıyorum o daha hafif oluyor, taşınması daha kolay oluyor, küçük bir tabloya 2-3 kilo taş kullanıyorsunuz.

BÜYÜKHAN’A DAVET

Taşları ithal mi ediyorsunuz?
O da işin başka bir boyutu, ilk gittiğim zamanlar almıştım yolcu beraberi bir miktar getirmiştim. En büyük şansım, çocuklarını burada okutan mozaik sanatçısı bir arkadaşım var; o buraya gelirken çok büyük hayallerle gelmişti, büyük mozaikler yapıp satacağını sanmıştı. 3-4 sene kaldı burada, gelirken çok fazla taş getirmişti, giderken buradan taşları bana sattı. Gerçi çok renk yoktur orada, renkler için özellikle Türkiye’ye gidiyorum, yolcu beraberi ne kadar taşıyabilirsem o kadar getiriyorum. Bir de sadece doğal taş değil cam mozaik de çalışıyorum.

Yurt dışında sergi açmayı düşünüyor musunuz?
Şimdi ilk sergimi açtım, biraz burası doysun diyorum, yurtdışı daha sonra. Çok korkuyorum açıkçası çünkü organize olmak için yeterli argümanlara sahip olabilecek miyim, bu eserlerin zarar görmemesi için iyi paketlenmesi lazım, çerçeveleri en az 200TL’den başlar. Yaptığım eserlere alelade bir çerçeve koyamam maalesef, eseri ortaya çıkaran bir çerçeve olması lazım. Onlara ciddi paralar veriyorum, dolayısıyla da yurt dışı için korkuyorum eserleri oraya götürmek zor. Bunun dışında sadece Lefkoşa’da açıldı bu sergi, 3 günlük bir sergiydi, bir çok insan aradı, “biz daha yeni duyduk, gelmek istiyorduk” dediler. Ben onları buraya Büyük Han’a davet ediyorum, bu röportajda da davet edelim sergiye katılmak isteyip de katılamayanları, Büyük Han’a bekliyoruz, bu galeri de sergi niteliklidir. Sergide görebilecekleri her şey buradadır zaten. Girne ve Mağusa’da belli zamanlarda sergi açmayı düşünüyorum, bu sergilerin süresi daha uzun olacak. Buradaki sergi için çok yanlış bir mevsim seçmişim sıcak da etkili oldu. Zaten sergi zamanları Mart, Mayıs ayları arasıdır.

Bu haber toplam 1085 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 168. Sayısı

Adres Kıbrıs 168. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler