1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Taşkent’ten Dikomo ve Haspolat’a 'kayıplar'ın izinde...
Taşkent’ten Dikomo ve Haspolat’a kayıpların izinde...

Taşkent’ten Dikomo ve Haspolat’a 'kayıplar'ın izinde...

15 Ekim 2012 Pazartesi günü, Kayıplar Komitesi yetkilileri Murat Soysal, Okan Oktay ve Ksenofon Kallis’le birlikte bir okurumu ve onun bize konuşması için ikna ettiği önemli bir şahidi görmeye gidiyoruz... Murat Soysal’ın ani bir toplantısı ç

A+A-

 

 

15 Ekim 2012 Pazartesi günü, Kayıplar Komitesi yetkilileri Murat Soysal, Okan Oktay ve Ksenofon Kallis’le birlikte bir okurumu ve onun bize konuşması için ikna ettiği önemli bir şahidi görmeye gidiyoruz...

Murat Soysal’ın ani bir toplantısı çıkınca bizden ayrılmak zorunda kalıyor... Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay ve Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üye Yardımcısı Ksenofon Kallis, okurum ve şahitle birlikte yola koyuluyoruz. İlk durağımız Sihari (Kaynakköy) yakınlarında Taşkent (Vuno) girişi... Az ötede dağlardaki bayrakların göründüğü bir nokta...

1974’te Türk askerlerinin bu bölgede ilk konuşlandığı yermiş burası. Şahidimize göre, az ileride bulunan bir dereciğin üst başına üç “kayıp” Kıbrıslırum gömülmüş. Burasını çok net hatırlıyor, üç “kayıp” Kıbrıslırum’un nasıl ve ne şekilde gömülmüş olduğunu anlatıyor...

Aslında bu bölgede Kayıplar Komitesi kazı yürütmüş bir zamanlar ancak şahidimizin sözünü ettiği üç kişiyle ilgili herhangi bir şey bulmamışlar... Okan Oktay şahidimize bunu aktarıyor ancak şahidimiz, “Bu imkansız bir şey, mutlaka bu dere yatağı taranırsa kemiklere rastlayacaksınız... Ben bu bölgeyi çok iyi hatırlarım” diyor...

Dere yatağında kazı yapılmışsa bile, bazı alıç ağaçlarının derenin içinde bulunuşu, belki de “kayıplar”dan geride kalan kalıntıların çeşitli faktörlerle buralara sürüklenmiş olma olasılığını da akla getiriyor.

Sonraki durağımız Taşkent’e (Vuno) giden yol üzerinde...

Bayrağın bulunduğu tepenin altındaki evciklerden çıkan bir grup Kıbrıslırum – bunlar 5-10 kişilik bir grupmuş – koşarak Taşkent (Vuno) eteklerindeki bir yamaççığa tırmanmaya çalışmışlar. Yoldan Türk askerlerinin açtığı ateş sonucunda 3-5 kişi düşmüş, birkaç kişi kaçmış... Sonra da Türk askeri yoluna devam etmiş... Yamaççığın fotoğraflarını çekip koordinatlarını alıyoruz...

Sonra Taşkent’in (Vuno) içine giriyoruz... Yol üzerindeki kayalık tepeciği buluyor şahidimiz... Bu tepecikte bulunan 7-8 tane Kıbrıslırum askeri, ilerlemekte olan Türk askerlerine pusu kurarak ateş açmışlar... Askerler sağa sola kaçışarak kendilerini korumaya çalışmışlar – sonra bu tepeciği kuşatarak Kıbrıslırum askerleri öldürmüşler... Şahidimiz “Bu tepeciklerdeki kayalıkları taramanız lazım, oralarda kalıntılarını bulabilirsiniz belki” diyor.

Bir başka durağımız Dikomo (Dikmen)... Bu konuda yıllar önce bir okurumun vermiş olduğu bilgileri yayımlamıştım. Yıllar önce bir okurum bana Dikomo’daki askeri kampın içerisinde pentatlon yapılan bölgede bazı “kayıp” Kıbrıslırumlar’ın gömülü olduğunu, bu alanda pentatlon direklerini dikmek için yapılan kazılarda kemiklerin ortaya çıktığını anlatmış ve hatta bir de “Google map” (harita) göndererek, harita üzerinde bu olası gömü yerini işaretlemişti...

Burası askeri bölge olduğu için fotoğraf çekmiyoruz, yalnızca kampın yanından geçerek pentatlonun bulunduğu bölgeyi görüyoruz ve geri dönüyoruz çünkü bu yolda durmak zaten yasak...

Şahidimize göre, bu bölgeye 28-29 civarında Kıbrıslırum “kayıp” gömülmüş. Bunlar Haspolat (Mia Milya) ile Taşkent (Vuno) arasında tutuklanarak bir otobüse konmuşlar, sonra da Dikomo’daki bu alana getirilerek infaz edilmişler. Bu otobüste, esir olan sözkonusu Kıbrıslırum askerlerin yanısıra Dikomo’dan Lefkoşa’ya gitmeye çalışan ve tesadüfen bu otobüse binen bir de yaşlı Kıbrıslırum varmış ve o da, bu grupla birlikte öldürülmüş...

Dikomo’dan ayrılarak Haspolat (Mia Milya) bölgesine gidiyoruz... Şahidimize göre, şu anda arıtma tesisinin bulunduğu alanda üç dört noktada gömüler yapılmış... Haspolat’taki (Mia Milya) dereye giden bazı çatlaklara ikişerli üçerli veya daha fazla sayıda “kayıp” şiroyla gömülmüş. Fakat bu bölge o kadar değişmiş ve o dereye giden çatlaklar arıtma tesisi için havuzlara dönüştürülmüş ki şahidimize göre bunları bulabilmek pek mümkün değil, “Meğer ki ölüler kalkıp bize burdayık diye bağırsın” diyor, üzülerek... Bu bölgeye en az 15 kişinin gömüldüğünü, dört-beş ayrı noktada gömü yapılmış olduğunu hatırlıyor...

Şimdi dere yataklarındaki çatlaklar görünmüyor çünkü buralara büyük havuzlar inşa edilerek, arıtmadan çıkarılan sular dinlendiriliyor... Gölleri andıran bu havuzların etrafında sazlıklar, kamışlıklar var, ördekler bu gölcüklerde yüzüyor... Daha önce hiç görmediğim çok güzel, siyah-beyaz kuşlar havalanıyor gölcüklerden... Okurum, “Bunlara kar kuşu diyoruz” diyor... Karınlarının altı bembeyaz, kanatları siyah beyaz...

Haspolat’taki arıtma tesisinden ayrılıp Lefkoşa’ya dönüyoruz, şahidimize ve okurumuza teşekkür ederek...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 596 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler