1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Tanti’nin mahallesinden hatıralar…
Tanti’nin mahallesinden hatıralar…

Tanti’nin mahallesinden hatıralar…

1958’de “Kara Çete”nin öldürdüğü Kostis Kiriaku Tanti’nin torunları Andrula Mihalidu ve Elena Makrides anlatıyor… Tanti’nin hikayesini ilk kez Şener Levent’ten duymuştum, onun yazdıklarından Tanti’nin

A+A-

 

 

1958’de “Kara Çete”nin öldürdüğü Kostis Kiriaku Tanti’nin torunları Andrula Mihalidu ve Elena Makrides anlatıyor…

 

 

Tanti’nin hikayesini ilk kez Şener Levent’ten duymuştum, onun yazdıklarından Tanti’nin bir gün Tanti’nin Mahallesi’nde öldürüldüğünü öğrenmiştim… Gene Tanti’nin mahallesinde yaşamış olan “kayıp” yakını Mihalis Yangu Savva’dan da benzer bir öykü dinlemiştim.

Geçtiğimiz aylarda değerli arkeolog, araştırmacı Tuncer Bağışkan, “Facebook” adlı sosyal paylaşım sitesinde Tanti’nin Hamamı’nın şu anki içler acısı durumunu yansıtan fotoğraflar paylaşmış, ayrıca araştırdığı Tanti’nin öyküsünü de yazmıştı…

Biz de Tuncer Bağışkan’ın bu paylaşımını bu sayfalara iktibas etmiştik…

Tanti gerçekte kimdi? Tanti’nin akrabalarını bulabilir miydim acaba?

“Kayıp” yakını arkadaşım Mihalis Yangu Savva’yı aradım – o Ledra Street’te (Uzunyol) takılırdı hep ve bu bölgenin esnaflarını herhalde tanıyordu… Mihalis bana Uzunyol’daki “Mavros” adlı oyuncakçı dükkanının sahibinin aslında Tanti’nin oğlu olduğunu, gene aynı sokakta bulunan bir eczanenin de Tanti’nin bir başka oğluna ait olduğunu anlatmıştı.

Mihalis Yangu Savva’dan Tanti’nin akrabalarını bulması için ricada bulundum. Kısa sürede bana Tanti’nin torunu Andrula Mihalidu’nun telefonunu buluverdi… Andrula Mihalidu’yla Ledra Palace oteli karşısındaki Dayanışma Evi’nde buluşmak üzere sözleştik. Sevgili Tuncer Bağışkan’ın da bu röportajda hazır olmasını istiyordum çünkü Tanti’yle ilgili araştırmayı o yürütmüş, biz de ayrıntıları ondan duymuştuk…

Geçtiğimiz haftalarda Tanti’nin torunları Andrula ve Elena’yla Dayanışma Evi’nde buluştuk. Oturup uzun uzun konuştuk. Bize Tanti’yi, Tanti’nin ailesini, ailenin yaşadıklarını anlattılar…

Kıbrıslıtürkler!in “Tanti” olarak bildiği Kostis Kiriaku Tanti, Aykasiyano bölgesinde ünlü “Tanti’nin Hamamı”nı yaptırmış, bu bölgede ayrıca yoksul işçi aileleri için küçük evcikler de inşa ettirmişti…

“Tanti” aslında “Konstantinos”un kısaltılmışıydı… Ama herkes ona “Konstantinos” değil, “Tanti” diyordu.

Tanti, son derece tutumlu bir adamdı torunlarının anlattığına göre ve harcadığı her kuruşun hesabını tutardı… Aslen Lefkoşalı’ydı, Pallaryotissa bölgesindendi… Eşi de Pallaryotissalı’ydı…

Tanti, bir yapıcı ustasıydı… “Kutsal topraklar” olarak tabir edilen Kudüs’e eşiyle birlikte ziyaretinde bir hamam görmüş ve bu hamamı çok beğenmişti… Kıbrıs’a döndükten sonra da bir hamam yaptırmaya karar vermişti. 1900’lü yılların başında bu hamamı, 1920’li yılların başlarında da bu hamamın çevresindeki evcikleri yaptırmış.

Tanti’nin üç oğlu olmuş: İrodotos (Herodotos), Theodoros ve Othonas (Mavros)… Oğluları için de, kendi canı için de Tanti, hamamın yanında üç tane büyük ev yaptırmışmış…

Uzun süre hamamı kendisi çalıştırmış, sonra hamamı çalıştırmayı oğlu Theodoros’a devretmiş… Bizim konuştuğumuz torunları, Theodoros’un kızları Andrula ile Elena hanımlar idi…

Torunlarının ifadesine göre Simsar Pembe ve kızı Fatma, bu hamamda tellak olarak çalışmaktaymışlar – gündüzleri kadınlar hamamı, geceleri ise hamam erkeklere ayrılıyormuş… Simsar Pembe ve kızı, gündüzleri kadınlar hamamında hizmet veriyormuş…

İngilizler’in “Böl ve yönet”, “Taksim” politikaları çerçevesinde, gerek Ayluga’da, gerek Aykasiyano’da, gerekse Ömerge’de çeşitli olaylar çıkarılmaya başladığında takvimler 1956’yı gösteriyormuş… Maksat bu karma mahallelerde yaşayanların korkutulup kaçırılması ve “Taksim”e ilk adımın atılmasıymış… Ayluga’da olsun, Aykasiyano’da olsun, Kıbrıslırumlar’ın evleri ve kiliseleri ateşe verilmeye, yakılmaya çalışılmış… Tanti’nin Hamamı’nın deposu da yakılmaya çalışılmış… Kalabalık Kıbrıslıtürk grupları gelip Tanti’nin evini taşlamaya girişiyorlarmış…

1957 yılında Tanti’nin oğluları Theodoros ve Othonas’ı öldürmek için dönemin Kıbrıslıtürk “teşkilatı” karar almış fakat bir Kıbrıslıtürk’ün zamanında uyarısı üzerine aile mahalleden ayrılmış ve güneye geçmiş. Bir daha dönmemek üzere Tanti’nin mahallesini terketmişler…

Bu arada Tanti’nin Hamamı’nın bir odası, dönemin “Teşkilatı” olan “Kara Çete”ye verilmiş – “Kara Çete”, gizli toplantılarını Tanti’nin Hamamı’nda yapmaktaymış…

1958 yılının yaz aylarında Kırklar’ın hocası Yusuf Mehmet Hilmi öldürülerek naaşı da “kayıp” edilince, “Kara Çete” bunun intikamı olarak Tanti’yi öldürmeye karar vermiş… Yusuf Mehmet Hilmi’nin öldürüldükten sonra o bölgedeki bir gaminide yakıldığı söylentileri ortada dolaşmaktaydı o günlerde… “Kara Çete” de hocanın intikamını almayı kararlaştırmış ve Tanti’ye bir tuzak hazırlamış…

Tanti’ye güvendiği bazı Kıbrıslıtürkler aracılığıyla haber salınarak, evine bir müşteri bulunduğunu, 300 Kıbrıs Lirası’na evini alacak olan müşteriye gelip evini göstermesi gerektiğini bildirmişler.

Tanti, oğlularına hiçbirşey söylememiş… Çünkü oğluları artık 86 yaşında olan, katarakt nedeniyle gözleri zar zor gören babaları Tanti’ye sürekli olarak “Sakın o tarafa geçme da tehlikelidir” diye uyarılar yapmaktaymışlar. Bu randevuyu öğrenecek olsalardı, oğluları Tanti’nin Lefkoşa’nın Türk kesimine geçişini engelleyeceklerdi… Fakat Tanti kimseciklere hiçbirşey söylemeden ölümle bu randevusuna gitmeye karar vermiş, bastoncuğuna dayanarak…

29 Temmuz 1958 günü oğlunun Ledra Street’teki (Uzunyol) “Mavros” adlı oyuncak ve spor malzemeleri satan dükkanına gidip bir kahve içmiş… Randevusuna gitmek üzere ayağa kalktığında, dükkanda asılı olan oltalar giysilerine takılmış…

Dükkanda tezgahtar olarak çalışan Kıbrıslırum kız, “Tanti Bey, nereye gideceksan vazgeç… Bak oltalar takıldı giysilerine, sakın gitme!” demiş garip bir önseziyle…

Ama Tanti, buna da aldırmamış ve yürüyüp gitmiş…

Sözde müşteriye kendi evini göstermeye, bu evi 300 Kıbrıs Lirası’na bu müşteriye satmaya gitmiş…

“Kara Çete”, Tanti’yi bekliyormuş, kendi evinde… Çünkü bu sahte “randevu”yu ayarlayan onlarmış zaten…

Onu kendi mutfağında vurup öldürmüşler…

Torunlarının anlattığına göre, Tanti öldürülmeden once ona saldıranlarla mücadele etmiş, bastonuyla onlara vurmaya çalışmış… Ama 86 yaşındaki ihtiyar bir adam, “Kara Çete”nin genç ve gözlerini öfke bürümüş, ellerinde silah olan elemanlarına karşı ne yapabilirdi ki?

Onu öldürmüşler…

Gazeteci Şener Levent, o gün, siyah bıyıklı bir adamın Tanti’nin Hamamı’nın bulunduğu mahalleden hızla ve kuşkulu biçimde uzaklaştığını görmüş olduğunu anlatıyor…

Tanti’yi öldüren şahıs şu anda hayatta ve İngiltere’de yaşamını sürdürüyor… Tanti’nin Hamamı’na yakın bir yerde ikamet eden bir gençmiş bu insan ve belli ki “Kara Çete” tarafından, Tanti’yi öldürmek için kullanılmış… “Kara Çete” de “TAKSİM” projesinin gerçekleştirilmesi için daha başkaları tarafından kullanılmış, tıpkı EOKA’nın kullanıldığı gibi…

86 yaşında, hayatını Kıbrıslıtürkler’le birlikte yaşayarak geçirmiş, Kıbrıslıtürkler için bir hamam yaptırmış, küçük işçi evlerini Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum işçilerine kiralamış bu ihtiyar adamı öldürmekle, Kırklar’ın Hocası bir başka yaşlı adamın, 71 yaşındaki Yusuf Mehmet Hilmi’nin “intikamı” alındı mı gerçekten? Bir masum insanın öldürülmesi, bir başka masum insanın öldürülmesiyle “eşitlendi” mi “kartlar”? İki ihtiyar, masum insanın dökülen kanı, bu adaya daha güzel günler mi getirdi yoksa insanlar korkutularak, sindirilerek, kaçmaya, göçmeye zorlanarak “TAKSİM” projesinin adım adım gerçekleştirilmesinin yolları mı döşendi?

Tüm bu hikayeyi bilmiyorduk, parça parça biliyorduk – Tuncer Bağışkan’ın araştırmalarını, Tanti’nin torunlarının anlattıklarıyla birleştirince, bu tablo ortaya çıktı… Tanti’nin torunlarının anlattıkları ve Tuncer Bağışkan’ın anlattıkları birleşerek, bir dönem Tanti’nin mahallesinde yaşanmış olanlar ortaya çıkıyor…

Tanti’nin torunları Andrula Mihalidu ile Elena Makrides’le, dedeleri Tanti’ye ilişkin röportajımızı yarın yayımlamaya başlıyoruz…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 766 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler