1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TANRI ÖLDÜ (1)
TANRI ÖLDÜ (1)

TANRI ÖLDÜ (1)

İçinde yaşadığımız düzen karşısında uzun süren bir etkisizleşme durumumuz var. Siyasetçi, iktidara gelerek sistemi değiştirebileceğini ortaya koyarken, iktidar koltuğunda farklı iktidarlarla bir varlık mücadelesiyle karşılaşıyor. Muhalefetin en etkili s

A+A-

 

 

İçinde yaşadığımız düzen karşısında uzun süren bir etkisizleşme durumumuz var.

Siyasetçi, iktidara gelerek sistemi değiştirebileceğini ortaya koyarken, iktidar koltuğunda farklı iktidarlarla bir varlık mücadelesiyle karşılaşıyor.

Muhalefetin en etkili siyaset silahı olduğunu düşünen ise, aslında yönetim karşısında eleştiriden öteye gidemediği ve etkisizleştiği gerçeğini görüyor.

Aydın öngörülerinin algılanmamasından yorgun düşüyor.

Sanatçılar, düşünürler aynı yorgunlukla kendi içlerine dönüyorlar.

Demokrasilerde önemli yere sahip olan sendikalar ve sivil toplum örgütleri, eleştiri, eylem ve tepkinin tek başına sonuç getirmediği gerçekliği ile baş başa kalıp, bir başka etkisizleşme sürecine giriyor.

Toplumu oluşturan birey, belki de en çok hayal, kuran belki de en çok öfkelenendir.

Sonuçta ortaya koyduğu iradenin hayalleriyle örtüşmediği gibi, öfkelerini de yatıştırmadığı gerçeğini yaşıyor.

İradesi gönüllü olarak kendi mutluluğu üzerinden şekilleniyor.

***

Meclisteki 3 muhalefet partisi erken seçim hedefiyle ortak hareket etme kararı aldı. Yine yazmıştım, bu hedef doğru bulunmakla birlikte, aslında kamuoyunda en ufak bir heyecan yaratmadı.

Zira bu partiler de günlerdir bu hedef için hala bir ortak açıklama yapamadılar. Konuşuyor ve çalışıyorlar. Hala...

Ortak bir tavır yaratılır mı, yaratılırsa yaşar mı, birlikte göreceğiz. Ben kendi adıma yanılmayı çok isterim.

Sorumluluğun en çok hangi tarafta olduğu ile de ilgilenmem. Çünkü sorumluluk ortaktır. Ama bugünden bakıldığı zaman, konunun bizim demokrasi unsurlarımız tarafından yeterince doğru algılanmadığı ortada.

Kendi içinde bir ortak nokta yaratmakta bu kadar zorlanılması, öncelikle olası bir hükümet modelinde ülke yönetimine soyunma hedefini cılızlaştırıyor. Çünkü, kendi içinde diyalog  kurup geliştiremeyen siyasetçi, her şeyden önce Kıbrıs’ın kendi gerçeklik koşullarında, dışarıdan gelen, zaman zaman dayatılan yönetim şekilleri karşısında diyalog yaratma şansına zaten sahip olmadığını gösterir.

Oysa bizim buralarda artık daha farklı anlayışlara ihtiyacımız var.

***

Siyasetini beğenelim ya da beğenmeyelim bugün kararları ve tavırlarıyla yaşam şeklimizi doğrudan etkileyen AK Parti yönetiminin siyaset yapma stratejilerine topyekün çok uzağız.

Bugün en sıradan haliyle Erdoğan’ın karşısına çıkıp, etkinlik sağlayabilecek kaç siyasetçimiz var, tarafsızca siz verin cevabını?

Böyle olunca anlamakta ya da siyaset üretmekte zorlanıyoruz.

Ya biat eder konumda kişiliksizleşiyor, ya da reddederek onurumuzu kurtaracağımızı düşünerek gerçekliklerden uzaklaşıyoruz.

Yeni ekonomik paket Ankara görüşmelerinden sonra karşımıza gelecek. Bundan önce muhalefet partilerinin özellikle ayrı ayrı ya da birlikte ortaya koyabilecekleri somut bir projeleri olması gerekirdi.

Yine olmadı.

Şimdi geriye kalan tek şey eleştirmek ve bu eleştirilerde haklı olmak.

Ve daha da kötüsü haklıyken hiçbir şey değiştirememek.

***

Nietzche’nin ünlü sözü “Tanrı öldü” savı, belki çok başka bir yerden ama bana nedense bugünü çağrıştırıyor.

Bugün tam da içinde bulunduğumuz durumu.

Nietzche, Tanrı’nın insanın yarattığı bir yücelik, kurallar ve dogmalar bütünü olduğunu söylerken, Tanrı’nın ölümüyle insanın mevcut sistemi toptan reddederek yeni bir yerden özgürleşebileceğini anlatmaya çalışıyor.

Böylelikle özgürleşen insan, “üst insana” dönüşecek ve dünya artık daha iyi bir yer olacaktır.

Sonuçta her şey insanla başlamaktadır.

Tanrı kavramı yerine geleneksel liderlik kavramlarını ya da mevcut sistemi koyabilirsiniz.

Kıbrıs sorunu ekseninde sadece bu yarım coğrafyadan ibaret günlük sloganlara dayalı siyaset devri geçerliliğini yitirdi. Artık Kıbrıs sorunun çözümü için de ortaya yeni ve gerçek bir irade koymak gerek.

Bu bir yerlerden etrafımıza örülecek daha kalın parmaklıklarla ayrı bir tutsaklık devrini başlatabileceği gibi, bu dar çerçevenin yıkılmasından kazanacağımız özgürlük de olabilir. Bu biraz da durumu bizim nasıl yöneteceğimizle ilgili.

Sanırım artık Tanrı’nın öldüğünü kabul edip, başka bir yerden özgüleşerek başlamamız gerekiyor siyaset yapmaya.

Daha da geç olmadan.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 612 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler