1. YAZARLAR

  2. Ayşemden Akın

  3. TANIMADIĞIN BİRİNİN YASINA ‘IRKÇI’ BİR DAVET
Ayşemden Akın

Ayşemden Akın

Yazarın Tüm Yazıları >

TANIMADIĞIN BİRİNİN YASINA ‘IRKÇI’ BİR DAVET

A+A-

Annem, Baf’ın Stavrogonnu köyünden Halil’in kızı Ayşe...
Babam, Dersimli İbrahim muallimin oğlu Ferit...
Annemin dedesi Rum, yani Yeni Süleyman... (Siz belki ‘Rum piçi’ dersiniz.)
Babamın dedesi Dersim’e sürülmüş Kürt Şerif... (Siz belki PKK’lı da dersiniz.)
Ben ise Ankara’da doğmuş, Kıbrıs’ta büyümüş, TC okullarında babasının doğduğu yeri korkudan ‘Elazığ’ diye söyleyen, kendini tanımlamaktan ‘aciz’ bir garip...

Bunları neden yazdım?

Son yazıma gelen yorumlar ve benim ırkçı olduğumu söyleyenler için...
En çok da ağrıma giden bu ya...

Irkın benim için olan anlamını kavramaları için yazdım. Beni sevenlere borcumdu. Kimliğimizden rahatsız olan akrabalarıma ise binlerce özür, ‘ben buyum’ diyenlere ise binlerce selam olsun...

Velhasıl kelam anam da babam da, ikisi de asi toprakların çocuğu. Ceberrut devletten çekmişiz hepimiz. Bazı şeyler genetik... Tarih okuyanlar ne demek istediğimi çok iyi anlıyor olsa gerek. Bunun affına sığınmış olayım...

Babaannemin ailesi Dersim İsyanı’nda katledildi. Hayatta kalan kardeşlerinin her biri diğerlerini bulup ‘örgütlenemesin’ diye TC’nin başka başka yetiştirme yurtlarına yerleştirildi. Birbirlerinden haberleri olmadan göçüp gittiler bu acımasız dünyadan. Acısı ve utancı bize kaldı. Yazarken bile ağlamalı...

Annemin ailesi ise düşmeyen Baf gibi, ama kendini hala saf Türk sayar. Rumlara karşı duygularını dinlemek bile ağır gelir bana. Allah’tan hala sağduyu sahibi olanları var. Onların da bazıları kuzeyde yaşamıyor zaten. Kendilerine ait bir devlet bulamadılar bu yanda. Bir gün Rum akrabaları da bulacağım elbet. Belki onlar da utanıyor olacak, ‘Türklerle’ akraba olmaktan... Olsun... Irk denen şeyin ne menem bir şey olduğunu onlara da anlatacağım...

Tüm bunları, benim kim olduğumu, ırkçı olup olmadığımı sosyologlar, antropologlar  yorumlasın ama ben bugün size yüreğimin yandığı bir yerden seslenmek isterim...

Biz bugün (dün) bir yoldaşımızı, bir meslektaşımızı yitirdik.

Gaziantep kökenli, kuzeydeki gazetelerde ömür tüketmiş, sayfa tasarımcısı 37 yaşındaki Yücel İpek...

Alevi Kürt... Solcu bir yoldaş. Arkasında kalan sevenlerinin hepsinde gözyaşı bırakan bir meslektaş. Tek dileğim ona bahşedilen duygularla uğurlanmak...

Ne yazık ki, bizim teşriki mesaimiz olmadı ama olanların gözlerindeki boşluk neden onu daha önce tanımadım, neden ona sahip çıkamadım dedirtmekten başka bir şey yaşatmadı bana. Sonsuz bir çaresizlik...

Bugün bu yazıyı, hiç tanımadığım, bu gazete de dahil neredeyse tüm gazetelerde emek vermiş ve dün ölüsünü bir poşet içinde Arabahmet’ten sessiz sedasız uğurladığımız Yücel İpek’e adamak isterim. O belki hiçbir şeyin farkında değildi ama onu kusan ve onu bu sistemin dışında bırakan şeyleri dibine kadar yaşamıştı. Detayları bizde saklı... Biz ise sadece oturduğumuz yerden yazılar yazmıştık bu ülkenin çok kültürlülüğüne ve halkların kardeşliğine dair...

Düşmem dersin düşersin... Ben demedim Mevlana dedi... Dediklerine göre uyuşturucu illetinin kucağına düşmüştü. İki yıl işsiz kalmış, çocuğunun nafakasını ödeyemez hale gelmişti...

Devlet dediğin ceberrut ve bu ülkede başıboş kol gezenler ise onun sonunu getirmişti.

Siz hiç bir gariban ölüme nasıl uğurlanır gördünüz mü? Ailesinin gözyaşlarını, ağıtını, yasını sessiz sessiz içine akıtan bir ailenin, yabancı bir ülkede sahip çıkılamayan evladını nasıl kara toprağa uğurladığını gördünüz mü?

Görmediniz!

Görseydiniz, bugün bu topraklara pasaportsuz gelen suçlu, kaçkın, sapık, hırsız TC vatandaşlarının gelmesine izin verenleri kınardınız, bütün kalbinizle. Ama nafile...

Eğer bugün Yücel İpek gibi doğuştan “ipek” bir insanın evinden plastik torba içinde çıkarılışını görseydiniz;  Arabahmet’te olup bu acıyı paylaşıyor, Gönyeli çemberinde yan yol açılışı için tören düzenliyor olmazdınız.

İşte KKTC dediğiniz yer burası... Dünyanın tanımadığı ve hiç tanımayacağı, kayıp hayatların cumhuriyeti...

 

 

 

Bu yazı toplam 4984 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar