1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TALAT'TAN HRİSTOFYAS'A ELEŞTİRİ
TALATTAN HRİSTOFYASA ELEŞTİRİ

TALAT'TAN HRİSTOFYAS'A ELEŞTİRİ

“Onlar açıkgöz, herkes ahmak!..” 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta Kıbrıslı Rum Lider Hristofyas ile ilgili çeşitli eleştiriler getirdi. Talat, özelde Hristofyas, genelde Kıbrıs sorunu ile ilgil

A+A-

 

 

“Onlar açıkgöz, herkes ahmak!..”

 

 

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta Kıbrıslı Rum Lider Hristofyas ile ilgili çeşitli eleştiriler getirdi. Talat, özelde Hristofyas, genelde Kıbrıs sorunu ile ilgili şu cümleleri ifade etti:
“Gerçeklerin "yavuz hırsız" misali nasıl tersyüz edildiğini ve gerçek niyetlerin nasıl perdelendiğini göze çakan ifadelere bir kez daha rastlayınca, bu konudaki suskunluğumu bozmak gerektiğine karar verdim. Pişkinlik ve Kıbrıs Rum milliyetçiliğine kapılan Rum Liderliğinin Kıbrıs Türkünün gözünün içine baka baka gerçekleri tahrif etmesi, susmayı bir suç haline getirmeye başladı diye düşünüyorum.
Aşağıya aldığım sözler Sayın Hristofyas'ın kendi çevirmenleri tarafından tercüme edilmiştir...
8 Nisan 2012 Pazar günü, Dali Halk Örgütleri Binasında, Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis'i anma toplantısında, Hristofyas diyor ki: "Kıbrıs aleyhine işlenen çifte cinayetten yaklaşık 38 yıl sonra sorun çözümsüz kalmaya devam etmektedir. Kıbrıs sorununu bu kadar yıldır çözümsüz tutan ana faktör yaşayabilir ve işler bir çözüm için işbirliği yapmayı Ankara’nın reddetmesi ve Türk uzlaşmazlığıdır."
Yani, bu sözlere söylenebilecek en edepli söz herhalde "insaf da dinin yarısı!" olabilir... Böyle bir şey nasıl söylenebilir? Gözümüzün içine baka baka bu kadar pişkinlik nasıl olabilir?.. Olur işte! Hatırlayın 2004'te, Hristofyas Annan Planına önce "evet" deme kararı verip sonra "hayır" deyince tüm sürecin kaderi değişmişti. Papadopulos'un yüzü suyu hürmetine BM Bütünlüklü Çözüm Planını reddeden AKEL, sözde "çözümü çimentolaştırmak için hayır" dedi. Onlar açıkgöz, herkes ahmak!.. 2004'ten bugüne 8 yıl geçti. Hani "çimentolaştırılan çözüm"? Yoksa çözümsüzlük mü çimentolaştı?..”

“PAPADOPULOS'TAN ÖĞRENDİ”

 

“Hristofyas'a göre çözümsüzlüğün sorumlusu Türkiye... Hadi canım, buna herkes güler! Türkiye Hükümeti'nin o dönemde her şeyi -askeri darbeyi bile- göze alarak çözümü desteklediğini unutmak mümkün mü? Peki bugün Hristofyas hangi yüzle bu şekilde konuşabiliyor? Onu dinleyenler hangi sabırla ona kulak verip hatta -ayıp olmasın diye- alkışlayabiliyor?
Aslında Hristofyas'ın bu söylemi daha referandumun ertesi günü Papadopulos tarafından dile getiriliyordu... Hristofyas bu retoriği Papadopulos'tan öğrendi ve o günden beridir tekrarlıyor. Sözleri aslında kendi icadı değil. Papadopulos'un tekrarı!..
Tabii iş burada bitmiyor. Bakın, o kadar katılımcı önünde; aralarında Kıbrıslı Türkler de var ve devam ediyor: "Görüşmeler sürecinin devam etmesi için tamamen hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Görüşmelerin devamında bugüne kadar üzerinde anlaşmaya varılan prosedüre saygı gösterilmelidir. Yapay takvimlerin, hakemliğin, arabuluculuğun ve üzerinde anlaşmaya varılan önkoşullar yerine gelmeden zamansız bir uluslararası konferansın toplantı çağrısının olmayacağı bir sürece saygı gösterilmelidir.”

“SONSUZA KADAR GÖRÜŞME”

 

“Sürecin tek taraflı değiştirilmesi yönünde olası bir uğraşı, özünde müzakerelerin sonlandırılması uğraşısını teşkil edecektir."
Anladınız mı? Tehdit büyük... BM Genel Sekreterine müzakerelerin sonlandırılması tehdidinde bulunuyor. Takvim, hakem, arabulucu ve önkoşulları yerine getirilmemiş uluslararası konferansı tehdit olarak görüyor! Barış isteyen birisi bunları söyleyebilir mi? Bunları birisi burada söylese anında çözüm karşıtı ilan edilir!
Takvim istemiyor... Sonsuza kadar görüşme... Hatta AB Dönem Başkanlığı başka, görüşme başka; olduğuna göre görüş babam görüş!.. Ne ucu var ne bucağı.
Hakem, kesinlikle olamaz! Halbuki eski yıllarda nasıl olsa Türk tarafı kabul etmeyecek diye hakemliğe oldukça sıcaktı... Peki her konuda uzlaşmak mümkün mü? Annan Planı gibi bir plana ihtiyaç yok mu? Annan Planı sunulduğunda -nasıl olsa Türk tarafı reddedecek diye düşünerek- itiraz edilmemişti. Hatta Annan Planını Kıbrıs Türk parti liderlerine ilk kez Hristofyas'ın kendisi vermişti ve hiç de şikayetçi değildi. Hatta plan reddedildikten sonra bile AKEL ile CTP Annan Planında yapılabilecek değişiklikleri görüşüyorlardı...
Her neyse dün dündür, bugün de bugün... Artık "Kıbrıs Cumhuriyeti" AB'de olduğuna göre sonsuza kadar hakemsiz ve takvimsiz görüşebilir...
Hakemi bir tarafa bırakın, arabulucu da olmaz! Düşünebilir misiniz, iki tarafın arasını bulmak için çaba ortaya konmasına da karşı çıkıyor. Bu nasıl çözüm isteme, anlayan beri gelsin.
Uluslararası konferans ise tüm iç konular bitmeden olmaz! Ve üstelik -burada söylemiyor ama defalarca açıkladığı için biliyoruz- konferansa Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin yanı sıra BM Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesi de katılacak (Rusya ve Fransa'dan vazgeçemiyor). Bu da yetmedi, Kıbrıs Rum ve Türk "toplumları"nın üstünde de Kıbrıs Cumhuriyeti oturacak!.. Vay ki ne vay... Ve inanacaksınız ki bu yolla barışa ulaşacaksınız.
Belki inanmak zor ama Hristofyas işte bunları söylüyor. Çözüme katkı yapma ihtimali olan herşeye OHİ diyor. Herşeyi de unutarak tek suçlunun "Türk tarafı" olduğunu söyleyebiliyor...
Tam bir yavuz hırsız davranışı...”

“İHTİYACIMIZ ÇÖZÜMDÜR...”

 

 “Son birşey daha söylemeliyim. Seçimler yaklaştığı için böyle konuştuğunu düşünmeyin sakın. Tüm görev dönemini, Papadopulos'tan miras aldığı bu kutsal OHİlerini tekrarlayarak geçirdi. Ve ne kadar ilginçtir, adı "çözümsüzlük çözümdür" siyaseti ile özdeşleşen birisi karşısında bile "çözümcü" olamadı...
Son dedim, ama daha da son olarak birşey daha söylemeliyim. Yukarıda dile getirdiklerim, yorumlarım ve duygularım yanlış anlaşılmamalı... Çözüm, hala en büyük ihtiyacımız olmaya devam ediyor... Zinhar, Rum tarafında kim olursa olsun çözüm olmaz demeyin... Hristofyas'ı veya herhangi bir lideri, ite kaka, bastıra bastıra, uluslararası alanda ipliğini pazara çıkara çıkara çözüme zorlamak zorundayız; ve bunu başarabiliriz. Nitekim 2008'den 2010'a kadar epeyce de ilerleme sağlayabilmiştik. Bugün daha çok çalışarak daha fazla yol almanın zamanıdır. Hristofyas'ın gerçekleri çarpıtan konuşmaları bizi geri durmaya değil, daha çok çalışmaya sevk etmelidir... Çünkü ihtiyacımız çözümdür...”

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1117 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler