1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TALAT UYARDI
TALAT UYARDI

TALAT UYARDI

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, sosyal paylaşım sitesinde Türkiye'nin AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış’ın sözleri yorumladı. İşte Talat’ın Facebook’ta paylaştığı yazısı; KIBRIS SORUNUNU ÇÖZMEYİ HECELEMELİYİZ Kıbrıs Türk halkı olara

A+A-

 

 

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, sosyal paylaşım sitesinde Türkiye'nin AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış’ın sözleri yorumladı.

 

İşte Talat’ın Facebook’ta paylaştığı yazısı;

 

KIBRIS SORUNUNU ÇÖZMEYİ HECELEMELİYİZ

 

Kıbrıs Türk halkı olarak gerginlik üzerine gerginlik yaşıyoruz. Türkiye’den bir "yetkili" bir medya kuruluşuna bir şey söyler, bu yayınlanır, bazı siyasiler ve kuruluş temsilcileri tepki koyar; sonra medya döner, "falan yetkili böyle dediydi, ne dersiniz?" diye tepki vermeyenleri telefonla arayıp görüşlerini alır ve yayınlar. Sonra bir medya kuruluşu baştaki yetkiliyi arar ve "size şöyle şöyle tepkiler var, ne dersiniz?" der. O "yetkili" de veciz sözlerini arka arkaya sıralar. Ama veciz! Yani uzun uzun değil... Haydi, bir öfke patlaması daha... Tepki vermeyenler yine aranır... Ve bu döngü böyle devam eder...

 

İşte Sayın Egemen Bağış'ın Londra'da söylediği olumlu sözler tüm basınımıza uyarıcı olarak yansırken bir gazetemize verdiği özel demeçte ifade ettiği yanlış bir düşünce üzerine gösterilen tepkilere verdiği son derece yakışıksız açıklama tam da yukarıda söylediklerime örnektir. Yoksa, Türkiye'nin AB Başmüzakerecisinin, kuzey Kıbrıs'ın Türkiye'ye bağlanamayacağını bilmemesi söz konusu olabilir mi? Sanki de birileri Kıbrıs Türkü ile Türkiye'yi kavga etmeye sürüklüyor!

 

Bu noktada AB Genişleme Komiseri Stefan Füle'nin sözcüsü Peter Stano'nun söylediklerine kulak vermek istiyorum: "Farklı politikacıların ferdi açıklamaları üzerine yorum yapmıyoruz. Kıbrıs söz konusu olduğunda AB için (bizim için de, MAT) tek çözüm üzerinde düşünülebilir. Bu da adanın iki toplumlu, iki bölgeli federasyona dayalı olarak birleştirilmesi. Taraflar bütün çabalarını bu sorunun kapsamlı çözümüne ulaşmaya odaklamalı."

İşte tam da bu!.. Kıbrıs sorununda doludizgin bir tıkanmaya doğru gidiyoruz. Kıbrıs Türkünü sürekli olarak Türkiye yetkililerine şikayet ederek ülkeyi yönetecek araçları elinde tutmaya çalışanlar büyük bir kaos yaratıyorlar. Kıbrıslı Türklerin yaşadığı kaos, yönetmesi gerekenlerin ülkeyi yönetememesinden kaynaklanıyor. Tüm yakışıksız ve öfke uyandıran hakaretamiz sözlerin son birkaç yıldır sarf edilmesinin nedeni bir tesadüf müdür?.. Elbette geçmişte de hakaretamiz sözlerle karşılaşılmıştı, ama onlar sadece derin devlet kalıntılarından kaynaklanıyordu ve onların son çırpınışlarının yansımalarıydı. Bugün ise, geçmişte omuz omuza barış için savaştıklarımız bize hazmedemeyeceğimiz sözler söylüyorlar. Yönetemezseniz, yönetebilmek için üzerinize vazife olan hiçbir şeyi yapmaz ve hep avuç açarsanız ve avuç açarken de kendi halkınızı karalarsanız, olacağı budur. Bu halkı yeterince tanımayanlar ve ancak kendi ülkelerinin koşullarını bilerek konuşanlar da tahammül edemeyeceğimiz şeyler söylerler...

 

Halbuki yeniden 2002'yi yaşamaya doğru gidiyoruz. O zaman “çözümsüzlük çözümdür” siyaseti egemendi, bugün aynı siyasetin “şallanmışı” egemen... Ama dikkat edin o günlerde Türkiye Hükümeti çözümden yana Kıbrıs Türkünün yanında ve "çözümsüzlük çözümdür" siyasetinin açıkça karşısındaydı; bugün Türkiye yetkilileri Kıbrıs Türk halkına hazmedemeyeceği şeyler söylüyor... 

 

Burada amansız bir sorun yok mu sizce? Türkiye desteklemeden Kıbrıs sorunu çözümlenemez. Bunu herkes kabul ediyor. Hristofyas dahil... Bana bizzat defalarca söyledi... 

 

E, o halde ne yapacağız? Dünyayla kavga ederek nasıl KKTC'yi yüceltemediysek ve ancak 2004'ten sonra dünya dili konuşmaya başlayınca sempati toplayabildiysek; Türkiye ile de kavga ederek çözümde Türkiye'nin desteğini alamayız.

 

Kıbrıs Türk halkı 2002 ile başlayan şahlanışını çözüm için yeniden canlandırmalıdır. Türkiye'nin çıkarları ile Kıbrıs Türkünün çıkarlarının uyumlaşabilmesi için bu hareketlenme şarttır. “Çözümsüzlük çözümdür” siyasetinin ipliğini bir kez daha pazara çıkarmak için iç dinamiklerimizin doğru yönlendirilmesinin zamanı şimdidir. Temmuz ayına doğru zaman akıp giderken incir çekirdeğini doldurmayan meselelerle uğraşmak yerine büyük resme odaklanmalıyız. Büyük çıkarların uyumlaşması küçük sorunları iyileştirebilecek en iyi ilaçtır. Halkını Türkiye'ye şikayet edenlerden kurtulmak ya da en azından etkilerini azaltmak şarttır...

Biz ne badirelerden geçtik. Bize Rumcu da dediler, hain de! Sonra da teşekkür ettiler, plaketler verdiler...

 

Yüreğimiz geniş olmalı, politikamız kucaklayıcı ve kararlılıkla Kıbrıs sorununu çözmeyi "hecelemeliyiz". O zaman ne demek istediğimizi herkes anlayacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1163 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler