1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TALAT TAŞER OLAYI
TALAT TAŞER OLAYI

TALAT TAŞER OLAYI

Ulus Irkad: BAF HAKKINDA BEYNİMDE KALAN BİLGİ KIRINTILARI -16-

A+A-
 

 

 

Ulus Irkad

ulusirkad@hotmail.com

 

Bazı Kıbrıslıtürk liderlerin kendisine kazık atarak onu İngilizle birlikte sürgün etmelerini Talat hayatı boyunca hiç affetmemiştir. Bu tepkisinden olacak ne 74 öncesinde, ne de sonrası bir daha Kıbrıs’a hiç gelmemiştir.

1953 yılı öncesinde arada sırada Türkiye’ye gidip gelen Talat Taşer, 1948 yılındaki Türkiye ziyaretinde TC uyruğuna geçmiş fakat bunu gizli tutmuştur. Kendisinden hoşlanmayan liderliğin onu İngiliz’e ispiyonlamasıyla da Müstemleke İdaresi tarafından adayı terketmesi istenmiştir... Kendisi gammazlanarak sürgün edildiği gerçeğini öğrendikten sonra, yaşadığı şoku Özker Yaşın’a şöyle anlatacaktır:

“O gece sabaha kadar uyumadım. Öteki gün trenle İzmir’den Ankara’ya dönerken, yol boyunca hep beş yıl önce iki Kıbrıslı liderin bana attıkları kazığı, hayatımı değiştiren acı olayları düşünüp durdum. Hele Ankara’da yaşadığım beş yıl boyunca , kendisini lider belleyip her türlü özveride bulunduğum ...’ün yaptığını hiç affedemiyorum. Kendi kendime, zavallı budala Talat, diyordum. Herif seni bozuk para gibi harcayarak evinden, yurdundan etti. Oysa sen Ankara’ya geldikten sonra onu kollamak, liderliğini kabul ettirmek için ne zor işlere giriştin. Hiçbir maddi karşılık beklemeden, o adamı mutlu ettirmek için ne zor işlere giriştin. Hiçbir maddi manevi karşılık beklemeden, o adamı mutlu etmek için çok çalıştın. Ey Baflı Talat Efendi, sen dünyanın en enayi adamlarından biri imişsin!

Kompartmandaki diğer yolculardan utanmasam hıçkıra hıçkıra ağlayacaktım. Öğrendiğim acı gerçek beni fena halde yaralamıştı. Yüreğimde müthiş bir kin birikmişti. Düne kadar en yakın dostlarımdan biri saydığım ........’ü şimdi en büyük düşmanım görüyordum.

İzmir’den bindiğim motorlu tren Ankara Garına girerken:

Ankara Ankara güzel Ankara

Seni görmek ister her bahtı kara

Senden yardım umar her düşen dara

Marşını mırıldanmaya başlamıştım. Artık kararımı vermiştim.,,,,,,,,’ün Ankara’daki en büyük muhalifi ben olacaktım. ......... “başı dara düştüğünde” benden bundan böyle hiçbir yardım görmeyecekti.”(Nevzat ve Ben, Cilt -2-,sf.576).

Dalkavukluğu sevmeyip açıkça liderliğin taksim politikalarını eleştiren ve adanın tümünde Kıbrıslı Türklerin haklarının olduğunu savunan, ulusalcı görüşü benimsediği halde “Taksim” tezine karşı olan Talat Taşer, 1953 yılının sonlarına doğru, doğup büyüdüğü kent Baf’tan ve vatanı Kıbrıs’tan sürgün edilmiştir. Sürgün kararının verilmesinden sonra, Kıbrıs Türk liderliğinin ciddi bir harekette bulunmadığı da bilinmektedir...

İngiliz Hükümeti’nin 23 Eylül 1953 tarihinde Talat Taşer hakkında aldığı sürgün kararının, Baf polisi tarafından kendisine bildirildiği söylenir...Talat Taşer, 23 Ekim, 1953 tarihli “Halkın Sesi” gazetesinde kendisiyle yapılan bir mülakatta şunları anlatmaktadır: (...) “Tek emelleri müstemleke hükümetinden menfaat koparmak olan birtakım kimselerin benim hakkımda ilgili makamlara mütemadiyen jurnallar yağdırdıklarını biliyorum.”

Baf halkının sorunlarıyla ilgilenip, bu sorunları “Halkın Sesi” gazetesinde yansıtan Talat Taşer, 1950’li yıllarda merkezin kulağı olmuş ve gazetelere haber kaynaklı makaleler yazmıştır...

Kıbrıs’tan sürgün edilirken 43 yaşında olan Talat Taşer için muhalif bir gazete ise şunları yazmaktadır o yıllarda: “”Talat Taşer’in ikamet tezkeresinin yenilenmemesi memnuniyet uyandırmıştır” (24 Ekim 1953, İstiklal Gazetesi).

Türkiye’ye sürgüne gönderildiği ilk zamanlarda çok sefil bir hayat geçiren Talat Taşer’in, bir müddet işsiz ve parasız dolaştığı söylenmektedir. Talat Taşer, Kıbrıs’taki liderliğin kendisine yardım elini uzatıp, Türkiye’deki tanıdıkları vasıtasıyla iş bulacağını zannetmektedir ama yanılmıştır. Yardımına liderlik yerine Mersin’deki akrabaları yetişir ve dayısı Dr. Eyyüp’ün (1920’lerde Baf Kavanin Meclisi üyesi) karısının akrabalarından Kıbrıslı İzzet Bey’in Ankara’da çalıştırdığı “Tarhan Kitabevi”ni (Ankara Kızılay’da bulunuyordu, u.ı) devralarak, 1954 yılından 1968 yılına kadar bu kitabevini çalıştırır. Dönemin devlet büyükleri veya geleceğin umut vaat eden genç politikacılarıyla sık sık temas kurmaktadır. Bülent Ecevit de temasta olduğu insanlardan birisidir. “Tarhan Kitabevi”, o dönemlerde üniversite eğitimine giden genç Kıbrıslı Türklerin de bir uğrak yeridir...

Ölümüne dek, sürgün edilmenin ve kendisiyle ilgilenilmemesinin hiddetini içinde taşımıştır. Bu yüzden de Kıbrıs Türk liderlerine karşı büyük bir öfke beslemiştir. “Taksim”politikalarını benimsemesinden ötürü, son zamanlarında daha fazla Dr. İhsan Ali’nin savunduğu Kermalist Sol politikaları savunmaya başlamıştır. Anlatıldığına göre; 1964 yılında Kıbrıs’taki toplumlararası olaylar nedeniyle, Ankara’da ikamet mecburiyetinde kalan bir Kıbrıslı Türk liderle (Sürgün edilmesinin başlıca sorumlularından biri olarak da onu sayıyordu) bir işyerinde karşılaşmış ve içinde birktirdiği hiddet ve öfkeyle onu tokatlamıştır.

1973 yılında, Numan Ali Levent “Halkın Sesi” gazetesinde yer alan bir makalesinde, Talat Taşer’in, Kıbrıs Türk Liderliği’nin ajanları tarafından sürekli  takip edildiği şüphesini taşıdığını yazmıştır.

Baf’taki ve Stavrogonno’daki ev ve bağlarını sattıktan sonra, Küçük Esat’ta bir ev almış, sonraları Çerkez asıllı bir hanımla evlenmiştir. 1968 yılında, “Sapanca Gölü”nün yanında bir ev satın alarak oraya yerleştiği söylenir...

1980’li yılların sonuna kadar, bu evde yaşayan Talat Taşer, sürgün edildikten sonra hiçbir zaman Kıbrıs’a gelmemiştir. Öldüğü zaman “Kıbrıs Postası” gazetesinde bir anı dizisi yazan Özker Yaşın, Talat Taşer’i “Kıbrıs’ın Yüzbaşı Salahaddin”i diye nitelendirmiştir. Doktor İhsan Ali’yi, Süleyman Şevket’i ve Talat Taşer’i bir efsane gibi anlatan Baf entellektüeli (aslen Karpaz’ın Kaleburnu Köyü’nden) dedem Hamza Erdoğan, bu yazdığım bilgileri bana elli yıl önce adeta  ezberlemem için devamlı anlatıp durmuştur. Ben bu insanların o dönemlerinin birer aydını olmaları dolayısıyla anılmak ve unutulmamak gibi hakları olduklarını düşünüyorum. Yurdunu katıksız bir sevgiyle seven ama 1953 yılında sürgününden sonra ziyaret edemeyen, dedem Hamza Erdoğan’ın çok yakın arkadaşı, Talat Taşer, Kıbrıs’ın unutulmayacak, Baf’ıyla ve Kıbrısıyla özdeşleşmiş bir aydınıydı.Dedemle birlikte hem onun, hem de diğer aydın arkadaşlarının önünde saygıyla eğiliyorum...

-DEVAM EDECEK-

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 755 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler