1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TALAT TAŞER OLAYI
 TALAT TAŞER OLAYI

TALAT TAŞER OLAYI

Ulus Irkad: BAF HAKKINDA BEYNİMDE KALAN BİLGİ KIRINTILARI -15-

A+A-

 

 

 

BAF HAKKINDA BEYNİMDE KALAN BİLGİ KIRINTILARI -15-

                                                  

 

Ulus Irkad

ulusirkad@hotmail.com

 

Talat Taşer başına gelenleri daha sonra Özker Yaşın’a anlatmış ve Yaşın da “Nevzat ve Ben-2-“ adlı kitabında onun anlattıklarını bizlere nakletmiştir (sf.574-580). Şimdi de Talat’tan Baf’ta başına gelenleri ve Türkiye’ye sürgününü okuyalım:

“Bildiğin gibi Kıbrıs’tan İngiliz Sömürge Yönetimi tarafından “teb’it” edilerek Türkiye’ye gelip Ankara’da yaşamak zorunda kalınca, yoğun birt çalışma içine girmiştim. Genç değilim. Orta yaşı bile aşıyorum. Böylesine yoğun bir çalışmanın üzerimdeki etkisini farkeden patronum, yirmi günlük bir tatil izni verdi bana.

Ağustos ayının  ortalarında idik. Başkentten uzaklaşmak istedim. Yıllardan beri mektuplaştığım, fakat bir türlü görüşemediğim, İzmir’de yakın akrabalarımın yanına gittim. Onlarla görüşüp hasret giderdim. Sonra Ege kıyılarında bir gezi yaptım. Bodrum’a, Datça ve Marmaris’e gittim. Ankara’da hasret kaldığım denize orada girdim. Tekrar İzmir’deki akrabaların yanına döndüm. Yirmi günlük tatil nihayet bitti.

Ankara’ya dönmeden önceki son günümü, yeni açılan İzmir Fuarını gezerek geçirmeye karar vermiştim. Hayatımı değiştiren önemli olayı Fuara gittiğim gece yaşadım.

Fuar’ın kapısında bir Kıbrıslı Türkle karşılaşmam bilmediğim acı gerçeği öğrenmeme vesile oldu. Kendisine söz verdiğim için Kıbrıslı Türk’ün adını açıklamıyacağım. Ancak bazı ipuçları verirsem kim olduğunu anımsıyacağınızı tahmin ediyorum. Hani Türkiye basınında 28 Ağustos 1955 Pazar günü için asparagas bir haber çıkarılmıştı. Bazı kişiler Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere katliam yapacağını etrafa yaymışlardı. Bu uyduruk habere inanan birçok Türkiyeli gazeteci de Kıbrıs’a gelip, büyük bir heyecanla katliam yapılmasını beklemeye başladılar.

Sonuç olarak o gün bir tek Kıbrıslı Türk’ün burnu bile kanamadı. 28 Ağustos 1955 tarihinin tek olayı, Karaolis adındaki genç bir EOKA’cının Mihail Bullis adındaki bir Rum polisi Ledra Caddesi’nde vurup öldürmesi oldu. İşte bu cinayeti bir raslantı sonucu Ledra Caddesinde bulunup gören o Kıbrıslı Türk, İzmir Fuarında karşılaştığım kişi idi.

Karaolis’in aylarca süren mahkemesinde tanık olarak dinlenmiş, gördüklerini anlatmıştı. Sonuçta İngilizler Karaolis’i asmışlar, tanığın EOKA tarafından öldürülmesini önlemek için İzmir’deki İngiliz Konsolosluğunda kendisine bir iş vermişlerdi. Ve tanrı bizi İzmir Fuarında karşılaştırmıştı.

O gece Fuarı birlikte gezdik. Bir lokantaya oturup yemek yedik, içki içtik. Kıbrıs’taki olayları konuştuk. İkimiz de yurdundan uzakta yaşamak zorunda bırakılmış iki bahtsız insandık.

Aynı acıları çekiyor, aynı özlemleri duyuyorduk. İki Kıbrıslı sürgün Türk olarak buluşup konuşmaktan mutlu olmuştuk.

Hesabı ödeyip kalkacağımız sırada arkadaşım:

-Talat bey, sana bilmediğin bir olayı anlatacağım, dedi.

-Anlat bakalım!

-Sizin 1953 yılında Kıbrıs’tan teb’it edilmenize çok üzülmüştüm. Komiserlikte çok hızlı dosyalar arşivini ben düzenliyordum. Merak edip dosyanızı inceledim. Dosyadaki bütün raporları, bütün yazışmaları okudum. Böylece sizin Kıbrıs’tan nasıl kovulduğunuzu, bu çirkin işte kimlerin parmağı olduğunu öğrendim. İtiraf etmeliyim ki bu akşam karşılaştığımızdan beri, acaba bütün bildiklerimi size söyleyeyim mi yoksa söylemeyeyim mi diye düşünüp duruyorum. Hala tereddüt içerisindeyim.

Fena halde meraklanmıştım.

-Sevgili kardeşim, dedim. Bana bu lafları ettikten sonra artık bildiklerinin hepsini anlatman gerekiyor.

Baktım yüzü sıkıntı içerisinde idi.

-Doğru Talat bey. Tanrı bizi uzun yıllar sonra İzmir Fuarında buluşturduktan sonra bana; “bildiklerini anlat” diyor. Anlatacağım. Ama önce sizden bir isteğim var. Bu olayı sana benim anlattığımı hiç kimseye söylemeyeceksin. Çünkü üzerinde “çok gizli” yazılı bir dosyadaki bilgileri açıkladığım öğrenilirse geleceğim tehlikeye girer. Senin de çok iyi bileceğin gibi bu tür konularda çok hassas olan İngilizler beni hemen işimden kovarlar! Mahkemeye verip cezalandırılar! Memurluk hayatım sona erer! Kıbrıs’ta ne komiserlikte ne de başka bir dairede çalışamam.

Bu sözleri merakımı iyice çoğaltmıştı. Artık bir an önce ağzındaki baklayı çıkarıp Komiserlikteki “çok gizli” dosyada yazılanları bana anlatması gerekiyordu.

-Sana söz veriyorum, dedim. Anlatacaklarını senden öğrendiğimi söylemeyeceğim.

-Gerçekten söz mü?

-Evet söz! Namus sözü.

-O halde acı gerçeği öğren! Senin Kıbrıs’tan sürülmene....ile ....’ın büyük katkıları oldu. Şayet .... (Okuyuculardan özür diliyorum. Bu ülkede hala daha demokrasi ve özgürlüklerden yana bir gelişme olmadığından dolayı zem ve kadih içerir endişesiyle bu isimleri buraya alamadım. İlgilenenler Özker Yaşın’ın, “Nevzat ve Ben” adlı kitabının 575. Sf. ‘ında yayımlanan bu isimleri tam olarak bulabilirler,U.I) Baf depremi günlerinde İngiliz yöneticilerinin yaptıkları yanlış işleri senin yazdığını savcı yardımcısı .......’’a söylemeseydi ve ......öğrendiklerini üst makamlara rapor etmeseydi, kimse gerçeği öğrenemez, adın ortaya çıkmaz ve Kıbrıs’tan sürülmezdin...” (sf.575).

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 831 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler