1. YAZARLAR

  2. Ayşemden Akın

  3. TAHSİN BEY VE ISMARLAMA ANKETLER
Ayşemden Akın

Ayşemden Akın

Yazarın Tüm Yazıları >

TAHSİN BEY VE ISMARLAMA ANKETLER

A+A-

Dış İşleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu dünkü basın toplantısında açık açık ilan etti. Kendilerinin yavruvatan olarak daima anavatan ile birlikte hareket ettiklerini ve etmeye de devam edeceklerini söyledi. Ertuğruloğlu, görüşlerini Türkiye’nin desteklediğini, bir dış işleri bakanı olarak tabii ki de kendi keyfine göre konuşmadığını söyledi. Yani ortaya attığı abuk önerileri Türkiye’nin onayı ile attı. Nokta!

Yani kukla ve kuklacı ortada…

Yani malumun ilanı artık yapıldı. Bakmayın TC’li Bakan Çavuşoğlu’nun daha geçen gün “çözüm” ve “müzakere” dediğine. Burada bahsettiği şey bizim anladığımız çözüm şekli olan federasyon değildi, satır arasında gizli olan da buydu. Ama onlar da çok iyi biliyorlar ki ortaya koyacakları hiçbir model/çözüm Kıbrıslırumlarla müzakere edilmeden hayata geçemez. Onun için akıllarındaki ‘B Planı’ ne ise ona da onay verecek olan bu adanın ortakları ve uluslararası camiadır.

Ta başından beri söylediğimiz ve Cumhurbaşkanı Akıncı’nın istemeden de olsa meseleyi getirdiği yer işte burasıdır. “Bizden sonraki nesil federasyonu konuşmayacak” diyerek Anastasiadis’i korkutmaya çalışan Cumhurbaşkanı Akıncı, aslında kendi ayağına, hatta bizzat birleşik Kıbrıs yanlılarının ayağına “kurşun sıktı”. “Kafamıza kurşunu kimin sıktığını” tespit etmek için de 34 yıl geriye gitmek lazım.

Neyse…

KKTC’nin gerçek bir devlet olduğunu savunan ve çeşitli modelleri hayata geçirecek gücü olduğunu pompalayan milli cephe bildiğiniz gibi bugünlerde çok bağlı oldukları devletlerine yeni isimler arama gayretine girdi. Halkımız ise olanı biteni seyretmekten serseme dönmüş durumda. Kakofoni aldı başını gidiyor. Beyin ishali yaşıyor hükümet. Muhalefetin gündemi yorumlayan halleri ise hiçbir işe yaramıyor. Gündemin peşinde hercümerç olmuş durumdalar.

Seçim sürecine girdiğimiz şu günlerde garp cephesinde başlayan siyasi kampanyanın, Crans Montana’dan sonra umudunu kaybetmiş yurdum insanının üzerinde etkisi olmayacağını düşünmek saflık olur. Yeni bir yol vaat eden ama bugüne kadar vaat ettiği hiçbir şeyi gerçekleştiremeyen ulusal cephe, bu seçim ‘farklı bir şey’ söylediğini sanarak oy devşirmeye çalışacak, minare göründü… Yaklaşık 10 bin Türkiyelinin vatandaş yapıldığını ve hepsinin oy kullanacağını da düşünürseniz ilhakçıların sayısının arttığını zaten söyleyebilirsiniz.

Peki, onlar yolunu çizdi. Ya Sol?

Kıbrıs Sorunu’nun yurttaşın gündeminde geriye gittiğini, Türkiye ile ‘entegrasyonun’ halkta rahatsızlık yaratmadığını gösteren ısmarlama kamuoyu araştırmalarına inanıp, UBP ve benzeri partilerin politikalarına memleket kurban mı edilecek?

Sol’un iktidar konusunda niçin başarısız olduğunu ve ‘olacağını’ anlatan Baudrillard'ın seksenli yıllarda yazdığı “İlahi Sol” kitabında yer alan tespitler ne yazık ki bugün Kıbrıs Solu için tüm geçerliliğini koruyor:

“Sorun artık temsil etmek değil modaya uymaktır. Siyasetçiler umarsız bir şekilde modaya uymaya çalışıyor. Yaymaya çalıştıkları ideoloji, sahip olduğumuz sağlam ve samimi inançlarda en ufak bir değişikliğe yol açmıyor. Artık yurttaşlarla, temsilcilerini birbirine bağlayan siyasi inandırıcılıktan kesinlikle söz edilemeyeceği gibi insanların görüşleriyle yapılan araştırmalarda ortaya çıkan istatistik sonuçlar arasında da hiçbir inandırıcı ilişki olmadığı görülüyor. İnsanlar artık rastlantısal şekilde davranıp olayların gidişatına bağlı olarak sayıları inanılmaz şekilde artan ve düzenli bir görünüm arz eden yapay sondajlar ve seçmen görüşü araştırmalarında rastlantısallığın yine de bir şey ifade etmesini sağlıyor.”

Baudrillard, anketlerin seçimlerin tamamen anlamsızlaşmasına yol açtığını çünkü seçimlerin bir kamuoyu araştırması gibi algılanmasını sağladığı söylüyor. Başka bir deyişle yapılan kamuoyu yoklamaları sırasında görüş belirtme simülasyonuna başvurulması ve işin çok abartılmasının seçimlerin inanılırlığına ve başarısına son verdiğini, kamuoyu yoklamalarının bir virüs gibi hızla çoğalıp yaygınlaşmasının felaket sonuçlara yol açtığını söylüyor. Ve, “Öyleyse seçimler, çarpıcı boyutlara varan siyasi ahlaksızlıklara hizmet eden bir araçtan başka bir şey olamaz” diyor.

Yani Sol’dan beklentimiz seçmenin nabzına göre şerbet vermesi değil siyaset alanındaki düşünce üretimi bunalımını aşmasıdır. Daha özgür daha felsefi bir bakış açısına sahip siyasilerin iktidara gelme planını ortaya koymasıdır.

Unutmayın, allanıp pullanıp önümüzde konan ‘ideolojisizler’, bir zamanlar Roma’da da bir atı imparator ilan etmişlerdi!

Bu yazı toplam 2156 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar