1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SUSMA, HAYKIR, KIBRIS’TA KADINA YÖNELIK ŞİDDET VARDIR!
SUSMA, HAYKIR, KIBRIS’TA KADINA YÖNELIK ŞİDDET VARDIR!

SUSMA, HAYKIR, KIBRIS’TA KADINA YÖNELIK ŞİDDET VARDIR!

Feminist Atölye:Geçtiğimiz günlerde Mağusa’da bir kadın erkek şiddetinin mağduru oldu ve hayatını kaybetti. Aylarca, tehditlere ve tacize maruz kalan kadın, 1 Eylül günü vuruldu ve bir hayat söndü.

A+A-

 

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

Geçtiğimiz günlerde Mağusa’da bir kadın erkek şiddetinin mağduru oldu ve hayatını kaybetti. Aylarca, tehditlere ve tacize maruz kalan kadın, 1 Eylül günü vuruldu ve bir hayat söndü. Medya, defalarca eleştirilmesine rağmen erkek egemen dilini yine tekrarladı ve yaşanan korkunç olayı bir “aşk cinayeti”, katili ise “delice aşık olan ve kıskançlıktan gözleri dönen bir platonik aşık” olarak yansıttı. Cinayetin faili Mehmet Narcı’nın ‘çok sevdiği’ kadınla yeniden beraber olabilmek için çok çabaladığı ve kadının onu reddeddiği için Narlı’nın çılgına döndüğü, bir de üstüne kadının  başkası ile birlikte olduğunu öğrenince bu ‘deli aşığın’ çılgına döndüğü yazıldı. Bir cinayete  dair mazeretleri sıralayarak neredeyse adama hak vermemiz gerektiği gösterildi. Kadına yönelik şiddet, pembe dizi tadındaki  ‘platonik aşk” veya ‘ kıskançlık krizi’ hikayeleri ile örtbas edilemez. Meydana gelen olayın adı KADIN CİNAYETİDİR! Erkeğin kadını özel mülkiyeti gibi görmesinden kaynaklanan ve bozulan bu iktidar ilişkisini yeniden yerine getirmeyeceğine dair inancından dolayı şiddete başvurmasından başka birşey değildir. Erkek egemen bakış “aşk” kılıfı altında gizlemek istese de şiddetin aşk ile bağlantısı yoktur! Kadınlar ne kimsenin mülkü, ne de kimsenin kölesidir! 

Erkek şiddetinin görmezden gelinmesine, masumlaştırılmasına ve normalleştirilmesine karşı susmayacağız!  Kıbrıs’ta kadına yönelik şiddet vardır ve bu şiddeti önlemek için gerekli önelmelerin alınma zamanı çoktan beridir gelmiştir!

 

 


 

FEMA Sinema Akşamları

İki tutam saç- DERSİM’İN KAYIP KIZLARI

Dersim, Kürtlerin, Zazaların, Türkmenlerin, Ermenilerin beraberce yaşadığı, dağlarla çevrili bir yurt. Çoğunluğu Alevi Kızılbaş olan halkıyla, her taşın ve dağın, suyun ve ağacın kutsal sayıldığı, kültürü derinlere kök salmış bir yuva. Cumhuriyet Hükümeti, 1937-38 yıllarında Dersim’e “medeniyet götürme” adı altında bir harekat düzenledi. Ve bu harekat fetşh duygusuyla yapıldı. Dersim’de olanlar son zamana kadar yüksek sesle konuşulmadı. Dersim Katliamı, yutkunması zor bir sözcüktü hep. Açığa çıkan belgelere göre 13.000’den fazla insan öldürülmüş, 12.000 civarında insan sürgüne gönderilmişti. Kurbanların sayısı hala kesinleşmedi. Harekat sonrası rütbeli asker ailelerine ve eşrafa pay edilen kızları ise ailelerinden başka kimse merak etmedi….

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin homojen bir millet yaratmak üzere dayattığı tek din, tek dil politikalarının en korkunç sonuçlarından biri olan Dersim Harekatı, sadece katliamla sınırlı değildir. Türkleştirmek ve Sünnileştirmek amacıyla köklerinden koparılan Dersim’in kız çocuklarının bir kısmı “yatılı okullar”a yerleştirilir, diğer kısmı ise katliama katılan rütbeli askerlere pay edilir. İlkel” ve “vahşi” olarak tanımlanan Dersim kızlarının kılık kıyafetleri değiştirilerek asimilasyonun ilk adımı atılır… Sonra dilleri, inançları, kimlikleri ve bütün yaşamları değiştirilir…“Medeniyete kazandırmak” amacıyla köklerinden koparılan bu kızların hemen hiç biri, kaldıkları evlerde medeni haklardan yararlandırılmamış ve okullara gönderilmemiş olması bize “medeniyet”le anlatılan şeyin ne olduğu hakkında da yeterince fikir vermektedir… Türkiye’nin 30 ilinde ve Avrupa'da yaklaşık 4 yıldır devam eden “Dersim’in kayıp kızları” araştırmasının ürünü olan, “İki Tutam Saç-Dersim’in Kayıp Kızları” belgesel filmi tarihle yüzleşme ve vicdan hesaplaşması yapmak için bir vesile… Gelin bu belgeseli birlikte izleyelim.

Tarih: 12 Eylül 2012- Çarşamba

Yer: Naci Talat Barış ve Dostluk Evi

Saat: 20.00

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 735 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler