1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SURİYE’DEN KIBRIS’A
SURİYE’DEN KIBRIS’A

SURİYE’DEN KIBRIS’A

Türkiye-Suriye arasındaki gerginlik dünyanın gündeminde. En son bir Türk askeri uçağının Suriye tarafından düşürülmesinin ardından bölgede savaş çıkar mı sorusuyla karşı karşıya gelmişti, dünya güçleri. Şimdi de yine Suriye tarafından gelen bir top merm

A+A-

 

 

 

Türkiye-Suriye arasındaki gerginlik dünyanın gündeminde.

En son bir Türk askeri uçağının Suriye tarafından düşürülmesinin ardından bölgede savaş çıkar mı sorusuyla karşı karşıya gelmişti, dünya güçleri.

Şimdi de yine Suriye tarafından gelen bir top mermisi saldırısı sonrasında Türkiye’nin karşılık vermesiyle aynı soruyla yüz yüzeyiz.

Her ne kadar TBMM’den geçen tezkerenin şimdilik bir savaş göstergesi olmadığı konusunda yaygın bir görüş olsa da bölgenin kaderinin pamuk ipliğine bağlı olduğu gerçekliği değişmiyor.

Bu ipliğin nerede kopacağı ise, önümüzdeki dönemde, Amerika ve Rusya adresinden geçecek gibi görünüyor.

Ortadoğu normalleştirilmiş bir savaş cephesinde kaynamaya devam edecek.

Bu süreçte özellikle Türkiye’nin nasıl rol alacağı, en yakın coğrafyada bizi de yakından ilgilendiriyor.

Ne var ki, biz kendi iç siyasetimiz dışındaki gelişmeleri çok da izleme alışkanlığı geliştiremedik. Cephemiz dikili taşa kadar uzandı, ötesinde her zaman zorlandık.

Çünkü bizim her zaman çok önemli konularımız vardı, kendi gündemimizde.

Dün de akşam saatlerinde Türkiye’nin Suriye’ye karşılık vermesinin ardından, ne medya ne de siyasetçiler dikkate aldı, bu gelişmeyi.

Sadece Afrika ve Vatan gazetesinin manşetten gördüğü gelişmeyi, bazı gazeteler ilk sayfadan dahi göremedi.

İlk sayfada konuyu işleyenler ise, vergi beyanlarının gölgesine düşürdü, sınırdaki kritik gelişmeleri.

Dün konu mecliste de gündeme gelmedi.

TBMM’nin gündemine tezkereyi alarak kapalı oturuma geçtiği saatlerde toplanan mecliste, hiçbir siyasetçi konuyu gündeme getirmedi.

Bu yazı yazılırken de sadece CTP’den gelen bir yazılı açıklama vardı. Bunun dışında hiçbir yetkilinin gündeminde değildi, Suriye-Türkiye sınırında yaşananlar.

Kendi gündemine hakimiyet kuramayan bir yapı içinde sürükleniyoruz uzun zamandır. Dünyadan koptukça, bu ayrılığı derinleştirdikçe, kendi içimize daha çok kapanıyoruz.

O kadar dar bakıyoruz, yaşananlara. Ve aslında o kadar dar yaşamaya başlıyoruz.

 

**

 

Akıncılar’da sınırı ihlal eden 3 Rum polisin tutuklanmasından sonra sınır kapısı geçişleri de bu gerginlikten nasibini aldı.

Özellikle Metehan geçiş noktasında, hem eylemler hem de Rum kontrol noktasının sıkı denetimleri geçişleri olumsuz etkiledi.

Ve yine geçişlerde aracının içinde beklemek zorunda kalan, aranma gerginliği yaşayan topluma çıktı fatura.

Oysa liderler yarım asırdır görüşüyor. Hele son dönemde müzakerelerin askıya alınmasıyla birlikte komitelerin güven artırıcı önlemler üzerine odaklanmaları bekleniyordu.

Belli ki, bugüne kadar toplumsal ilişkileri rahatlatacak ve böylesi gerginlikleri ortadan kaldıracak anlamda bir ilerleme gösterememişiz.

Bugüne kadar her şeye rağmen zaman zaman krize dönüşen karşılıklı suç unsurlarında, bunun tırmanmaması bir şans olmakla birlikte, hala kapılardaki uygulamaların toplumları rahatsız edecek ölçüde etkilenmesi, dahası geçişlerin bir tehdit unsuru olarak kullanılması kabul edilmemeli.

 

**

 

Kıbrıs sorunu çözülsün ya da çözülmesin, toplumlararası ilişkilerin daha sağlıklı bir zemine oturtulması, insani konulardaki iletişim ve işbirliklerinin geliştirilmesi, en başta bu adada yaşayan iki toplumun yararınadır.

Kapılar bir tehdit merkezi değil, toplumlararası ilişkinin anahtarıdır.

Bölgede çatışma riskleri artarken, yarım asırdır çözülemeyen Kıbrıs sorununda, en azından, iletişim sorunlarını çözebilmeliyiz.

Bunu çözebildiğimiz ölçüde güvende oluruz. İlişkilerimizi birbirimize tehdit olarak kullandığımız sürece değil.

 

 

 

Bu haber toplam 643 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler