1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ŞÜPHENİZ OLMASIN !
ŞÜPHENİZ OLMASIN !

ŞÜPHENİZ OLMASIN !

Öyle gözlemleniyor ki ; Toplumumuz tamamen iktisadi yapının dinamiklerine teslim edilmiştir. Eğitim alınıp satılan bir hizmet sektörü haline dönüştürülmüş... Sağlık, siyaset, sendikacılık metalaştırılmış, alınıp - satıldığı bir pazar oluşturulmuştur. AK

A+A-




Öyle gözlemleniyor ki ;

Toplumumuz tamamen iktisadi yapının dinamiklerine teslim edilmiştir.
Eğitim alınıp satılan bir hizmet sektörü haline dönüştürülmüş...
Sağlık, siyaset, sendikacılık metalaştırılmış, alınıp - satıldığı bir pazar oluşturulmuştur.

AKP'nin ve UBP'nin Kıbrıs'ın kuzeyinde çizdiği ümitvar tablo budur!..



KKTC BENLİĞİ !

Sosyal Sermaye Değerleri ne durumdadır?

Yıllardır, KKTC ve devletinyeniduzen persembe yazısı... eleştirilemez bir varlık ve gerçeklik alanı olduğu şeklindeki zan, Kıbrıs'ta bir "gelişme" olduğu kanaatini besliyor.
Bizi gündelik bir uygulama alanına hapsediyor, ve ayrı ayrı merceklerden bakmamızı engelliyor.
Oysa ki, bu zan ve arka plânı "kendi kendisinin" amacını tayin etmiştir; ve bir KKTC BENLİĞİ'ni ortaya çıkartmıştır.


Bu benlik, Kıbrıs'lı Türklere birer hücre yığınıymışcasına muamele edilmesini meşrulaştıran, dünyevî ile yapay arasındaki hukuki sınırın belirsizleşmesini ve birbiri içine geçmesini sağlayan bir biyopolitikadır.


KÂR YA DA OY PAZARI !

Bu benlikten hareketle birçok milletvekili ve bakan, tanımadıkları ya da ait olmadıkları bir idarenin pasaport sahibi olabiliyor (bu iki durumdan en azından birine, herhangi bir nedenle yurt dışına giden, hemen her milletvekili ve bakan dahildir) !

Hukuku "sana göre, bana göre" normlarına sokabiliyor!
Toplumu tamamen iktisadi yapının dinamiklerine teslim edebiliyor!
Eğitimi alınıp satılan bir hizmet söktörü haline dönüştürebiliyor!
Sağlığı ,siyaseti ,sendikacılığı metalaştırıp, alınıp - satıldığı bir pazar oluşturabiliyor!

İşte böyle bir anlayışı südürebilmek için, insanın "vatan" dediği yere bir perspektiften bakıyor olmasını gerektirir; yani bir yerden bakmalılar...

Bu bakış açısı "kâr yada oy, ikisi de aynı iş" perspektifidir.
Bu yaklaşım, KKTC dediğimiz yapılanmayı; kendi çıkarları için inşa ettikleri ve "tüketici felsefesi"ni politik sisteme getirdikleri bir "pazar" durumuna sokmuştur.


CTP'nin UFKU

Böyle bir anlayıştaki kalkınma:
Tek yanlı, sadece KKTC iradesini yansıtan bir toplum mühendisliği olur.
Ama ; CTP'nin ufku, UBP ve AKP'nin yaklaşımlarıyla sınırlı değildir!
UBP dünün partisiydi; gelecek biziz.

CTP'nin "Kaliteli Yaşam" anlayışı, insanların iş ve aş kadar, kendilerini gerçekleştirecek özgürlüğe de ihtiyaçları olduğu anlayışıdır.
Sadece kişi başına düşen milli geliri artırmak veya fiziki şartları iyileştirme unsurlarını içermez; duyarlılık ve demokratik yönetimi de gerektirir.

Toplumun "Sosyal Sermaye"sini, kamu yönetimindeki tepeden inmeci ve tek yönlü anlayışlara terk edemeyiz.

Demokratikleşme ve kalkınmanın birbirinin alternatifi olduğunu düşünmüyoruz; demokratikleşme ve kalkınmayı, bir arada yürümesi gereken ve birbirlerini destekleyen süreçler olarak görüyoruz.

Eğitim, sağlık, çevre  ise sosyal boyutlu hizmetlerdir; ve işbirliğine dayanan modeller ile sinerji sağlamak elzemdir.

Ama belki de hepsinden daha önemlisi:

İdarenin hukuka bağlılığının sağlanması ve temel değer olarak hayata geçirilmesidir.

Adalet anlayışımızın özgürlükler, hak ve iredenin kullanılmasında, tam manasıyla tesis edilmesidir.


ÇOĞULCU ve KATILIMCI DEMOKRASİ

Değerli Yurtseverler;

CTP, seçim öncesi halkımıza vereceği taahhütler kapsamında çalışmalarını yürütecek, toplumla güveni yeniden tesis edecek ve  siyasi iktidarı halkın talep ve beklentileri doğrultusunda kullanıp, devleti bireyin hak ve özgürlüklerini üstün tutan, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi esas alan demokratik hukuk devleti anlayışına taşıyacaktır.

Şüpheniz olmasın.

 

 

 

Bu haber toplam 825 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler