1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Şükrancılar ve darbeler
Şükrancılar ve darbeler

Şükrancılar ve darbeler

Kısa demokrasi tarihimizin birçok döneminde Türkiye merkezli karanlık güçlerin müdahaleleri oldu. Eskiden bunu ‘vatan hainleri’ söylerdi. Artık ‘hain’ olmayanlar da anlatıyor! Eski Başbakan Nejat Konuk’un “Türkiye bur

A+A-

 

 

Kısa demokrasi tarihimizin birçok döneminde Türkiye merkezli karanlık güçlerin müdahaleleri oldu.

Eskiden bunu ‘vatan hainleri’ söylerdi. Artık ‘hain’ olmayanlar da anlatıyor!

Eski Başbakan Nejat Konuk’un “Türkiye burada istediğini harcar” şeklindeki sözleri ve 1980’lerin başında bizzat yaşadığı ‘darbe’yle ilgili açıklamaları ‘şükrancı’ takımının bu topluma ve ülkeye verdiği zararın boyutlarını açıkça göstermiyor mu?

1973 Cumhurbaşkanlığı Muavinliği seçiminde Dr. Fazıl Küçük ve Ahmet Midhat Berberoğlu’nun başına gelenler, sonraki seçimlerde de tekrarlandı.

Muhalifleri susturmak, sindirmek, yönetime gelmelerini önlemek için demokrasi dışı yöntemlere başvuruldu.

Bazılarını biliyoruz, bazılarını tahmin ediyoruz.

Nejat Konuk’un anlattıklarıyla, bazı bilmediklerimiz de ortaya çıkmış oldu.

Mesela KKTC Anayasası’nın Türkiye’den yollanan subaylara yazdırıldığı sanırım ilk kez deşifre oldu.

Oysa resmi tarih, KKTC Anayasası’nın ‘Kurucu Meclis’ tarafından hazırlandığını yazıyor.

**

Kıbrıslı Türkler bir gerçeğin ayırdına varmak zorundadır.

Toplumun ve ülkenin geldiği bu ‘bataklık’ ortamının sorumlusu, demokratik mekanizma ve yöntemler dışında ne kadar yol varsa kullanan ve halkın iradesini devre dışı bırakıp ‘teşkilat’ mantığıyla işler çeviren ‘şükrancı’ takımı ve Türkiye’nin Kıbrıs’ı idare etmekle görevli ‘derin’ oluşumlarıdır!

Bellidir ki, 1950’lerde kurulan Özel Harp Dairesi, Kıbrıs’ta ne olup bittiyse hepsinde rol oynamıştır.

Ve yine bellidir ki, adı değişmiş olsa da, hala böyle bir ‘derin güç’ vardır ve faaliyettedir.

**

Soğuk Savaş döneminin Gladio tipi örgütlenmelerini deşifre etmeyi başaran ülkeler, zaman içinde düze çıktılar.

Kıbrıslı Türkler henüz bunu başaramadı. Türkiye’deki siyasal iktidar 12 Eylül’le hesaplaşıyor gibi görünse de, bunun ne kadarının gerçek, ne kadarının illüstrasyon olduğundan emin değilim.

Hele ‘derin devlet’in Kıbrıs bağlantılarının açığa çıkarılması konusunda bir motivasyon ve irade olabileceğine inanmıyorum.

Oysa Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, ‘derin devlet’in merkezlerinden birinin Lefkoşa olduğunu biliyor birçok Türkiye yetkilisi…

12 Eylül duruşmalarının ilk gününde Maraş katliamıyla ilgili ifadelerde yer alan “provokatörler Kıbrıs’tan götürüldü” sözleri manidardır.

Kimilerine göre, aydınların yakıldığı Sivas Madımak katliamında da benzer izler vardır.

**

Karanlık tarihimizle ilgili ortaya çıkan yeni bilgiler, belgeler ve yapılan açıklamalar şu gerçeğin altını çiziyor:

Derin güçler Kıbrıs’ı hiç kendi başına bırakmadı!

Bu cümlenin anlamı sadece seçimler ve siyasetle sınırlı değil.

Kıbrıs sorunundan tutun da ekonomik çöküşe, faili meçhul cinayet ve saldırılara, nüfus akışına, kriminal olaylardaki patlamaya, toplumun yurtdışına göç etmesine kadar tüm olup bitenlerin bir numaralı sorumlusu ‘derin devlet’ ve işbirlikçileridir.

Toplumun iradesi dışında her türlü karanlık iş çevrilirken ‘şükran’ çekip muhaliflerini ‘hain’ ilan edenlerden hesap sorulmalıdır.

Aydınlığa çıkmanın yolu, karanlığın üzerine gitmektir.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 703 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler