1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Şükran ve tepki edebiyatı!
Şükran ve tepki edebiyatı!

Şükran ve tepki edebiyatı!

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sn. Erdoğan’ın ziyareti, yakın geçmişte yaşanan kırgınlıkların gölgesinde gerçekleşiyor. Bu koşullarda şükran ve tepki edebiyatının sorunları çözemeyeceğinin bilincinde olan diyalog ve değişim yanlıları, bir süre önce,

A+A-

 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sn. Erdoğan’ın ziyareti, yakın geçmişte yaşanan kırgınlıkların gölgesinde gerçekleşiyor. Bu koşullarda şükran ve tepki edebiyatının sorunları çözemeyeceğinin bilincinde olan diyalog ve değişim yanlıları, bir süre önce, Özker Özgür Barış ve Demokrasi Vakfı’nın da aktif katkılarıyla, Türkiye ile ilişkilerimiz konusunda ortak akla dayalı tespitlerde bulunmuş ve raporunu Türkiye yetkililerine de sunmuştur.

Buna göre; Kıbrıs Türk halkı, ana-yavru paradigmasının artık değişmesinden ve eşitler arası ilişki kurulmasından yanadır. Raporda, Türkiye’nin yardımlarının hangi kriterlere göre yapılacağının açıklığa kavuşturulması istenmektedir. Diyalog ve değişim yanlıları, Türkiye’nin Kıbrıs’ta kendi vatandaşları ile ilgili sorunların çözümünde daha aktif bir rol üstlenmesini talep etmektedir. KKTC’ye giriş-çıkış koşullarının yeniden düzenlenmesi ve yasa dışı ikamete izin verilmeyerek gerektiğinde sınır dışı uygulamasından kaçınılmaması üzerinde durulmaktadır.

Bir başka önemli husus ise tüm ilişkilerde sivilleşmeye gidilmesi talebidir. Nüfus sorununa ilişkin ise “Türkiye ile bunu konuşamayız minnet borcumuz var; ayıp olur” paradigmasının terk edilmesi gerektiği, bu soruna ilişkin kök nedenin çeşitli gerekçelerle geçmişte uygulanan ve hâlâ değişip değişmediği net olarak anlaşılamayan nüfus politikası olduğu tespiti yapılmaktadır.

Diyalog ve değişim yanlıları, Türkiye ile ilişkileri bu bağlamda değerlendiriyor. Sorunlar vardır ve aşılmalıdır! Ancak yukarıda bazılarına değinilen sorunların pek çoğu aslında bizim kendi irademizle atacağımız adımlarla çözülebilecek sorunlardır.  Bundan ötürü şükran edebiyatı, sorunları sadece derinleştirir, çözemez. Aynı şekilde, “Sn. Erdoğan’a dünyanın kaç bucak olduğunu gösterelim” zihniyeti de sorunları çözmemizi kolaylaştırmayacaktır.

Üzücüdür; UBP yine şükran edebiyatına sarılmıştır! Sn. Erdoğan’ın ziyareti, bir şova dönüştürülmek istenmektedir. Sn. Erdoğan Ankara’ya dönecek ve UBP yine eskisi gibi bildiğini okuyacaktır! Sivil toplumun onca yapıcı girişimine rağmen ihtiyacın bu olmadığı anlaşılamadı mı hâlâ?

CTP ise yukarıda özetlenen toplumsal ortak akla oldukça yakın bir tavır geliştirmiştir. Diyalogla sorunları gidermeyi denemek toplumumuz için en çıkar yoldur.

6 Temmuz’da CTP’nin düzenlediği basın toplantısında, Türkiye yetkililerine somut bazı sorular sorulmuştur: “Türkiye’nin Kıbrıslı Türksüz bir Kuzey Kıbrıs hedefi var mıdır? Türkiye KKTC demokrasisine saygı duymakta mıdır? Kıbrıslı Türk sermayesinin ve emek güçlerinin gelişerek varlığını sürdürmesi Türkiye için önemli midir? Türk sermayesinin Kıbrıs’ta yapacağı yatırımların KKTC yasaları uyarınca olması önemsenmekte midir? Türkiye’nin Kıbrıs’a yönelik gizli bir nüfus politikası var mıdır? Türkiye için önemli olan Kıbrıslı Türklerin bölgemizdeki değişime kendi demokratik süreçleriyle ayak uydurması mıdır yoksa tam aksine toplumumuzun varlığı bilinçli bir şekilde göz ardı mı edilmektedir? Türkiye’de sivilleşme konusunda ciddi adımlar söz konusuyken Kıbrıs’ın kuzeyinde demokrasinin gelişmesi adına Türkiye üzerine düşenleri yapmaya hazır mıdır?”.

Kaygılarımızı yansıtan bu sorulara Sn. Erdoğan’ın ağzından verilecek doyurucu yanıtlar, diyalog ve değişim sürecinin önünü açabilir. Siyaset kurumumuzla, medyamızla ve sivil toplum örgütlerimizle, bu ziyaretin her saniyesini bir fırsata dönüştürmeli ve gerek diyalog ve değişim yanlılarının tespitleri gerekse CTP’nin sorduğu sorular ışığında Sn. Erdoğan’dan doyurucu açıklamalar talep etmeliyiz. Bu fırsatı kaçırırsak, müsebbibi, şükran ve tepki edebiyatı olacaktır...

Demagojiyle ve duygusal çıkışlarla bu gemi yüzdürülemez artık. Siyaset, herkesin malumu olan toplumsal hassasiyetleri siyasi ranta dönüştürmek için mi yapılmalıdır? Batılı toplumlarda siyaset, hassasiyetler ışığında sorunları çözmek için yapılır. Siyasetimizin çözüm, demokratikleşme ve ekonomiyi düzeltme iradesi, şükran ve tepki edebiyatına hapsolmama düzeyiyle ölçülür olmuştur günümüzde.

Siyaset kurumumuz, iktidarıyla ve muhalefetiyle, sorunlarımızı gerçekten çözebilecek potansiyele sahip midir? Halkımızın esasen cevabını aradığı soru bu olsa gerek...

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1220 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler