1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SU VE ELEKTRİKTE NE YAPILMALI?
SU VE ELEKTRİKTE NE YAPILMALI?

SU VE ELEKTRİKTE NE YAPILMALI?

Yarın UBP kurultayı var ve nihayet kurultay süreci tamamlanacak, UBP’ye ve Kıbrıslı Türklere hayırlısı olsun demek bir şey değiştirmeyecek… Yarından sonra da, kurultay sonucu ne olursa olsun, Kıbrıslı Türklerin hayatının her yolundaki kötü gid

A+A-

 

 

Yarın UBP kurultayı var ve nihayet kurultay süreci tamamlanacak, UBP’ye ve Kıbrıslı Türklere hayırlısı olsun demek bir şey değiştirmeyecek… Yarından sonra da, kurultay sonucu ne olursa olsun, Kıbrıslı Türklerin hayatının her yolundaki kötü gidişler, kötü gitmeye devam edecek…

Aslında, konuşulması, düşünülmesi ve yapılması gereken dünya kadar iş ve proje var. Kurultayda UBP’lileri baş başa bırakıp, bunlar üzerine yoğunlaşmak gerek. Türkiye’den Kıbrıs’a deniz altından su ve elektrik getirilmesi projesi bugün için tartışmalı ama gelecek için tartışmasız en önemli konudur. Bu konuda olumlu veya olumsuz ani ve fakat hazırlıksız tepkiler vermek doğru değildir.

Kıbrıs adasının kurak iklim kuşağında olduğu bilimsel bir veridir, bunu değiştirmek de olası değil; kaldı ki son yüzyılda da kuraklık daha da artmıştır ve artmayı da sürdürecektir. Kıbrıs adasının su tüketimi de zaman içinde artmaktadır, bunu değiştirmek de olası değildir. Dolayısıyla, adanın, doğanın sunduğunun ötesinde su miktarına ihtiyacı var ve bu da yapay yöntemlerle sağlanabilecektir. Yani, ya denizden arıtma,  ya da yakın bir coğrafyadan su getirme.

Denizden arıtma nispeten pahalı yöntemdir; arıtmanın yapıldığı bölgede de deniz suyu ısısının ve tuzluluğunun az da olsa yükseldiği ve dolayısıyla bu bölgedeki deniz içi yaşamın olumsuz etkilendiği bilinmektedir.

Başka coğrafyadan, ki Kıbrıs adası için bu Türkiye’dir,  su getirmek ya gemi taşımacılığı ile veya deniz altı boru sistemi ile olası. İkinci seçenek, yatırım maliyeti açısından en yüksek ancak sürdürülebilirlik ve ürün maliyetleri açısından en ekonomik olanıdır. Ve bu proje aslında 1960’lı yıllardan beri konuşulmaktadır.

Gönül arzu eder ki şu anda uygulaması başlatılan projeden Kıbrıs’ın tüm insanları yararlansın. UBP hükümeti, hiçbir katkı yapmadan bu projeyi sahiplenmekte, gelecek suyu ise sahiplenmemektedir. Gelen suyun yönetiminin Kıbrıslı Türk makamlarda olmayacağı anlaşılmaktadır ve bunun yanında şimdiki makamlar nasıl ve nerelerde kullanılacağına dair bir projeye de sahip değiller. Heşa – heşa çekerek, bol keseden atarak temel atma törenleri yaptılar ama bu projeyle ve su ile ilişkileri öküz – tren ilişkisinden farklı değil.

Muhalefet ise, haklı olarak maliyeti ve yönetimi sorgulamakta, bazı marjinal gruplar ise “istemezük” tepkisi vermektedir. Bir defa “istemezük” tepkisi, bırakın gelecek ekonomisi için doğru bir yaklaşım olmadığını, insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması için de doğru değildir. Su yönetiminin nasıl olacağını sorgulamak ise doğru bir yaklaşım ama daha doğru yaklaşım, nasıl olması gerektiğine dair proje hazırlamak, bilimsel strateji planları, eylem planları, yol haritaları ile ilgili somut öneri yapmaktır.

Şu anda konuşulan sistem birçok tehlike ve tehditler içermektedir; bunları giderecek veya azaltacak ve Kıbrıslı Türkler için fırsatları çoğaltacak önermeler yapmak da UBP’nin yapabileceği bir iş değil. Dolayısıyla ve özellikle ana muhalefet olarak CTP-BG’nin bu konuda öncü olması gerekiyor. CTP-BG “gelecek suyu akıllı kullanmak” temalı bir panelle işe başladı, bilimsel veri tabanı üzerinde şekillenecek politik projeyi de kısa sürede tamamlaması gerekiyor. Suyun ekonomiyi her sektörde tetiklemesi için nelerin nasıl yapılacağına dair proje ve programlar çıkarılmalı, hedefler belirlenmeli, şimdiden alt-yapı çalışmaları için ön projeler üzerinde çalışılmalıdır.

Su ile birlikte elektrik enerjisinin de geleceği açıklanmıştır. Burada da dikkatli bir politik yaklaşım gösterilmelidir. “İstemezük, olamaz” yaklaşımları, gelecek ekonomisi için gene bir  tehdittir. İnsanların ve ekonomilerin enerjiye giderek daha bağımlı oldukları bilimsel bir gerçektir. Kıbrıs adasında hidro-elektrik ve nükleer elektrik santraları olamayacağına göre, kömür yakıtlı santralarla ilgili teknoloji çok gelişmiş olmasına rağmen tercih edilemeyeceğine göre, fosil yakıtlı santralara bağımlı kalınacaktır. Ancak dünyanın fosil akaryakıt stoku da gün geçtikçe azalmaktadır. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları da neticede sınırlı bir ekonomik kullanım ömrüne sahiptir. Dolayısıyla, başka ülkelerde olduğu gibi, en yakın coğrafyadan elektrik enerjisi ithal etmek bir seçenektir.

Bu noktada gene bir tarafın “heşa - heşa” çekmesi, diğer tarafın da “istemezük” demesi gelecek için en uygun tepkiler değildir. Su konusunda olduğu gibi, deniz altından kablolarla gelecek olan elektriğin kim tarafından ve nasıl yönetileceği ile ilgili proje yapmak gerekiyor. En doğrusu, gelecek elektriğin Kıb-Tek tarafından dağıtımının yapılmasıdır.  Ancak ve özellikle muhalif tarafın bunun üzerinde ekonomik bir proje hazırlaması, elektriğin ekonomiyi tetiklemesi için neler yapılacağına dair strateji programları üretmesi gerekmektedir.

Su ve elektrik, stratejik ürünlerdir, yeterince olmayınca daha da stratejik ürün oluyorlar. Dolayısıyla, geleceği de düşünerek, bu stratejik ürünler konusunda fırsatları artıran, tehditleri gideren bilimsel çalışmalar ve önermeler yapılmazsa, ikisi de gelecek ama Kıbrıslı Türkleri esir alacak…      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 703 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler