1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SU, TUFAN, MARKS, CTP ve ÖZGÜR DÜŞÜNCE...
SU, TUFAN, MARKS, CTP ve ÖZGÜR DÜŞÜNCE...

SU, TUFAN, MARKS, CTP ve ÖZGÜR DÜŞÜNCE...

Malumunuzdur; hayatta iki şey paylaştıkça artıyor: “sevgi ve bilgi”. Bu iki olgu, aynı zamanda hem liderliğin hem de insanlığın gelişmesinin en önemli araçlarıdır da... Bundan hareket edersek; Lider, Öncelikle Öğrenme ve Paylaş

A+A-

 

 



Malumunuzdur;

hayatta iki şey  paylaştıkça artıyor:

“sevgi ve bilgi”.

Bu iki olgu, aynı zamanda 

hem liderliğin

hem de insanlığın gelişmesinin

en önemli araçlarıdır da...

Bundan hareket edersek;

 Lider, Öncelikle Öğrenme ve Paylaşma Kültürü Yaratmalıdır.
Ama hepsinden önemlisi...
LİDERİN, OYUNUN KURALLARINI DEĞİŞTİREBİLME CESARETİ OLMALIDIR...


 

 

SU

Suyun kaderi,yaradılışın öncülü olmak ve sonra bu yaradılışı yutmaktır.  Ne olursa olsun suyun işlevi her zaman aynıdır; bütünü parçalar, biçimleri yok eder, hem canlandırır hem arındırır...

Biçimi olan her şey sudan çıkmıştır ve suyun üstündedir. Buna karşılık, sudan çıkan her biçim artık potansiyel değildir. Böylece, "her biçim" zamanın ve yaşamın kurallarının eline düşer; sınırlanır, tarihe dahil olur, evrensel geleceğin bir parçası olur ve özünden koparak yok olur; tabi eğer düzenli olarak suyun içinde eriyip giderek yeniden canlanmaz, kozmogoninin ardından gelen "tufan" tekrarlanmazsa...


TUFAN

Tufan mit’i, tüm getirileriyle, yaşamın nasıl insan bilincinden farklı bir "bilinçle" değerlendirilebileceğini göstermektedir; Neptün Düzleminden "bakarsak", insan yaşamı, düzenli olarak emilip yutulması gereken kırılgan bir şeydir; çünkü tüm biçimlerin kaderi, yeniden ortaya çıkmak üzere yitip gitmektir.

Eğer "biçimler" suyun içinde eriyip giderek yeniden canlanmazlarsa, yaratıcı güçlerini kaybederler ve böylece tamamen yok olup giderler. "Kötülükler" ve "Günahlar", insanlığın biçimini bozar; tohumdan ve yaratıcı güçlerinden yoksun kalan insanlık söner, kısır ve yıpranmış kalır; alt insan biçimlerine yavaş bir dönüşün yerine, tufan, suların içinde kalarak anlık bir yok oluş getirir; böylece "kötülükler ve günahlar" arındırılır ve suyun içinde yeni canlı bir yaşam doğar.



 

 

 

MARKS


Karl Marks'ın (1904, s.11) belirttiği gibi:

 "...varoluşlarını belirleyen insanların bilinci değildir, aksine sosyal varoluşları bilinçlerini belirler..."

(Marx, K. & Stone, N. I., 1904.  A contribution to the critique of political economy / by Karl Marx. Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı).

 

CTP

Temsil ettiğimiz, üyesi olduğumuz ve bu toplumun içerisinden topluma siyasi önderlik yapma amacı ile 1970 yılında doğan, özgürlükçü sosyalist ilkelere bağlı, federal Kıbrıs çözümü için mücadele eden ancak herşeyden önemlisi Kıbrıs Türk halkının varoluşunu ileriye taşıma ve dünyayla bütünleştirme misyonunu üstlenen bir  siyasi organizma olan partimiz CTP için de yukarıda açıklanan aynı mantık geçerlidir:

...CTP de tüm biçimler gibi tufanlara açık olmalıdır ki, her zaman kendini aşabilsin. Aksi durumda, otorite ve hegemonya tarafından dikte edilme ve sonra babadan oğula geçme durumunda kalır..!

 

ÖZGÜR DÜŞÜNCE


CTP olarak kendi kendimize bir uyarımız olmalı ki, o da şudur kanımca!:

Topluma bugünkü iktidar blokunun toplumumuza sunduğunun bir başka versiyonunda yeni bir dogma sunmaya kalkışmamalıyız!

Mürekkeple boyanmış bir kağıt parçasından veya elektronik bir bilgisayarın klavyesinden dijital fikirlerle tanışırız...

Fikirler tıptı virüsler gibi asalaktır; çünkü kendi aktarımları için başka organizmaların fiziksel, kimyasal ve zihinsel süreçlerinden faydalanırlar.  Marks'ın zihnindeki fikirler mürekkep damlaları olarak yeniden kodlanmış ve sahibinin vefatının ardından kitap sayfalarında varlığını sürdürerek, "birilerini" ikna etme isteğine, “basit bir biçimde” cevap vermiştir.

Şayet bu durum,kendimizi algılamamızda, sözlerimizde, davranışlarımızda ve inşâ ettiğimiz toplumların doğasında kendi yapımızdan ve öznel koşullarımızdan ziyade daha önemli bir etkiye sahipse; özgür düşünceye sahip bağımsız varlıklar yerine, başkalarının fikirleri tarafından yönetilen durumlara düşmüş olmuşuzdur.

SENTEZ
İnsana ve kâinata dair yeni kodlara ulaşabilmek ve onlara bağlanabilmek için; yaşayış, kavrayış ve bütün bunları analiz eden somut bir "sentez" ortaya koymak gerekir.

Bir bebek, bilindik bir mizaç veya hayat boyu tekrarlanacak belli birtakım davranış rutinleriyle değil; esneklik ve potansiyel ile doğar. Yeni fikirler de kendi doğallıkları içinde yeniden filizlenebilmek, dinamik bir “akı”dan, yani her an gelişen, açılan, dönüşen,bir "varoluş yetisi" gösterebilmek için kıran kırana tartışmaya ve polemiğe tutulmalıdır.

Fikirleri, düşünceleri uzun bir ömürden çok; zengin, devingen ve üretken bir ömür değerli kılar.

 

ORGANİK AYDINLAR VE KİMYASAL BAĞLAR

Birleştirici insanlar da fikir ve düşüncelerin yaygınlaşmasına oldukça  önemli katkılar sağlamaktadır...

Bir fikir herhangi birine sunulabilir, ancak kişi bu fikrin önemi konusunda ikna olana kadar gerçek anlamda fikre tutulana kadar onu yayma gereği duymaz.  Çevremizde ve partimizde fikirlerimiz ve düşüncelerimizle kitleler arasında "kimyasal bağ" oluşturabilecek, “organik aydınlar” diye nitelendirebileceğimiz insanlar gereklidir. Bu bağlamda, partimizin vizyon ve programından tutun da stratejik eylem planlarına kadar tüm eğilimlere yön veren, farklı toplumsal zümre ve gruplara hitap edebilen ve başkaları üzerinde olumlu etki bırakan kişilere odaklanmak lâzımdır.  Bunlar “herkesi” tanıyan ve herkesin tanıdığı toplumsal insanlardır ve fikirlerin, düşüncelerin ve en genelinde bilginin toplum içerisinde etki bırakacak düzeyde yayılmasını hızlandırırlar. Toplumsal ağlar arasında bağlantılar veya farklı zümre ve grupların birbirinden soyutlanmasını önleyen köprüler kurarlar (2004 referandum öncesi toplumumuzda bu bağ ve köprüleri kuran birçok organik aydın ve kimyasal bağlaçlar mevcuttu. Bunlardan bir tanesi geçtiğimiz aylarda yaşama erken yaşta veda eden sosyolog-gazeteci-yazar dostumuz abimiz Dr. Doğan Harman, örnek olarak gösterilebilir...)

 

ÇEKİCİLİK VE YAPIŞKANLIK

Fikir, düşünce ve bilginin aktarımındaki yayılmanın hızına "çekicilik" katanlar da oldukça önemlidir! Bunlar da tabiri caizse bu toplumla kimyasal bağlanma sürecine bir tür "yapışkanlık" duygusu katarlar.

 

 

 

 

Özcesi ve sonuç yerine söyleyecegim şudur ki:

Siyaset yapmak, toplumu vizyonumuzla buluşturabilmek ve varoluşumuzu sürdürebilmek  için  fikirlerin, düşüncelerin ve bilginin etrafında bütünleşecek kalabalıklara olmazsa olmaz bir biçimde ihtiyacımız vardır.

Kısacası, CTP’liler olarak bizler, yeni bir toleranssızlığın, ya da farklı bir monotonluğun liderleri olmamalıyız!




 

 

Bu haber toplam 998 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler