1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ŞU PASAPORT MESELESİ VE İKİ ANI
ŞU PASAPORT MESELESİ VE İKİ ANI

ŞU PASAPORT MESELESİ VE İKİ ANI

Dr. Sibel Siber: Yaklaşık 20 yıl önceydi; eşimle birlikte İsveç’in Göteburg şehrindeki uluslar arası bir Tıp Kongresi’ne katılacaktık. Vize almak için, İsveç’in İstanbul Konsolosluğu’na başvurduk.

A+A-

 

 

Dr. Sibel Siber

 

   

    Yaklaşık 20 yıl önceydi; eşimle birlikte İsveç’in Göteburg şehrindeki uluslar arası bir Tıp  Kongresi’ne katılacaktık. Vize almak için, İsveç’in İstanbul Konsolosluğu’na başvurduk.

    

    Konsolosluktaki görevli, cam bölmenin arkasında oturuyor, bizimle iletişim kurmak için mikrofonla konuşuyordu. Vize talebimizi ilettik. Pasaportumuzu görmek istedi; cam bölmenin altındaki aralıktan Türkiye Cumhuriyeti pasaportlarımızı uzattık… Pasaportumuzu eline alır almaz, geri iterek neredeyse bizi kovar gibi bir ifadeyle, vize almamızın mümkün olamayacağını söyledi. Biz  şaşkınlıkla, kongreye katılım belgelerini uzattık bu kez ve vize  talebimizin haklı nedenini izah etmeye çalıştık; ama, o hiç oralı olmadı. Verdiğimiz  belgelere göz ucuyla şöyle bir bakarak eliyle  itti ve öfkeyle cam bölmeyi tamamen kapattı. Yani bize bir anlamda “ başımdan gidin” diyordu.

   

    Hiç hak etmediğimiz bu davranış, bizde hem moral bozukluğu, hem de hayal kırıklığı yaratmıştı. Neticede ikimiz de saygınlığı olan birer meslek sahibiydik ve en doğal haklarımızdan biri olan yurtdışındaki bir kongreye katılmak istemiştik;  ama artık geri dönmekten başka çaremiz olmadığını biliyorduk.

 

    Aynı kongreye katılacak olan İstanbullu bir arkadaşımızı aradık. Doğrusu merak ediyorduk, onlar bu vize işini nasıl halletmişlerdi acaba?  Arkadaşımıza durumu anlatınca, çok şaşırdı ve  “Sizin yeşil pasaportunuz yok mu?” diye sordu. O güne kadar yeşil pasaportun ne olduğuna dair bir bilgimiz yoktu. Sonradan öğrendik ki, Türkiye’de, Devlette görevli birinci, ikinci, üçüncü kademelerdeki memurlara ve eşlerine yeşil pasaport veriliyormuş ve bu pasaporta vize gerekmiyormuş.

 

    Kıbrıs’a dönüşümüzde,  o zamanki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi’ne, yurt dışındaki  kongrelere veya uluslar arası toplantılara katılma konusunda yaşanan sıkıntıları, vize alma zorluğunu anlattık. Bizde de aynı statüdeki memurlara yeşil pasaport hakkı verilirse, hiç olmazsa bu kesime seyahat kolaylığı sağlanmış olacaktı.  O zamanki Sayın Büyükelçi, konuyla yakından ilgilendi ve gerekli temasları yapıp bizi bilgilendireceğini ifade etti. Kısa bir süre sonra ise, mevcut yasalardan dolayı bunun maalesef mümkün olamayacağı bilgisi geldi.

 

    2004’den sonra ise, hepimizin bildiği gibi, insanlarımız daha kolay seyahat edebilmek ve belki de hepsinden önemlisi, özellikle Avrupa Birliği vatandaşlığından yararlanabilmek için Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportları çıkarmaya başladılar.  Özellikle çocuklarını İngiltere’nin en iyi okullarında düşük ücretle okutabilme olanağı, pasaport çıkarma konusunda insanımıza, en büyük itici güç oldu diyebiliriz.

   

     Şimdi gerilere gidelim, ta 1922 yılına ve  Başhâkim Zekâ Bey’in anlattıklarına bir bakalım:

 

   * “Yıl 1922. Hukuk tahsili yapmak için,  gemiyle İstanbul’a vardık.  Malûm, Kıbrıs o zaman İngiliz idaresinde… Muhaceret polisine, İngiliz  pasaportumu uzattım. Şöyle bir baktı ve "Bu pasaport geçerli degildir!" dedi "Eee.. ne yapacagız?" diye sordum. "4. Şubeye gidip, bir Türk pasaportu çıkaracaksın" dedi.  "Kıbrıs, halen Türkiye’nin parçasıdır" diye de izahatta bulundu. Öyle yaptım.  4.Şubeye giderek Türk pasaportu çıkarttım.

 

    Artık iki pasaportum vardı.  Türkiye’ye girişlerimde Türk pasaportumu,  Kıbrıs’a giriş yapacağımda da İngiliz pasaportumu kullanmaya başladım. Bir yıl sonra Lozan Antlaşması imzalanmış ve Kıbrıs resmen İngilizlere devredilmişti. O yıl,  İstanbul’a vardığımda, yine Türk pasaportumu uzattım. Bu sefer de görevli: "Senin Türk pasaportunu taşımaya artık hakkın yoktur;  Kıbrıs,  İngiltere’nin idaresine geçmiştir, onun pasaportunu göstereceksin " diyerek elimdeki Türk pasaportunu almak istedi. Ben Türk pasaportumu almamalarını rica ettimse de kabul etmediler, ‘Sen artık İngiliz oldun’ diyerek, pasaportumu elimden aldılar.”

 

    1922’den bu yana tam 90 yıl geçti. ‘Tarih tekerrürden ibarettir’ sözü ne kadar da geçerli. Halen, Kıbrıs’a girerken başka pasaport, yurt dışındaki bir ülkeye girerken başka pasaport kullanmıyor muyuz? Hepimizin cebinde en az iki pasaport yok mu? Galiba Kıbrıslı Türklerin kaderi bu. Ama umut her zaman canlı kalmalı. Gönül arzu eder ki, kendi ülkemize girerken de, yabancı ülkelere girerken de, kendimizin olan, kendi ülkemizin kimliğini yansıtan tek bir pasaportla seyahat edebileceğimiz günler yakın olsun!

 



 


*Kaynak: Başhâkim Zekâ Bey (Anı-yaşantı- Harid Fedai 2002)

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 678 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler