1. YAZARLAR

  2. Fatma Azgın

  3. Su Meselesi ve Yöneticilerimiz
Fatma Azgın

Fatma Azgın

Yazarın Tüm Yazıları >

Su Meselesi ve Yöneticilerimiz

A+A-


Toplumun siyasi elitleri, 1950 yıllarından beri Türkiye ile ilişki içindedir. Bu yakınlık Rum toplumuna karşı TMT örgütü aracılığıyla ve “gizli” yürütülüyordu. Bugünkü gibi normal hayata ve irademize çok fazla müdahale edilmiyordu.

1974 sonrası ilişkiler giderek gelişti. Yine de TR bizi “farklı bir kimlik” olarak tanıyor ve algılıyordu. KTFD Kurucu meclisindeyken, TC elçiliğine çok seyrek gittiğimde o dönemin müsteşarı Onur Öymen: “Fatma hanım burası sizin eviniz, her zaman bekleriz” derdi ama ben de siyasi arkadaşlarım da mesafeli davranırdık.

75 sonrası Türkiye buraya nüfus aktarmaya başlayınca muhalefet itiraz etti. Taşınır taşınmaz Rum mallarının dağıtılmasına TKP ve CTP karşı çıktı. Ancak iktidardaki UBP R.Denktaş koalisyonu  Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı “yarı ilhak” planına onay veriyordu. 1981 de muhalefet UBP’den fazla vekillik kazandı. Türkiye’nin girişimiyle Nejat Konuk ve arkadaşları ikna edildile, UBP’ye koltuk değneği oldular ve bu fırsat kaçırıldı..

Türkiye ve R.Denktaş, muhalefetin büyümesine karşı “tedbir” olarak seçimlere müdahale etmeye, göçmen göndermeye devam etti. 1983 Devlet ilanı muhalefetin kırılma noktasını işaret eder. Geçmişteki argümanlarını (göçmen ve rum mallarının dağıtılması) gibi yavaş yavaş değiştirdiler. Devlet ilanına TKP ve CTP önce karşı çıktı sonra kabul etti.

1990 seçimlerinde muhalefet birleşip DMP isimli parti kurdu. TR’nin müdahalesiyle seçim kaybettiğine inanıp Meclis’i boykot ettiler. 1993 de erken seçim ile muhalefet partileri ayrı ayrı seçime girdiler. DP-CTP hükümeti kuruldu.

İlerici ve muhalefet partilerinin bu gelgitleri, parti içlerinde bölünmelere, ayrılıklara neden oldu. Eski politikalarını törpüleyip, mevcut durumun içinde politika yapmaya başladılar. Türkiye ile ekonomik protokollar dönemi başladı. Muhalefet yine karşı çıktı, zaman içinde bu durum da normalleşti. Türkiye ile göbekten bağlılık kesin bir hal aldı. TR sermayesi ve nüfusu buranın imkanlarını tepe tepe kullandı. Vatandaşlık dağıtılmaya devam edildi. Özelleştirme dönemi de başladı. İktidara gelen veya ortak olan muhalefet partileri geçmişte karşı çıktıkları politikalara ayak uydurup uygulamaya başladı.

-----------------------------------------------------


Su meselesi TR’nin buranın kaynaklarına “sahip” olma ve para çekme projesidir. UBP imzaladı, Meclis’e geldi oylamada 3 TDP, 6 CTP milletvekili oylamaya katılmadı. 9 CTP’li katılıp “hayır” oyu verdi. Oylamaya katılmayan muhalefet milletvekilleri bu işin ciddiyetini mi anlamadılar, ortada mı görünmek istediler belli değil.

Katılsalar tam çoğunluk sağlayamazlardı ama “güçlü karşı koyuş” sergileyebilirdi. Maalesef, 40 yıllık sürede muhalefetimiz, “tehlike içeren stratejik” planları anlayıp bir düşünce ve eylem planı geliştiremediler.

Su meselesinde de, KKTC ilanı gibi partiler hem kendi hem de toplum içinde parçalanmaya başladı. Bu anlaşma geçmişteki hatalar tekrarlanacak ve imzalanacak gibi görünüyor. Çözüm olmadıkça, ki Türkiye burada çözüm istemez (AB’ye girerse belki), yöneticilerimiz saf saf TR’nin çözüm istediğini söylüyor ama inandırıcı olamıyorlar.

Diğer yandan, bizim bakan ve müzakereci kişilerimiz TR ile pazarlık etmekte, irade göstermekte başarılı değildirler.

Geçen hafta “Düşün-ü-yorum programında Fuat Veziroğlu ile yaptığım söyleşide su meselesini konuşurken, TR ile müzakerelerde nasıl tavır takınılacağını KKTC kurulduktan sonra Sanayi ve Ticaret bakanı iken  yaşadığı deneyimini aktararak anlattı.

Fuat bey, bir protokol imzalamak için Ankara’ya davet ediliyor. Özal döneminin Kıbrıs işlerinden sorumlu Bakan’ı Abdullah Tenekeci önüne bir anlaşma metni koyup “imzalayın” diyor. Fuat bey, “bizi buraya müzakere etmeye geldik, imza meselesi olsa elçiliğe gönderirdiniz, toplantı yapmamıza neden kalmazdı. Biz madde madde okuyup müzakere edeceğiz, anlaşırsak imzalarım” diyor. Sonra metindeki maddelere itiraz ediyor.

Bunun üzerine bakan Tenekeci “toplantıyı kapatıyorum” diyor, Fuat bey de “İyi yapıyorsunuz” deyip masadan kalkıyor ve Kıbrıs’a dönüyor. İmzalamadığı anlaşma Başbakan Nejat Konuk tarafından bakanlar kuruluna gönderiliyor. “Benim hasta olup katılamadığım ve hayır oyu vereceğim için yürürlüğe giremiyecek anlaşma metni benim yokluğumda imzalandı ve ben hemen bakanlıktan istifa ettim” diyor.

Fuat bey “Ben Türkiye ve Türk milleti sevdalısıyım ama Türkiye ile olan ilişkilerde politikacı ve devlet adamları iki devleti temsil ettiklerini  unutmayıp Kıbrıs Türklerinin temsilcileri olarak Kıbrıs Türk halkına birşey sağlamak için direnmelidirler. Bu görevler makam için koltuk için imkanlar için değil hizmet için yapılır” diye de ekliyor...

F.Veziroğlu ile söyleşi:
http://www.kanalsim.com/video-izle/7802/

Bu yazı toplam 2143 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar