1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Stonewall: "Dünyanın Her Köşesinden Duyulan Silah Sesi"
Stonewall: "Dünyanın Her Köşesinden Duyulan Silah Sesi"

Stonewall: "Dünyanın Her Köşesinden Duyulan Silah Sesi"

Stonewall, o ana kadar Homofil Hareket olarak bilinen daha uzlaşımcı ve liberal eşcinsel hareketten radikal bir kopuşu temsil eden sembolik bir andır.

A+A-

Özgül Saygun
o.saygun@hotmail.com

                1969 yılının 27 Haziran'ı 28 Haziran'a bağlayan gecesinde New York'taki Stonewall Inn gey ve drag* bara polis saldırdığında muhtemelen bunun yıllarca sürecek bir direnişin simgesi olacağını tahmin bile etmemişti.  27 Haziran gecesi polisin Stonewall Inn'e düzenlediği baskınla başlayan ve üç gün süren çatışma ve isyan, her yıl ABD'de ve dünyanın bir çok yerinde Onur (Pride) Haftası olarak yıllardır kutlanıyor. Stonewall, o ana kadar Homofil Hareket olarak bilinen daha uzlaşımcı ve liberal eşcinsel hareketten radikal bir kopuşu temsil eden sembolik bir andır. Eşcinsellerin özgürlüğü hareketinin heteroseksüel baskı ve politikalara karşı radikal bir çıkışın kilometre taşlarından biridir. Peki neden 27 Hazirandaki baskın böyle bir tarihin önünü açtı? Neden kutlanıyor? Ve bu tarih bize ne anlatıyor olabilir?

                1960'lı yılların sonuna gelindiğinde, Amerika Birleşik Devletlerinde homofobinin etkileri toplumda hala sürüyordu; 1947 ile 1950 arasında eşcinsellik şüphesinden dolayı 1700 federal iş başvurusu reddedildi, 4380 kişi ordudan ihraç edildi ve 420 kişi hükûmet işlerinden atıldı, 1952’de Amerikan Psikiyatri Birliği eşcinselliği, bir sosyopatik kişilik bozukluğu olarak Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM) listesine ekledi. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında 1950 ve 60'lı yıllar boyunca Federal Soruşturma Bürosu (FBI) eşcinsellerin gittiği yerlerin listesini oluşturdu. ABD Posta Hizmeti, eşcinsellikle ilgili eşyaların gönderildiği adreslerin kaydını tuttu. Devlet, eşcinsellere hizmet eden barları mühürledi, müşterilerini tutuklayarak yerel gazetelerde ifşa etti.  "Sweeps" (temizlikler) kampanyasıyla eşcinseller parklar, barlar ve plajlardan "temizlendi". Drag performansı (karşı cinsin kıyafetlerini giymek) yasaklandı. Bir çok iş yeri eşcinsel olduğundan şüphelendiği kişileri işten çıkardı, bir çok LGBTİ birey fiziksel şiddete uğradı, tutuklandı ve akıl hastanesine kapatıldı.

                Buna karşılık, LGBTİ bireyler sessiz kalmıyordu. Tutuklanmaktan korkmayan LGBT'ler iki tane bağımsız dernek kurdu. 1951 yılında Los Angeles'da kurulan "Mattachine Society" isimli dernek Harry Hay'in evinde kurulmuştu. Bundan hemen sonra bir grup kadın San Francisco'da Daughters of Bilitis (DOB)'i kurdular. Özgürce dans etme arzusuyla kurulan DOB zaman içinde Mattachine Society'ye benzer amaçlar ve talepler geliştirdi. 1953 yılında hükümet baskılarına karşı ilk sözler söylenmeye başlandı. Ancak, Mattachine Society'nin radikal yaklaşımının büyük tepkiye yol açması derneğin söylemlerinin yumuşamasına neden oldu. Mattachine Society 1953'de özgürlük vurgusunu asimilasyon ve saygınlıkla değiştirdi. "ONE" adlı örgüt "ONE, Inc." adlı dergisini yayımladı. Aynı zamanda 1968 ruhu Amerika'yı da sarıyor ve bir çok yerde sivil haklar, feminist hareket ve Vietnam Savaşı'na karşı yapılan gösterilerde polis şiddetiyle karşılaşıyor ve çatışmalar artıyordu.

                Stonewall Inn'e düzenlenen polis baskını ilk ve tek değildi; 1960'ların ilk yıllarında New York belediye başkanı Robert F. Wagner, Jr'ın emriyle bütün gey barların yok edilmesi kuralı tamamen yürürlükteydi. Bir çok barın içki satma ruhsatları ellerinden alındı; sivil polisler eşcinselleri toplamak adına ava çıkmış gibiydiler. Bar ya da parkta sohbet ettikleri kişilerin birlikte bardan ya da parktan ayrılma teklifinde bulunması ya da sivil polise içki ısmarlaması "fuhuşa teşvik" nedeniyle tutuklanmalarına yol açıyordu. New York Post'ta yayımlanan bir haberde, bir spor salonunun soyunma odasında sivil polisin pantolon ağını tutarak inlemesi üzerine salonda bulunan başka birinin "iyi misin?" diye sorması, "polise iyi olup olmadığını sorduğu için" tutuklanmasına neden olmuştu. Barlara ortalama ayda bir kez baskın düzenleniyor ve barda satılan alkol polis tarafından haczediliyordu. Tipik bir baskında bardaki tüm ışıklar açılır ve müşteriler dizilip kimliklerini gösterirdi. Kısacası, 27 Haziran gecesi Stonewall Inn'e düzenlenen baskın bir ilk değildi ve son da olmayacak gibi görünüyordu. Ancak öyle olmadı. Baskıların eşcinsel bireyler üzerinde gitgide artması ve LGBTİ hareketi içerisinde bulunan hoşnutsuzluk bir Haziran gecesi yerini isyana bıraktı.

Homofil Hareket ve Eşcinsellerin Özgürlüğü

                Stonewall direnişi LGBTİ özgürlük mücadelesinde tarihsel bir ayrıma işaret eder, bu ayrımın en önemli noktalarından biri LGBTİ mücadelesinin homofil hareketten kopuşu ve eşcinsel özgürlüğü hareketine dönüşümüdür. Peki homofil hareket derken ne demek istiyoruz?

                "Eşcinsel özgürleşme ve lezbiyen feminizm gibi kitlesel hareketlere dönüşmemekle beraber, homofil örgütlenmeler eğitim programları düzenlemiş ve eşcinselliğe dönük hoşgörünün artması ve kimi durumlarda eşcinselliğin yasallaşması yönünde politik reformlar için çalışmıştır. İlk kez on dokuzuncu yüzyılın sonunda Avrupa'da ve özellikle Almanya'da ortaya çıkan bu örgütlenmeler eşcinselliğin doğal bir insani olgu olarak kabul edilmesi için mücadele etmiştir." (Lauritsen ve Thorstad, 1974)

                Homofil örgütlenmeler genel olarak sükunet ve uzlaşı yanlısıydı. Radikal söylemlerde ve eylemlerde bulunmuyor, daha sonra gelişecek olan özgürlükçü hareketin radikalliğini benimsemiyordu. 1960'ların sonlarına gelindiğinde bir çok eşcinsel topluluk kurtuluşun "koşulların iyileşmesiyle" olmayacağını savunmaya başlamıştı ve sessizlikten rahatsız oluyordu. Hoşgörü ve kabul görme niyetinde olmayan bir çok grup kendini toplumsal hareket olarak da yükselen Yeni Sol'un içinde tanımlıyordu. Kendi kaderlerini tayin hakkını savunan gruplar, "politik hoşnutsuzluklarını belirtirken militandılar." (Jagose, 2015; 47).

                Yukarıda bahsedilen tüm bu baskılar devam ederken neden bir Haziran gecesinin 1 hafta süren isyana yol açtığı konusunda bir çok tarihçinin farklı analizleri bulunuyor, bunlardan en önemlisiyse hem hareketin kendi içinde bir çıkmaza uğraması hem de diğer hareketlerin yani savaş karşıtı mücadelenin, feminist hareketin ve yükselen 68 ruhunun bir geceye yansıması diyebiliriz.

                O gece polisler Stonewall Inn'e ruhsatı olmadığı bahanesiyle barı kapatmak için içeriye daldı, polisler içerideki insanları kimliklerini göstermek için sıraya dizerken, karnavalvari bir havayla polisle dalga geçen kalabalık söyleneni yaptı. Ancak taciz ve küfürlerin artmasıyla birlikte kalabalıktaki eğlenceli hava birden öfkeye dönüştü. Polis ve sokakta bulunan kalabalık arasındaki gerilim sürerken çatışma birdenbire çevik kuvvet ve iki bini bulan öfkeli bir kalabalık arasında gelişen bir isyana dönüştü. Çatışma ve şiddet 2 Temmuz Çarşamba gecesine kadar devam etti ve 1 hafta boyunca her gece Greenwich Village (Stonewall Inn'in bulunduğu cadde) geylerin polise karşı direnişi ve şarkılarıyla süslendi.

İsyandan Özgürlüğe:

                Stonewall Ayaklanmalarını günümüze dek hatırlatan ve 48 yıldır kutlamamızı sağlayan ise bu isyanın orada kalmaması oldu. 27 Haziran gecesi tutuklanmayı, öldürülmeyi ve gazetelerde ifşa edilmeyi göze alan binlerce aktivist bu isyanın ruhunu LGBTİ hareketine de taşıdı. LGBTİ hareketi artık daha militan ve radikaldi, hatta isyanda yer alan bir çok aktivist polisle iş birliği yaparak "sakin olma çağrısı" yapan Mattachine'nin sözlerini de dinlememişti. Kısa bir sürede, Mattachine'nin New York'taki geçici kurulu olarak başlayan örgütlenme Gey Özgürleşme Cephesi'ne (GLF) dönüştü. İsminden de anlaşılacağı gibi, bu örgütlenme Güneydoğu Asya'da ABD hükümetine karşı savaşan Güney Vietnam Ulusal Özgürleşme Cephesi'ne karşı yapılan bir saygı duruşu niteliğindeydi. ABD hükümetinin baskıcı homofobik yapısının yanında sömürücü emperyalist yapısıyla da savaşmayı hedefliyordu. Gey Özgürleşme Cephesi kendini şöyle tanımlıyordu; "Kendimizi tüm ezilmişlerle özdeşleştirdik: Vietnam savaşı, üçüncü dünya, siyahlar, işçiler... bu çürük, kirli, alçak, içine sıçılmış kapitalist komplo tarafından tüm ezilenlerle" (Wolf, 2011: 113).

                Şüphesiz ki Amerika'da 1 hafta süren bu isyanın sesi dünyanın her yerinde duyuldu ve etkileri hala devam ediyor. Her ne kadar tarih boyunca Amerika'daki LGBTİ hareketi dünyanın diğer yerlerindeki eşcinsellerin özgürlüğü hareketlerine çoğu kez kayıtsız kalsa da ABD'nin merkezi konumunu kabul etmemiz gerekir. Bu nedenle, Amerika'da atılan her adım dünyanın her yeri için önem taşımaktadır. Bu yüzdendir ki, geçtiğimiz yıllarda Amerika'nın tüm eyaletlerinde eşcinsel evliliğin yasallaşması son yıllarda Avrupa'daki bir çok ülkeyi de harekete geçirmiş ve son 2 yılda eşcinsel evlilik bir çok ülkede yasallaşmıştı. Ayrıca, kesişimsellik ruhu da hala LGBTİ özgürlük hareketinin bir parçasıdır. Başta feminizm olmak üzere bir çok mücadele alanıyla ortaklaşan LGBTİ mücadelesi kendini, işçilerin özgürlük mücadelesinde, siyahilerin özgürlük mücadelesinde ve ezilenlerin yanında var etmeye devam ediyor.

                1970 yılından bu yana Stonewall Ayaklanmaları LGBTİ mücadelesinin isyanını ve insanlık onuruna vurgu yapmak amacıyla başta Amerika Birleşik Devletleri'nde sonrasındaysa dünyada "Onur Haftası" olarak çeşitli etkinliklerle ve "Onur Yürüyüşü"yle kutlanıyor. Dünyanın bir çok yerinde milyonlarca insanın katıldığı yürüyüşler LGBTİ birey olmanın kimsenin "hoşgörüsüne" ihtiyaç duymadığını ve sessiz kalmayacağını göstermek adına 48 yıldır karnavalvari bir havayla renkli gökkuşağı bayraklarının altında binlerce ülkede kutlanıyor. Elbette ABD başta olmak üzere bazı ülkelerde liberal politikalara yenik düşen bu önemli hafta bir gösteri tadına kendini fazlasıyla kaptırarak mücadeleci ruhunu unutan bir gösteriye dönüşebiliyor. Ancak unutmamalıyız ki, 17 Mayıs Homofobi, Transfobi ve Bifobi Karşıtı Gün LGBTİ mücadelesi için ne kadar önemliyse, Onur Haftası da LGBTİ mücadelesinin isyankar ruhu için bir o kadar önemlidir.

*Performans olarak karşı cinsin kıyafetlerini giymek


Kaynakça:

Wolf, Sherry, Cinsellik ve Sosyalizm, Sel Yayıncılık, İstanbul: 2012.
Jafose, Annamarie, Queer Teori: Bir Giriş, Nota Bene & Kaos GL, Ankara: 2015.

Bu haber toplam 1403 defa okunmuştur
Gaile 424. Sayısı

Gaile 424. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler