1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Statüko’yu sevmenin dayanılmaz hafifliği
‘Statüko’yu sevmenin dayanılmaz hafifliği

‘Statüko’yu sevmenin dayanılmaz hafifliği

Televizyonda yurttaş röportajları izliyorum, siyasetle ilgili... Mikrofon her kime uzatılıyorsa, yanıt neredeyse aynı... Bildik düşünceler... · ...”Ülke kötü yönetiliyor.” · ... “Seçim çözüm olmaz.” · .

A+A-

 

 

Televizyonda yurttaş röportajları izliyorum, siyasetle ilgili...

Mikrofon her kime uzatılıyorsa, yanıt neredeyse aynı...

Bildik düşünceler...

 

·        ...”Ülke kötü yönetiliyor.”

·        ... “Seçim çözüm olmaz.”

·        ... “Kim gelse fark etmez.”

·        ... “Biz yönetmiyoruz ki!”

·        ... “TC’nin dediği olur.”

 

***

 

“Siyasete güvensizlik” diyerek, meseleyi çözemeyiz.

Durum çok daha vahimdir.

Eğer, toplumun içselleştirdiği bir saptamaysa bu, ki öyle, artık “demokrasi”den söz etme şansı da kalmaz...

Demokrasi, antik Yunan’dan beri, “vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir...”

Eğer “politika belirleme şansımız” yoksa...

Eğer “seçilenler”in hiçbir işlevi kalmamışsa..

O halde seçimlere de gerek yok demektir!..

 

***

 

İyi de, yine bu ülkenin insanı ve seçmeni, “seçimlere gerek yok, çünkü bu ülke seçilenler tarafından yönetilmiyor” diyenlere de rağbet göstermiyor!..

Bunu söyleyenlerin gördüğü destek, yüzde 3’e dahi ulaşmıyor, kamuoyu araştırmalarında...

Koşa koşa sandığa da gidiyor, siyasilerin peşine de dolanıyor ahali...

 

***

 

“Demokrasi elden gitti” diyerek, kimselerin “gerilla” mücadelesine falan giriştiği de yok...

Süsüne, püsüne, rahatına, tatiline toz kondurmuyor kimse...

Bir tuhaflık var bu işte!

 

***

 

Yurttaşlardan biri dedi ki, “Tüm eski siyasetçiler gitmeli artık yeni yüzler gelmeli...”

İyi de, her seçimde adaylar arasında yer alan nice “yeni yüz”ü sandıkta bırakan yine seçmenin kendisi değil mi?

Geçtim siyasetin “kaşarlanmış” isimlerinin kolay kolay kimselere şans vermediğini...

Seçmen de ha bire “bildik isimlere” yöneliyor...

 

***

 

Tam bir “akıl tutulması” var ortada...

Ve “kim gelse aynı” söylemini, doğrusu biraz “kendi sorumluluğumuzdan sıyrılmak” üzerine, kolaycılık buluyorum.

Yoksa, hiç de aynı değil, hepsi...

 

 

***

 

Ama şuna katılıyorum.

Bu ülkeyi “seçtiklerimiz” kötü yönetirken, “Türkiye’nin etkin ve fiili müdahalesi”ne de seyirci kalıyoruz, hepimiz, sadece “yönetenler” değil, “yönetilenler” de...

Ve “modern bir sömürge”ye dönüşüyor giderek, Kıbrıs’ın kuzeyi...

Çünkü, ne kadar inkar etsek de, “statüko”yu bal gibi seviyoruz işte!

Ve şunu “es” geçiyoruz.

Çözüm, siyasete kızmak ve sırt dönmek değildir bu dönemde, tam aksine, çok daha etkin girmektir, “demokrasiyi” ve “yurdumuzu” geri kazanmak üzere...

 


 

Gazeteciler  fırçalandı mı?

 

İki (ya da üç) gazeteci TC Lefkoşa Büyükelçiliği’ne çağrılmış ve fırçalanmış ...

“Mış” diyorum çünkü “söylenti” dışında hiç kimse, somut bir bilgi koymuyor ortaya...

Eğer doğruysa...

İki ihtimal var...

Ya “Büyükekçi” bu haberi dışarıya “uçurdu”, herkesin haberi olsun diye, “bakınız ben gazetecileri çağırıyorum, fırçalıyorum, aklınızda olsun ha” gibisinden...

Ya da “fırçayı yiyen” gazeteciler bunu yaydı.

 

***

 

İyi de bu gazeteciler, eğer “fırçalanmaktan” rahatsızsa, niye ortaya çıkmıyor, niye konuşmuyor?

Ha rahatsız değillerse, niye “iş karıştırıyor...”

 

***

 

Ama dedim ya..

Tüm bu iddialar, eğer doğruysa...

 


“Tanrım bizi koru”

 

Kıbrıs’ın güneyinden bir haber:

“Çeşitli ülkelerden ithal edilen dondurulmuş balık ve hazır çorbalarda yüksek seviyede ağır metal saptandı, tüketiciler uyarıldı”

Bizde...

Donmuş ya de taze, fark etmez..

Gıdalar “denetimsiz” olduğundan...

Uyaran da yok... Aldıran da..

“Allaha” havale ettik canımızı.

Yakında, “külliye” devrede !

 


 

İlişme, sokar!

 

BRT Yönetim Kurulu Başkanı Darbaz’ı “gufi” yılanı sokmuş!..

Sakın ola, “gufi” değil de, Müdür Özer Kanlı olmasın !..

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1380 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler