1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sözcüklerin Gücü ile İnsanları Anlamak
Sözcüklerin Gücü ile İnsanları Anlamak

Sözcüklerin Gücü ile İnsanları Anlamak

25 Mayıs’ta bir makale okudum ve yazarının evlilik durumunun bozulduğunu hissettim. Birkaç ay önceki yazılarına baktım, aynı kırgınlık ve duygusallık içinde olduğunu farkettim.. Boşanmış da benim haberim mi olmamıştı? İnternette gezindim, boşanma ha

A+A-

                      

 

 

25 Mayıs’ta bir makale okudum ve yazarının evlilik durumunun bozulduğunu hissettim. Birkaç ay önceki yazılarına baktım, aynı kırgınlık ve duygusallık içinde olduğunu farkettim.. Boşanmış da benim haberim mi olmamıştı? İnternette gezindim, boşanma haberi yoktu.. 19 Haziran günü internet haber sitelerinin manşetindeydi..Boşanmış....

                                                                 ********

İnsanları kendi yazılarıyla, başkalarının yazdıklarıyla daha iyi tanır ve anlamaya çalışırız. Düşünce yapılarını, ruhsal durumlarını, duygularını, yaratıcı taraflarını ve belli zaman kesitlerindeki özel yaşamlarındaki değişiklikleri kendi sözleriyle keşfederiz.

Geçmişte, romanlar, şiirler, filimler, dergiler, gazeteler, TV programları en büyük yardımcımızdı. Günümüz sanal aleminde sözcük kullanan her insana ulaşabiliriz. Bu nedenle tanışmadan, görüşmeden tek taraflı bir ilişkiyle yaşamlarına girebiliriz.

                                                             ******

Tanınmış ve saygın bir yazarın, gazeteci/yazar olan kızının yazılarını, geçmişte TV’de yaptığı spor programlarını takip etmişimdir. İyi yetişmiş, Türkçe’si düzgün, kültürlü, adaletli, doğruları bulmaya çalışan bir genç kadın.

 

Siyaset, spor ve sanat konusunda yıllarca yazı biriktirdi. Soru sorma tekniğindeki başarısıyla güzel röportajlar yaptı. Mesleğini yürütürken 11 yıl önce evlendi. Eşi de aynı gazetede başka bir bölümde çalışıyordu. Doğrusu adamın yazılarını bugüne kadar hiç merak etmemiştim. Onun hakkında hiç bir bilgim yoktu. Beğendiğim bir kadın yazarın eşi ve çocuğunun babasıydı...

 

                                                            *****

Uzun zamandır, yazılarına bakmıyordum. Çünkü, internet gazete sitelerinde, dikkati çeken bir haberinin, söyleşisinin duyurusu yoktu.

 

Geçen ay, nasıl olduysa sayfasına girdim ve “Bir Yol Yazısı” başlıklı makalesini okudum..Müzik dinleyerek, çevredeki yaşamları hayal ederek, kendi iç sorunlarıyla konuşan ve çıkış yolu arayan bir duygu düzleminde arabada yolculuk yapıyordu. Radyodaki bir duyuru ile 1950’lerde kurulan Rat Pack grubu ona grubun şarkılarını ve şarkıcılarını düşünüyor. Derken, grup üyelerinin o dönemin tanınmış sinema ve müzik yıldızları ile olan aşklarını, aralarındaki tatsızlıkları anımsıyor..

 

Farkediyor ki, o insanlar bugün yaşamıyorlar! Zaman bilinci devreye giriyor....

“......Bu adamlar, bu kadınlar dünya üzerinden yıllarca önce geçti. Ama küçücük bir arabanın içinde, tek bir sözle hiç ölmemişçesine, hayatlarının en dar kıvrımlarına kadar birinin aklından geçebiliyorlar hala...” diye başlayan iyileşme sürecine girme umudu beliriyor.

 

..... Zamanın hiç durmadan akıp gittiğini fark etmek, “bugünkü kötülüklerin” kalıcı olmadığını gösterdi sanki bana. “İçinde boğulduğumuz bugün de geçecek” diye düşündüm. Yaşadığımız günde bulamadığımız teselliyi, zamanın geçiciliğinde, gelecekte buldum diyebilirim.

Zaman bugünden ibaret değil” dedim, “bir de gelecek var”..

Bunu düşünmek iyi geldi bana...  

 

                                                   *****

3 Haziran tarihli makalesinin başlığı ise şu idi: “Erkekler önce sevilmeyi ister, kadınlar ise sevmeyi..”

 

İlişkiler bozulunca, kadın-erkek arasındaki duygu ve mantık farklılıkları ortaya serilir. Halbuki kadın olsun erkek olsun bu farklılığı kendini bilme ve tanıma yaşında farkeder. İki cins arasındaki farklılıklar, kim eleştirirse eleştirsin, üzülürse üzülsün değişmiyor ve değişeceğe benzemiyor.

Bu çelişki ne çok şiirlere, romanlara, psikolojik analizlere konu olmuştur...Bir kadın olarak beğendiğim bir kadın yazarı çok iyi anladım. Aşkta ve ayrılıkta her kadın gibi duygulanıyor, hem kendine hem de partnerine kızıyor, adalet arıyor, istemiyor görünüyor ama o erkeği özlüyor, bağlanıyor, kopamıyor, unutamıyor....

 

Yazısında Ece Ayhan’dan bir dize vermiş:” Yeniden sevmek zordu, başardım ama bir unutmayı daha becerebilirmiyim, hiç bilmiyorum..”

 

                                                               *********

Boşandıktan sonra yazdığı “Bir aşk ancak eksiklikleriyle tam olur” yazısında güzel bir saptama yapmış. İlişkinin aşktan özgür ve ayrı bir süreç ve kimlik olduğunu keşfetmiş: “Bir kadın, bir erkek üstelik birbirinizi severken ortada koca bir boşlukta birbirinize bakabilirsiniz. İyi bir ilişki için önce o ilişkinin kendisine ihtiyacınız vardır çünkü.....Siz ne olduğunu bile anlamadan, hatta birbirinizi çok severken ilişkiniz sizi terk eder..Ben en çok ilişkileri kendilerini terketmiş çiftlere üzülürüm....”

 

Boşanma davasına girerken ve çıkarken el-ele tutuşmalarını sevgilerinin değil ama “ilişkilerinin” bittiğini mi gösteriyordu?

 

                                                                     ******

Bu çift ile yıllar önce yapılmış söyleşiyi bulup okuyorum..Ne kadar aşıklar birbirlerine..İlişkileri de mükemmel..Halbuki o gün de bu gün de aynı karakteri ve donanımı taşıyan insanlardır...Ama aşk öyle birşey ki, aşıklar birbirini istedikleri karaktere, duygulara, kimliğe büründürebiliyor.

Bu durumu bilmeyen yok ama aşk sırasında unutuluyor...

 

                                                                   ******

Birden bire, kadın yazarın eşini merak ediyorum. Sosyal paylaşım sitelerindeki ve gazetedeki yazılarını okuyorum..Ooooo! Bunlar nasıl ifadeler!

 

Anlıyorum ki bu iki insanın ve ilişkilerin  kopmasında elle tutulur başka nedenler olabilir. Kadınınkinden çok farklı bir anlayış, konum, dil,  düşünce yapısı, yaşamı kavrama biçimi...Bunları yazmıyacağım, meraklısı bulsun okusun diyorum.

Yalnız, Türkiye’de  bir yıldır süren “Futbolda şike” konusunda- ki çok şey ifade eder- tamamen zıt düşüncedeler. Bu konudaki tavır ve destekler bir insanın “tümünü” tercüme eden bir durumdur. İdeoloji ve siyasi parti farklılığı gibidir...

 

                                                                      *******

Boşanma sürecinin başında empati yaptığım kadın yazara, temel farklılıklar yerine  duygusal ve cinslerin bilinen değişik yapılarını öne çıkardığı için, daha mesafeli ve ölçülü yaklaşmaya başladım. Onbir yıldan sonra biten bu ayrılığı çok abarttığını, ilişkinin bitmesine de felsefik yorumlar yapmasını kendine zararlı buluyorum.

 

Kendini yorup parçalarcasına yaptığı duygusal yorumları da, birbirlerine tutku ve mutlulukla bağlı oldukları zaman diliminin sandığında saklasın..

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1769 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler