1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SÖYLEM YAYINLARI
SÖYLEM YAYINLARI

SÖYLEM YAYINLARI

Özellikle üretmek isteyen yazar açısından bir kolaylık sağladı… Yazarın okuyucuyla buluşmasını kolaylaştırdı

A+A-

 

 

Özellikle üretmek isteyen yazar açısından bir kolaylık sağladı… Yazarın okuyucuyla buluşmasını kolaylaştırdı

 

Tanju KONURALP

Bir ülkenin gelişmişliğinin en önemli göstergelerinden birisi de okuryazarlıktır. Ülkemizde bu anlamda oldukça yüksek bir grafik olduğu gerçeği ile birlikte, değerli yazarların oluşu da bu grafiğe apayrı bir boyut kazandırmakta. Bu nokta da, değerli yazarların emeklerini, düşüncelerini halka aktarmaları adına bir hareket başlatan Söylem Yayınları ve Söylem Yayınlarının misyonu hakkında, Ali Bizden ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Söylem Yayınları Direktörü Ali Bizden, yayın evinin ortaya çıkışı, amaçları ve yararları hakkında Adres Kıbrıs’ın sorularını yanıtladı.

Söylem Yayınları nasıl ve ne zaman hayata geçti?

Söylem Yayınlarının ideolojik doğuşu, ‘bu memlekette bir şey yapılmaz, yapsan da tutmaz’ veya ‘kültür yok’ gibi dışarıdan bakışın, toplumumuz tarafından kabulüne bir itiraz şeklinde oluştu. Aksine bizim ülkemiz oldukça değerli bir ülke. Ülkenin yetiştirdiği birçok değerli, araştıran, okuyan, yazan ve düşünen insanımız var. İşte bu noktada, Söylem Yayınları ve ideolojisi ortaya çıkıyor. Topluma empoze edilenin aksine, ülkenin yetiştirdiği bu değerli insanların üretmesi ve ürettiklerini paylaşabilmesi anlamında bir misyonumuz var. Bu misyonu üstlenerek, 2012 yılının ilk ayında yayın hayatına başladık.

Yayıncılık anlamında ciddi bir alt yapınız mevcut sanırım…

Evet. Ülkenin sayılı denilebilecek alt yapısına sahip matbaalardan birisiyiz aynı zamanda. Ticari bir müesseseyiz. Ancak başta belirttiğim gibi, sosyal bir sorumluluk da üstlenerek, mevcut altyapımızdan bu şekilde faydalanma kararı aldık. Geçmişte bir kitabın yayınlanması, özellikle yazar açısından büyük külfetti. Yazar kendi imkânları ile sponsorlar bulur ve bir kitabın yayınlanma sürecinde gerekli olan tüm evreler için kendisi uğraşırdı. Bu da yazarın haliyle yıpranmasına ve çoğu zaman da yazılan kitapların, taslak olarak raflarda tozlanmasına sebep olurdu. Şimdi durum değişti.

Bu gün yayıncılığın, özellikle sizin yarattığınız Söylem Yayınlarının farkı nedir?

Bu gün bir yazar, yayınlamak istediği kitap taslağı ile bize gelir. Burada tek bir çatı altında önce yazılan kitabın içeriği kontrol edilir. Kitap, Söylem Yayınlarının ilkelerine ve vizyonuna uygun görülürse, yayın süreci başlar. Editörler tarafından gerekli kontroller ve redakte işlemi yapıldıktan sonra, mizanpaj kısmına geçilir. Dünya standartlarında kapak tasarımları ve baskı işlemi gerçekleşir. Baskı işleminin ardından da kitap, gerekli satış noktalarına dağıtılır. Kısacası yazar, yalnızca fikirleri ve düşüncelerini ortaya koyduğu kitabı yazar, bizler de bu kitabın okuyucuya ulaşması sürecini gerçekleştiririz. Bu yazarlar açısından büyük bir kolaylık oluşturmaktadır. Ayrıca ve en önemli noktalardan birisi de, telif konusudur. Yazarlarımız, kitaplarının satışı üzerinden telif alırlar.

Ülkedeki yazar potansiyeli ne durumda?

Bahsettiğim gibi, ülkede bir özgüven revizyonu söz konusu. Toplum maalesef, kendi değerinin farkında değil. Ülkede çok ciddi bir entelektüel üretim var. Oldukça donanımlı insanlar ve ifadeler mevcut. Oldukça sağlıklı bir okuryazar ortamımız var. Söylem yayınları, ortak duygu ve değerlere sahip bu yazarları çatısı altında toplayarak, ülkedeki düşünce üretiminin herkes ile paylaşılmasını sağlayan bir köprü görevi görüyor diyebiliriz.

Bir yıllık yayın programı açıklayan ilk yayın evi olma özelliğiniz de var sanırım.

Evet, bir yıllık yayın programımızı açıkladık ve bu bir ilktir. Açıkladığımız programa göre ilk kitabımız Ocak ayında Ümit İnatçı’nın “Bakışma: Yapıt Okumaları” oldu. İkinci Kitabımız ise Şubat ayında Dr. Gürdal Hüdaoğlu’nun Maytap Çağı isimli çalışması olarak raflarda yerini aldı. Mart ayında ise Neriman Cahit’in “Pembe Marmara: Yitik Metinler” eseri okurlarla buluştu. Nisan ayında, Kani Kanol’un “Bir İstihbaratçının TMT Notları” adlı kitabını yayınladı. Mayıs ayında Birikim Özgür’ün Değişime Soldan Bakmak” isimli kitabı basıldı. Programın kalan kısmı ise şöyle: Haziran ayında Murat Tüzünkan ve Umut Koldaş’ın “İngiliz Gizli Belgelerinde Kıbrıs”, Temmuz ayında “Ulus Baker: Kıbrıs Muhabbetleri,” Ağustos ayında Mustafa Doğrusöz’ün ilk romanı “Adayı Sarsan Cinayet”, Eylül ayında gazeteci Mert Özdağ’ın “Kıbrıslı kim?”, Ekim ayında Doç. Dr. Ali Efdal Özkul’un “Kıbrıs’ta Evlenmek, Din Değiştirmek, Kahve İçip Yün Eğirmek”, Kasım ayında Ali Bizden’in “Kıbrıs’ın Rahmetli Markaları”, Aralık ayında “Dünya Nereye, Kıbrıs Nereye”… Bunların dışında, Hakkı Yücel’in iki kitabı ve Tiyatro Tarihi ile ilgili bir başka kitap da programa dâhil oldu.

Dağıtım konusunda Türkiye hedefiniz var mı?

Elbette. Şu anda Türkiye’nin ileri gelen dağıtım firmaları ile temas halindeyiz. Önümüzdeki aylarda, yazarlarımızın kitapları, Türkiye’deki kitap evlerinin raflarında da yerlerini alacak. Bu bizim için ayrıca mutluluk veren bir durum. Sesimizi ve kültürümüzü, Türkiye’nin okuyan kesimine ulaştırma şansımız olacak.

 

 

Bu haber toplam 739 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler