1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ŞOVEN HURAFELERLE DOLU BİR ÖYKÜ
ŞOVEN HURAFELERLE DOLU BİR ÖYKÜ

ŞOVEN HURAFELERLE DOLU BİR ÖYKÜ

FÜTÜRİST MANİFESTOLAR Özellikle son dönemlerde görünür ve hissedilir bir biçimde; AKP fütürist manifestoların paralelinde, giderek Kıbrıs’ın kuzeyinde tek muktedir olma arzusunu (UBP’nin de vizyonsuz, öngörüsüz, direksiz ve halktan kopuk pol

A+A-

 




FÜTÜRİST MANİFESTOLAR


Özellikle son dönemlerde görünür ve hissedilir bir biçimde; AKP fütürist manifestoların paralelinde, giderek Kıbrıs’ın kuzeyinde tek muktedir olma arzusunu (UBP’nin de vizyonsuz, öngörüsüz, direksiz ve halktan kopuk politikalarının (ya da politikasızlığının mı demeli?) yardımı ile) hızla hayata geçirirken;



BITABII...VE MAALESEF...



bir türlü beklenen düzeylerde ve içerikte derlenip toparlanamayan; ortak hedefler ve ortak vizyon konusunda güçlerini bir merkezde odaklayamayan; toplumumuza, sosyolojik yapımıza, ekonomik örgütlenmemize, eğitim ve üretim sistemlerimize, çözüm sürecine, çevre politikalarına, kamusal taşınır ve taşınmaz mal varlıklarımıza, ulusal sermayemize, emek dünyamıza, toplumsal değerlerimize, inanışlarımıza, ve hayatın her alanındaki tüm girişim ve yapılanmalarımıza yapılan saldırılar karşısında dağınık bir görüntü ve örüntü çizen; ve giderek Türkiye’deki egemen güçler ve “onların taşeronluğunu yapmaya hevesli UBP hükümetinin” oyunları ile neredeyse toplumsal muhalefetin bir "deve kuşu psikolojisi"ne bürünmesine yol açarak; ki bu da son dönemlerde parlamentoda 27 parmakla geçirilen yasalar karşısında  toplumsal muhalefetin görünürlüğüne sekte vurarak neredeyse bir “enkaza” dönüşme sürecine neden olmakta ve bu süreç de hızla devam etmektedir...


ALTERNATİF PLAN


Toplum, CTP hükümetinin 2009’da erken seçime gitme gerekçelerini geç de olsa görerek ve nihayetinde: “biz yaşadığımız bu süreçten bizi çekip çıkartacak alternatif bir plan isteriz” derken; toplumsal muhalefet: “henüz bir planımız yok ama, şimdilik genel yaklaşımımız ve vizyonumuzla yetinin, yakında güçleneceğiz ve o zaman alternatif planlarımızı ortaya koyacağız” diyorsa; ve henüz toplumu sokaklara döküp hareketlendirecek ve umudu yeşertecek gücü ve iradeyi gösteremiyorsa; sıkıntı ve dağınıklık bizleri daha da içine çekecek gibi görünüyor maalesef...



“Pilav değil ki, pişmeyince su katasın...” Plan bu...Bir toplumun var oluşunu ileriye taşıyacak ekonomik bir planın da ötesinde hem vizyon, hem de eylem planlarını içerecek bir stratejik planlama bu toplumun önüne konması beklenen ve istenen...


Kimilerine gore galiba “iman gücüyle” ve et-tırnak politikaları ve söylemleriyle bunları aşacaktık!...ki hala daha da böyle düşünenlerin planları dolaşıyor ortalarda...

 

Bakınız, “ortalığı boş bulan” UBP Hükümeti ve İktidar Bloku, geçtiğimiz hafta 2013-2015 ekonomik programı ile ilgili olarak ilk adımlarını attılar ve göstermelik de olsa sanki yeni döneme ait ekonomik planı ortak katılımcılık anlayışı ile yapacaklarının sanal görüntüsünü çizmeye çalıştılar...




TÜRKÜMTRAK KIBRISLI TÜRKLER!


Türkiye'li bazı siyasilerin bilimsel temelden uzak, genelleme şeklinde ve diyalektiği bile utandıran  öylesine “kaba” bir görüşleri var ki, o da şudur: Yüz yıllardan beridir bu adada yaşayan ve kimilerine gore “Öz be öz Türk olan” Kıbrıs'lı Türklerin "Türkümtrak" olarak değerlendirilmesi...



Öyle ki, "etik bakış" bir toplumun değerlendirilmesi için geçerli bir ölçüt değildir. Etik bakış, resmi bir görüş hâli almış Türkiyede; böyle bir yanlış üzerine kurulu Türkiyenin resmi Kıbrıs politikaları maalesef yıllardır.



Bilimsel, sosyal ve toplumsal gerçeklikleri dışlayan ve sonuçta ciddi toplumsal sorunlara yol açan bu sahteliklerin hepsinin de gerçeği ile değiştirilmesi gerekir.



YÂNI...

Çatışma hep zihinlerde, Türkiye'nin fiilî otoritesi ile Batı'nın hayali bireyi arasında yaşanmıştır. ÜLKE VE ÜLKE İNSANIMIZ HAYALİ OLANDAN UZAKLAŞTIRILDIKÇA İÇİNE KAPANMIŞ, FİİLÎ OLANA YAKLAŞTIKÇA KAOSLA TANIŞMIŞTIR.



Bu öykü yıllarca böyle sürdü ve halâ da sürüyor...



Alt yapısı ırkçı ve şoven hurafelerle dolu olan bu "öykü" nün sahipleri, yeri geldiğinde sol muhalefeti bile işin içine dahil etmeye çalışarak, 37 yılı aşkın süredir kendine göre "çözüm"ler üretiyor...



Bu öykü: “Milli bir ütopya”yı sürdürme siyasetidir...




Kıbrıs’a, Kıbrıslı Türklere, Kıbrıs sorununa, Kıbrıs’ın kuzeyine, Kıbrıs’ın kuzeyindeki toplumsal-ekonomik-sosyal-demografik her türlü yapılanmaya dönük olarak bakış açısı değişirse ancak, yeni bir gerçeklik doğar; aksi hamasettir, zamana oynayarak toplumu edilgenleştirmek ve hiçleştirmeye çalışmaktır, hegemonik davranmaktır...gerisi fasa/fiso...





 

Bu haber toplam 928 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler