1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SOS ÇOCUKKÖYÜ’NDE ANNE OLMAK
SOS ÇOCUKKÖYÜ’NDE ANNE OLMAK

SOS ÇOCUKKÖYÜ’NDE ANNE OLMAK

Kendi doğurmasa da 6 çocuğun annesi… 2 çocuğunu büyütüp evlendirince yaşam ve çocuk sevgisini SOS’te sürdürüyor

A+A-

 

Kendi doğurmasa da 6 çocuğun annesi… 2 çocuğunu büyütüp evlendirince yaşam ve çocuk sevgisini SOS’te sürdürüyor

 

* “SOS Çocukköyü’ne geldiğim andan beri çok mutluyum, değişik bir motivasyon içindeyim. Burada 24 saat çocuklarlayım”

“Burada onların annesi olmak için hissetmek lazım. Ben, evimde çocuklarıma nasıl davranırsam buradaki çocuklarıma da öyle davranıyorum. Onların fikirlerine her zaman önem veririm, isteklerini göz önünde bulundururum. Çocuklarımın özgür olmasını isterim. Kendi fikirlerimi empoze etmem. Aklımda daima onların çocuk olduğu var”

“Aldığımız eğitimler de çok önemli. Bence her annenin, hatta herkesin evlenmeden önce böylesi eğitimler alması lazım. Ben bunları daha önceden öğrenseydim, belki de çocuklarımı daha farklı yetiştirirdim”

Özgül GÜRKUT

Dünyadaki en harika, en onurlu, en güzel duygu “annelik” için, illa ki bir bebeği 9 ay 10 gün boyunca karnında taşımanın şart olmadığını ispatlayan bir anneyle tanıştım: Zehra Yılmaz Azizoğlu…

Zehra hanım, SOS Çocukköyü’nde 6 çocuğun yaşadığı bir evin annesi. Günümüzde 6 çocuklu ailelere çok ender rastlanırken, O, 5’i kız, 1’i erkek tam 6 çocuğa annelik yapıyor.

52 yaşında, evli ve iki yetişkin çocuk annesi olan Zehra Yılmaz Azizoğlu, Akovalı. Benim gibi birçok kişinin takdir ettiği güzel çalışmalarla tanınan Akova Kadınlar Derneği’nin ve Kadın Dayanışma Derneği’nin kurucularından, Akova Spor Kulübü’nde 4 yıl asbaşkanlık, köyde azalık yapmış. En güzeli de 45 yaşındayken içinde uhde kalanı gerçekleştirip, üniversiteye girmiş ve halkla ilişkiler diploması almayı başarmış!

Halk bilimi araştırmacılığı konusunda DAÜ’de eğitim alan, proje yazımı konusunda da bilgili olan ve birçok dernekte görevler üstlenen Zehra hanım, “Devamlı düşünen insanım. Gece uyurken uyanırım, aklıma bir şey gelir. Kalkar hemen yazarım. Ondan sonra gittiğim toplantılarda bu konuda konuşurum. Çocukken hep öğretmen olmak isterdim. Liseyi bitirdiğimde üniversiteye gitme şansım olmadı ve içimde kaldı ama 45 yaşımda üniversite sınavına girdiğimde köydeki birçok gençten daha yüksek not almıştım” diyor.

Pozitif enerji yayan Zehra hanım konuştukça, gökyüzündeki parlak yıldızlar gibi, zengin bir kişilik olduğunu anlamam için bir saatlik süre yetti. Tabi ki O’nu dinlemeye doyamadan ayrılsam da…

9 yaşındaki Fatoş, 8 yaşındaki Esma, 12 yaşındaki Simge, 7 yaşındaki Akile ve 10 yaşındaki Filiz ile ziyaret ettiğim sırada arkadaşında olan evin erkek çocuğu, anneleri Zehra hanımla mutlu bir evde yaşam sürüyor.

Kahvelerimizi yudumlarken, ardından Zehra hanımın kızlarıyla birlikte yaptığı pastayı yer ve meyve suyunu içerken paylaştığımız dakikalarda bu mutluluğa tanık oldum.

Anneleri mutfakta kahve yaparken sohbet ettiğim ve anneler gününde anneleri için bir sürpriz hazırlamayı planladıklarını söyleyen çocuklar, biyolojik anneleri olmasa da Zehra hanımla her şeyiyle normal bir aile düzeninde yaşıyor.

Uluslararası bir organizasyonun parçası olarak 1993’ten beri Kuzey Kıbrıs’ta da faaliyet gösteren SOS Çocukköyü’ndeki evlerin her birinin bütçesi var. Bu bütçeyle mutfak giderleri ve çocukların her türlü ihtiyacı karşılanıyor.

SOS Çocukköyü’ndeki bir evdeki yaşam, Kıbrıs’taki herhangi bir evdekine çok benziyor. Köydeki ortak kullanım alanlarıyla birlikte güzel bir altyapıya sahip olan evlerde yaşayanlar, gerek köy içinde, gerekse köy dışında sosyal faaliyetler yapabiliyor.

ÇOCUK SEVGİSİ

Eğitimler ve teyzelik süresiyle birlikte 1.5 yıldır SOS Çocukköyü’nde bulunduğunu; 4 aydır da annelik yaptığını belirten Zehra Yılmaz Azizoğlu, kızı ve oğlunu evlendirdikten sonra boş kalmayı istemediğini ve çocukları da çok sevdiği için çalışmayı tercih edip SOS’in münhallerine başvurduğunu anlattı.

DEĞİŞİK BİR MOTİVASYON

Birçok kursa katıldığını ve artık edindiği bilgileri kullanıp, paylaşmak istediğini belirten Azizoğlu, “SOS Çocukköyü’ne geldiğim andan beri çok mutluyum, değişik bir motivasyon içindeyim. Burada 24 saat çocuklarlayım. Çocuklarımı alır gezmeye giderim, onları kendi aileme de götürürüm ve hiç yabancılık çekmezler” diye konuştu.

Azizoğlu, SOS Çocukköyü’nde anne olarak ilk kez “anneler günü” yaşıyor. Her yıl yaptığı gibi annesini ziyaret edeceğini ve bu yıl da çocuklarla birlikte annesine gideceğini belirten Zehra hanım, şunları anlattı:

“ONLARIN FİKİRLERİNE HER ZAMAN ÖNEM VERİRİM… ÖZGÜR OLSUNLAR İSTERİM”

“Burada onların annesi olmak için hissetmek lazım. Ben, evimde çocuklarıma nasıl davranırsam buradaki çocuklarıma da öyle davranıyorum. Onların fikirlerine her zaman önem veririm, isteklerini göz önünde bulundururum. Yemek, giyim gibi konularda... Çocuklarımın özgür olmasını isterim. Kendi fikirlerimi empoze etmem. Aklımda daima onların çocuk olduğu var.

Aldığımız eğitimler de çok önemli. Bence her annenin, hatta herkesin evlenmeden önce böylesi eğitimler alması lazım. Ben bunları daha önceden öğrenseydim, belki de çocuklarımı daha farklı yetiştirirdim.

Şu anda çok deneyimliyim. Psikolojileri, davranışları, hastalıkları konularında çok şey öğrendik. Ben okula gider, öğretmenleriyle de görüşürüm ve öğretmenler bana diğer anne-babaların bizim kadar çok gitmediğini söyler. Okullarıyla ilgili bir problem gördüğümde öğretmenine, buradaki pedagoglarımıza sorarım.

Ben çocuklarımı büyütürken çok yalnızdım ve bazen ne yapmam gerektiği konusunda kararsız kalırdım. Ama burada yalnız değilim, bir ekibiz ve onlardan da yardım alırım.”

Zehra Yılmaz Azizoğlu, çocuklarıyla ilgili en büyük sıkıntıyı ödevlerini yapmadıkları, derslerine çalışmadıkları zamanlarda yaşadığını belirtiyor. Derslerdeki performanslarının düşmesi halinde çok üzüldüğünü; bunun dışındaki sorunları dert etmediğini anlatan Azizoğlu, çeşitli nedenlerle ailelerinden kopan çocukların buruk olduğunu ancak onlara her türlü desteği verdiklerini, onlarla konuşup her zaman doğruyu gösterdiklerini söyledi.

“Bence çocuklarımıza bizler örneğiz. Ben her zaman davranışlarıma dikkat ederim. Beni örnek almalarından da mutlu olurum” diyen Zehra hanım, çocukların olası anlaşmazlık durumlarında, tarafları iyi dinleyip tavır belirlemenin de önemine dikkat çekti.

Zehra hanım, zor bir görev üstlendiklerini ama tüm anneler gibi kendisinin de çocukları çok severek bu görevi sürdürdüğünü ve bu işi de tavsiye ettiğini anlattı.

Sabırlı olmanın önemini vurgulayan Zehra hanım, köyde teyzelik yaptığı dönemde tüm çocukları tanıdığını ve onlarla ilişkilerini de sürdürdüğünü belirtti.

Zehra Yılmaz Azizoğlu, çocukları okula gidince, birçok ev hanımı gibi komşularıyla kahve içmeye gidiyor veya onları evinde ağırlıyor.

Dürüstlük ve doğruluğa çok önem verdiğini, çocuklarına da daima bunları tembihlediğini söyleyen Zehra hanım, hedeflere ulaşmak için çok çalışmak gerektiğini vurguluyor.

“ANNELER KÖYÜN TEMELİ”

SOS Çocukköyü Fon Geliştirme ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Cemil Hafız ve Asistanı Seder Ertaç Dedeler de, köyde yaşam ve sistemi anlatırken, çok önemli işlevi yerine getiren köyde annelerin desteklenmesi gereğine vurgu yapıyor.

Köyün temelini anneler ve teyzelerin oluşturduğunu belirten Cemil Hafız, “Bir evi yuva yapan annedir” diyor.

9 aylık bir pratik ve teorik eğitimden geçirilerek köyde göreve başlayan annelerin ve teyzelerin çok zor bir görev üstlendiğine işaret eden Hafız, stres yönetimi konusunda da eğitildiklerini belirtiyor.

Şu anda köyde 0-16 yaş arasında 73 çocuğun; SOS Gençlik Evi’nde ise 37 gencin yaşadığını söyleyen Hafız, her evde bir anne, her iki evde de bir teyze bulunduğunu; gençlik evlerinde ise yaşam koçlarının görev yaptığını kaydediyor.

Peki, birçok güzel haslete, hele de toplumsal konularda duyarlılığa sahip Kıbrıs Türk halkı acaba SOS Çocukköyü için, bugünlerde yeterli desteği sağlıyor mu?

Cemil Hafız’ın yanıtı, toplumsal, siyasal ve ekonomik durumu da özetleyerek daha çok nakdi desteğe ihtiyaç duyulduğunu işaret ediyor. Toplumun rahat olmadığı zamanlarda yardımların yetersiz kaldığını belirten Hafız, “Son üç yıldır ciddi şekilde zorlanıyoruz” diyor.

“Kıbrıslılar malzeme ve hizmet olarak yardımı esirgemezler ama hayır kurumlarının daha çok nakdi bağışlara ihtiyacı var” diyen Hafız, 5 yıldır çalıştığı SOS Çocukköyü’nde 2008’deki global krizden etkilenen Kıbrıs Türk toplumunun köyü de etkilediğini, rahat olmayan toplumun yardımlarının da azaldığını söylüyor.

SOS Çocukköyü’nün kurulduğu 1993’ten beri stabl kalmadığını, sürekli büyüme planları yapıldığını anlatan Hafız, 6 evle hizmete başlayan köyün bugün 13’e sahip olduğunu ve bunların 12’sinin açık olduğunu ifade etti.

Köy bünyesinde bir de anaokula sahip olan SOS Çocukköyü, 2006’dan beri sürdürdüğü “aile güçlendirme projesi”yle, 135 çocuğa da aileleri yanında destek veriyor.

Planlarını inanarak yaptıklarını ancak kaynak gerektiğini, küçülmektense projeleri erteleme yoluna gitmek zorunda kaldıklarını anlatan Hafız, “Ancak toplum bu ertelemelere hiç hazır değil. Ertelenecek sorunlarla uğraşmıyoruz. Aksine bizim gibi kurum ve kuruluşların artması gerekiyor. Sırf alternatif bakım değil, çocuk haklarının ihlali, istismarı konusunda bilinirlik yaratmaya çalışan kurumların artması lazım. Son günlerde yaşanan olaylar, geldiğimiz noktayı gösteriyor” diye konuşuyor.

 


 

SOS ÇOCUKKÖYÜ

Uluslararası bir kuruluş olan SOS Çocuk Köyleri bugün 132 ülkede faaliyet gösteriyor. İlk çocukköyü, II. Dünya Savaşı sonrasında savaşın aileler ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini gören Avusturyalı Hermann Gmeiner adlı bir tıp öğrencisinin kişisel çabalarıyla başlattığı “1 Şilin Kampanyası” sonucunda 1949 yılında Avusturya’nın Imst kasabasında kurulmuş…

Kocaman bir aile olan SOS Çocukköyü’nü daha yakından tanımak isteyenler için: https://www.soscocukkoyu.org/

 

Bu haber toplam 1065 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler