1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. Sorunların Üzerinde Seçim Havaları Esiyor!..
Kutlay Erk

Kutlay Erk

Yazarın Tüm Yazıları >

Sorunların Üzerinde Seçim Havaları Esiyor!..

A+A-

 

Kıbrıs sorunu ve liderler ve BM ve AB ve Türkiye ve Yunanistan ve İngiltere… Soruna çözüm için ilerleyemiyorlar; tıkandı… Sebep? Güney Kıbrıs seçim havasına girdi, sam yelleri esmeye başladı; Güney’den bunaltıcı rüzgar…

Akıncı bezdi, “haçana-bir da aynı konuyu konuşacayık?!” der gibi yakınıyor; BM’nin mekik diplomasisi ile taraflar arasındaki farklılıkları yakınlaştırmasını istiyor. Pek bir ilerleme olamadığını söyleyen BM temsilcisi Eide, New York’a gidip Genel Sekreter’e durum raporu verecek; belli ki BM de yeni bir tavır veya yöntem arayışında… AB Kıbrıs’ın üyeliğinden pişman ama başka daha büyük dertleri var… İngiltere çıkacak, faşist ve AB karşıtı siyasetler diğer üye ülkelerde ilerleme kaydediyor; birlik havası gittikçe dağılıyor, çöl sıcağının bunaltıcı sam yeli AB’ye de ulaşmış… Kıbrıs için çabaya takat yok…

Türkiye referandum yorgunu; milyonlarca oy hokus – pokus yapılmış deniyor, kolay olmamıştır herhalde; bir de gel şimdi hem içerde hem dışarda hokus – pokus olmadığını anlat… Referandumdan sonra Türkiye’de siyasi hava, çöl sıcağının kumlu ve kavurucu ve bunaltıcı sam yeli gibi esiyor; 2019’da da ‘Reis’ seçimi var, kılıçlar çekildi bile. Kıbrıs sorunu görüşme süreci, sam yelinin estiği bu havada ıslık çalmak gibi…

Yunanistan, bir efsanenin sahtekar olduğunu yaşayarak öğrenme sürecinde; yeşertileceği vaat edilen ekonomi sahtekar efsanenin estirdiği kavurucu sam yelinin bunaltıcı havası ile kurumuş… Seçimler 2020’ye kadar bekleyemeyebilir… Bir de Kıbrıs sorunu mu?! Hayır, şimdi uğraşamaz… Yunan hükümeti kestirmeden “Türkiye garantörlüğü olamaz” diyerek süreci ötelemenin ve enerjisini kendi bunalımlarına yoğunlaştırmanın çabasında…

İngiltere’nin rüzgarı da sam yeli gibi ama onlar adını ‘Brexit’ koymuş; estikçe bunaltıyor, kavuruyor… Erken seçim kararı aldılar; İşçi Partisi toparlanabilirse, kendilerinin Gordon Brown ile yaşadığını, Theresa May’e yaşatabilir… Hava henüz dönmedi ama… Kıbrıs mı? Onlar da uğraşamaz şimdi…

Yani Kıbrıslı Türklerin ana sorunu olan Kıbrıs sorunu, etraftan esen seçim rüzgarları nedeniyle devam… Hele Temmuz’da adayı da, denizleri de doğal gazdan çıkacak kavurucu sam yeli yakacağa benziyor; Akıncı sürekli buna vurgu yapıyor, bir bildiği var herhalde…

Kuzey’in iç sorunları?!... Dağ gibi yığılıyor; Everest Dağı yılda iki santim yükselirmiş; Kuzey Kıbrıs’ın sorunlar dağı her yıl katlanarak yükseliyor… Olmadık şeyler, Kuzey Kıbrıs insanının bilmediği, tanımadığı, yaşamadığı şeyler oluyor… Kadın cinayetleri, tecavüzler, tacizler, uyuşturucu trafiği, kurşunlamalar, adam ve çocuk kaçırmalar, haraçlar, hırsızlıklar ve gemiden karaya ayak basar basmaz sarkıntılık ve taciz ve hırsızlık girişimleri aldı başını gider… Trafik can pazarı… Ekonomi kendi vahşi doğasına emanet… Doğa, vahşi insanlara emanet… Yönetenler?!.. Seçim havasında…

Belediyeler seçim yatırımında; ihale ilanları peşi sıra… Son üç yılda meymene – mesmene, şimdi fırtına… Aldığı suyu üç katı fiyatına satan belediyede çöpler toplanamasın?!… Her köyde panayır yapılsın, beldeler bakımsızlıkla malul olsun… Seçim var, sırası gelecek… Hükümet hepten meymene – mesmene, erken seçim olur veya olmaz sorun değil, meymene – mesmene olmaya devam… “Sorun elleme, seçim öncesi başına dert açma” halleri ile ne mevcut sorunlara, ne de her gün ortaya çıkan yeni sorunlara çare olmaya niyetli… Bakanlar partisinin örgüt başkanlarına yemek versin, faturayı da ‘izaz – ikram’ kaleminden ödesin… Başbakan kızının mezuniyet törenine şürekasıyla gitsin, faturayı maliye bütçeden ödesin… Yasa dışılıklar, usulsüzlükler, yolsuzluklar, rüşvetler ve daha bilumum uğursuzluklar ve siyasi ahlaksızlıklar gazetelerde çarşaf - çarşaf ifşa edilsin, tefrika edilsin, hükümet sessiz ve sakin ve ‘yolunda’ yürüsün… Mafya yaygın çalışsın, kara para aklansın…

Öğrenciler okullara gidemesin, et fiyatları el yaksın, Telekom ücretleri fahiş, servis kalitesi mafiş olsun… Mecliste trafik özel gündem yapılsın, bakanı oralarda olmasın… Sağlıkta doktorlar birbirine girsin, sistem daha da arap şaçına dönsün… İkinci iş kamu çalışanları arasında yaygın olsun ama sadece doktorlarınki güze batsın, öğretmenler ve diğerleri ikinci iş yapma yasağına karşı dokunulmaz özgürlüğünü tepe tepe kullansın… İhale yolsuzlukları ayyuka çıksın, millet birbirini rüşvetle suçlasın. Kaçak kat çıkan otelin sahibi mahkemede “bir şekilde bana izin verdiler” desin, kimse tınmasın… Sayıştaylık da arazi olsun… Eğitim keşmekeş, kalite düştükçe düşüyor; üniversitelere kayıt yapan birçok öğrencinin piyasada kaçak işgücü, gece kulüplerinde de konsomatris olarak çalıştıkları sırrını herkes bilsin… Türkiye’den gelen hormonlu yeşil sermaye Kuzey Kıbrıs sermayesini taşeron yapsın… Her hafta onlarca yeni vatandaş, eleştirene cevap da “kızdırma, istersem yüzlerce yaparım, on binlere bile çıkarırım” tehdidi…

Saymakla bitmez… Bu sorunlar neden kaynaklanıyor, neden çözülmüyor?! Sağ siyasetin cingözlüğünden… Sorunların ve sorunluların hepsi de onlar için seçim dışı zamanlarda servet, seçimlerde de oy kaynağı; alan memnun – veren memnun… Normal seçmenin önemli bir oranı da elindeki oy ile siyasetçi avcısı; kişisel isteğine ‘çare’ olana oyunu verme pazarlığında…

Nasıl düzelir?! Seçmenin oy basmasıyla siyasi avcılığı biterse düzelir, memleket de düzelir… “Kusura bakma kardeşim, söylemeye dilim varmıyor ama aslında kabahatın yarısı sende” demiş Nazım Hikmet… Seçmen ne seçerse, memleket onu biçer; siyasi namussuzluk yıllarca ekildi, halkın değerleri biçile biçile bugünlere gelindi… Kurular değil, yaşlar yandı… Şimdi Kuzey Kıbrıs insanı geleceğini göremiyor, medet umacak taraf da kalmadı… Dürüst siyaset cesur olamazsa, yozlaşmaya mahkumdur; dürüst siyaset TC hükümetleri karşısında direngen olamazsa Kuzey Kıbrıs için çare olamamaya mahkumdur…

Hele bir bitsin bu seçimler; Kuzey Kıbrıs’ın ve onun kaderini etkileyen tüm ülkelerin seçmenleri sağ duyu ile sol ve ilerici ve en önemlisi efsane sahtekar olmayacak dürüst siyasetlere görev verirse, her yerden esen sam yeli belki melteme dönüşür…

 

 

 

Bu yazı toplam 1275 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar