1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. Sorun Nicelik Değil Nitelik
Salih Sarpten

Salih Sarpten

Yazarın Tüm Yazıları >

Sorun Nicelik Değil Nitelik

A+A-

2019 yılı YKS yerleştirme sonuçlarına göre ülkemiz üniversitelerine ayrılan kontenjanların %57’si doldu. Bu oran geçen yıl %46 bir önceki yıl %53 idi. Kısacası yıllar arasında anlamlı bir değişiklik yok. Son 10 yılda yerleşen öğrenci sayısı ve kontenjanların doluluk oranlarına bakıldığında rahatlıkla görüleceği gibi mevcut yükseköğretim anlayışı yükseköğretime kalite getirmediği gibi niceliksel olarak anlamlı bir artışı da sağlayamadı… Zaten öğrenci sayısı üzerinden yükseköğretimi değerlendirmek anlamlı değil…

 

Daha anlaşılır bir şekilde söylersek; öğrenciler üniversitelerimizi tercih etmiyor. Hatta birçok üniversitelerimiz kimi programları sıfır çekiyor. Yani hiçbir öğrencinin tercih etmediği veya yerleşemediği programlar oluyor.

 

Öte yandan üniversitelerde bu işlerle ilgilenenler, %57’lik oran içindeki öğrencilerin tamamının kayıt yapmayacağı, büyük bir kısmının %25, hatırı sayılı oranda da %75 burslu olduğu hesapları yapıldığında üniversitelerin sürdürülebilir bir gelir elde edemeyecekleri kaygıları var. 

 

Peki, ama neden? Ya da soruyu şöyle soralım; bu kadar uğraşa rağmen neden yükseköğretimde işler iyi gitmiyor ve kaygı düzeyimiz her geçen yıl daha da artıyor?

 

Soruyu şöyle cevaplamaya çalışayım:

2019 yılı Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması sonuçlarına göre Türkiye’deki 188 üniversiteden sadece 31’i öğrencilerin beklentilerini üst düzeyde karşıladığını ortaya koydu. Rapordaki bulgular şöyle özetlenmiş:

  • Öğrenciler beklentilerine ulaşamamaktadır.
  • Derslerde öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğine odaklanılmamaktadır.
  • Öğrencinin kariyerine, gelişimine, akademik ve sosyal sıkıntılarını gidermeye yönelik destek sistemleri ve kültürü bulunmamaktadır.
  • Üniversitelerin işleyişleri öğrenci odaklı değildir. Üniversite yönetimleri öğrenci dostu değildir.

 

Bizim üniversitelerimiz için memnuniyet araştırması yapılıyor mu bilemiyorum (henüz böyle bir rapora ulaşma fırsatım olmadı). Ancak öğrenci ve öğretim elemanı görüşlerinin yer aldığı araştırma ve tezlerle karşılaştım. Buralardan okuduğum yorumlar yukarıdakilerinden çok farklı değildir.

 

Tercih edilebilirliğimizi artırmak istiyorsak, öğrenci sayısını değil başka olguları dert etmemiz gerekiyor. Yükseköğretimi gelir getiren bir sektör olarak görmekten, öğrenci simsarlarından ve kaliteyi dikkate almayan anlayışlardan kurtarmalıyız.

 

Ülkemizdeki her üniversiteyi, her programı birbirine benzeştirdik. Dünya sıralamasında ilk 1000’e, genç üniversiteler arasında ilk 200’e giren DAÜ ile apartman üniversitelerini, ABED akreditasyonu olan mühendislik programları ile alanında öğretim elemanı bulunamayan programları aynı kefeye koyduk.

 

Lafı dolandırmadan söyleyeyim;

  • Üniversiteleri, gelir getiren bir meta olarak görmeyen, bilimsel temeller üzerine kurulmuş herkes tarafından bilinen, şeffaf ve amacı anlaşılır bir yükseköğretim politikasına ihtiyacımız var.
  • Bilim yapmak, teknoloji üretmek neredeyse hiç konuşmadığımız şeyler. Oysa dünya “endüstri 4.0”, “toplum 5.0” kavramlarını tartışıyor. Üniversitelerimiz bilim yapmalı, toplumu dönüştürecek sosyal projelere öncülük etmelidir.
  • Üniversiteleri öğrenci sayısı olarak değil, kalite olarak büyütmeliyiz. Daha çok öğrenci, daha çok bina, daha çok para getiren kurumlar olma görüntüsünden çıkartıp, bilim kurumları haline dönüştürmeliyiz…

 

Bu yaklaşımların sürdürülebilir olmadığını görmeliyiz. Daha çok öğrenci kazanmak için yaptığımız her şeyin aslında nitelikli öğrenci sayısını azaltan temel bir gerekçeye dönüşmüş olduğunu görebilmeliyiz… Gerçek sorunun nicelik değil nitelik olduğunu fark edebilmeliyiz.

 

yuksekogretim.jpg


Yeni Nesil Öğrenme

Apple’ın Soruları

 

Dünyanın en yüksek piyasa değerine sahip teknoloji şirketlerinden Apple, ABD'de 2023 yılına kadar 20 bin istihdam sağlayacağını açıkladı. Apple'dan yapılan yazılı açıklamada, ABD'de doğrudan veya dolaylı olarak 2.4 milyon kişilik istihdam sağladığı vurgulandı.

 

Peki, Apple'ın iş görüşmelerinde adaylara sorduğu soruları tahmin edebilir misiniz? İşte o sorulardan bazıları:

 

  • İlginç bir problem bulun ve bunu nasıl çözeceğinizi anlatın.
  • Kendini anlat, seni ne meraklandırıyor?
  • Hayatında gurur duyarak yaptığın bir şey söyle.
  • Bir alçak gönüllülük örneği tarif et.
  • Tost makinesini nasıl test edersin?
  • Geçtiğimiz 4 yıl içinde en iyi ve en kötü gününüz hangileriydi?
  • 100 adet bozuk paranız var, 10 adeti tura, 90’ı yazı şekilde masanın üzerinde. Herhangi bir şekilde göremiyor, dokunamıyorsunuz. Hepsini eşit bir şekilde ikiye ayırmalısınız. Nasıl yapardınız?

apple.jpg


Bir Mesaj ve Bir Resim

Çözümü Görebilmek

Çözüm sandığınız şey, sorunun gerçek çözümü olmayabilir… Çoğu zaman gerçek çözümler çok uzakta değildir. Çözüm, çevremize bakabilmek, olanaklarımızın niteliklerini doğu olarak belirlemekten geçer.

cozum.jpg

Bu yazı toplam 989 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar