1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sonsuza Kadar 1 Mayıs
Sonsuza Kadar 1 Mayıs

Sonsuza Kadar 1 Mayıs

İşçi bayramı, bahar bayramı, Kıbrıs bayramı 1 Mayıs kutlu olsun! Güçlü ve yığın işçi hareketi olan bir ülkede kutlamak isterdim 1 Mayıs’ı...Henüz gerçekleştiremedim. Muradıma erinceye kadar “işçi sınıfı” eski niteliğini kaybetmez umarım

A+A-

 

 

İşçi bayramı, bahar bayramı, Kıbrıs bayramı 1 Mayıs kutlu olsun!

Güçlü ve yığın işçi hareketi olan bir ülkede kutlamak isterdim 1 Mayıs’ı...Henüz gerçekleştiremedim. Muradıma erinceye kadar “işçi sınıfı” eski niteliğini kaybetmez umarım. Görünen o ki, bu sosyal sınıf yeni bir ad alabilir. “Dürüst  Emekçiler, “Bilinçli Çalışanlar” gibi. Bilgi ve teknoloji çağında, her şey gibi işçi sınıfı da değişiyor. Entellektüel işçi sınıfından bile söz edebiliriz artık..

1 Mayıs sonsuza kadar işçilerin, emekçilerin bayramı olacak...

Diğer yandan Kıbrıs’ın AB bayramı olarak da tarihe geçmiştir.

Kıbrıs, bir bütün olarak, 1 Mayıs 2004 tarihinde AB üyesi olmuştur.

Aradan 8 yıl geçti. Bakalım o günlerde neler düşünmüş, neler yazmışım...

 

 

Yeni hayat

 

Bir büyük başarıyı elde edip, 1 Mayıs tarihinde AB kimliğine uyandığımız yeni hayatımızı sevindirmeyecek tatsız/tuzsuzluklar sürüyorsa da,

''evet'' diyenler mühürlerinden hiç de pişman görünmüyor.

Referandum sonuçlarını lastik gibi çekiştirme alışkanlıklarının içinde akla yatkın tek gerekçe olabilir. O da, evetlerin temelde sadece ve sadece  AB yurttaşlığı için verildiğidir.

 

Nitekim, sağ salim AB yurttaşı olabildik. En korkulu rüya, Papdopulos'un, kendi tarafında yaşamayan Kıbrıslıtürkleri AB kimliğinden engellemesiydi. Bizim tarafın bu konuda zaten beş paralık peyi vardı.

Maalesef görünen o ki, çözümcü ve çözüm karşıtlarından oluşanı hükümet yurttaşlarının AB kimliği taşıdığını telafuz etmekten çekiniyor. Bizim haklarımız, ''bireysel'' tabelasıyla küçümsediğinden olacak gündeme getirilmiyor.

Küçük işleri halletmeden büyükler ne zaman olmuş ki bu dünyada?

6 ay önce Lokmacı ve Zodya kapısı açılacak dendi. Rumların 6 kapı önerisine sinirlenildi. Şimdi Zodya açılacakmış da Rumlar karşı çıkıyormuş.

Neden? Kimse söylemiyor.

 

Hükümete ve siyasi partilere hatırlatmak yerinde olur. Burası, örnek alınan ülke yurttaşlarına hiç benzemez. Yönetilenler, en az idareciler kadar okumuş ve akıllıdır. Burda AB kültürü vardır, kimse kimseye tapıp da ''en doğru o söyler'' de demez, ''Allah devletimize zeval vermesin'' de demez.

Perde gerisinde ne varsa yurttaş farkındadır. Hükümet kurma ya da erken seçim hikayeleri de çözülmüştür. Çok kafa yormaya gerek kalmadan,  konuşmalardan her şeyi anlaşılabilmektedir. Acaba başka türlü anlaşılacağı mı düşünülmekte, yoksa siyasi konuşmalar, erken unutulacak kadar değersiz mi bulunmaktadır?

 

Neyse biz sade vatandaşlar olarak yeni hayatımıza bakalım! Hiç bir şey keyfimizi bozmamalı. Çünkü önümüz açık.

Hükümet, toplumsal haklarımızı almaya çalışsın, diyeceğimiz yok. Ama biz de AB yurttaşları olarak kendi haklarımıza sahip çıkmalıyız. Hükümetimizden de AB ülkelerindeki yönetim kriterlerini  istemek çok doğal. Bunu da mı Rum engelliyor?  

 

Yeni hayatımızda milli gelirin zıp zıp yükseldiğini, ekonomik canlanma sonucu hazineye para aktığını da saygıdeğer bakanlarımız ifşa etmektedir.

Çok zaman yok, bazı politikacılarımız, iki taraf arasındaki gelir uçurumunun kapanması için çok zaman gerektiğini söyler, bu sağlanmadan çözüm olmaz derdi. Görüyorsunuz, yarım yamalak serbestlikte bile gelirimiz ne kadar artmış..

Yeşil hat tüzüğü istendiği kadar küçümsensin, ölmek üzere olan bilumum toplum hayatını serum niyetine canlandıran en önemli değişikliktir. Hele hele turistlerin geliş gidiş yerinin sorulmaması ve bunun sadece bize yaramasını göremiyecek kadar da tatminsiz olmıyalım derim.

  

Resmi Kıbrıs politikası, bizim AB üyeliğimizi, Türkiye'nin adaylığı için ipotek vermiş gibi. Adaylığın üyeliğe üstün görüldüğü nerede görülmüştür?

Şimdi de AB devre dışı bırakılıp, BM'ye bırakılacakmış çözüm. Sivillerden çok farklı bir yol izleniyor anlayacağımız.

Resmiler, Türkiye ve BM'ye yaslansınlar ve bir yirmi yıl daha geçsin..

Yeni hayatı idrak edemeyenlerin anlamsız marazlarını bir kenara bırakıp, AB yurttaşlığını tam yaşamanın yollarını araştıralım.

 Bu vakitten sonra tek hamimiz var. O da AB dir.

 

 

19 Ekim 2004 Yenidüzen

                                                                   

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1843 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler