1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'SON 5-6 AYDA YAKLAŞIK 30-40 BİN KİŞİ ÜLKEYİ TERK ETTİ'
SON 5-6 AYDA YAKLAŞIK 30-40 BİN KİŞİ ÜLKEYİ TERK ETTİ

'SON 5-6 AYDA YAKLAŞIK 30-40 BİN KİŞİ ÜLKEYİ TERK ETTİ'

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

 

Ekonomi Sohbetleri’nde bu hafta KKTC Telsim Genel Müdürü Ahmet Ulubay ile birlikteyiz. Telsim’in 2 buçuk yıl öncesine göre %66 büyüdüğüne dikkat çeken Ulubay, pazar payının ise %36’ya ulaştığını belirtti. Yurt dışında okuyan gençliğin genellikle yurt dışında kaldığını ifade eden Ulubay, “gençler haklı. Buraya gelmeleri için önlerini açmanız gerekiyor” diyor. KKTC Telsim Genel Müdürü, iletişimin pahalı olmasının sebeplerini de sıralıyor sohbetimizde...  

 

“SON 5-6 AYDA YAKLAŞIK 30-40 BİN KİŞİ ÜLKEYİ TERK ETTİ”

 

 

Dilek ÖNCÜL

 

 

·        Yenidüzen: KKTC Telsim şu an ne durumda?

·        Ahmet Ulubay: Biz yeni yönetim ekibi olarak yaklaşık iki buçuk sene oldu bu göreve geleli. 2 buçuk sene öncesine göre yaklaşık %66 büyüdü şirket. Hem abone bazında hem gelir pazar payında %66’ya yakın bir büyüme söz konusu. O zamanlar pazar payımız yaklaşık %20 civarında iken şu anda abone bazında baktığımız zaman %36’ya gelmiş durumda. Tabii ki son senede bizim sektörümüzde özellikle resmi verilere göre bir küçülme var. Son 6-7 ayda da genel ekonominin getirmiş olduğu sıkıntılar nedeniyle bizim sektörde de küçülme var. Ama toplamına baktığımız zaman biz şirket olarak %66 büyüdük. Geçmişte bizim kendi içimizde yeteri kadar yoğunlaşamama veya bu şirkete veya Kıbrıs’a yeteri kadar vakit ayıramama gibi sebeplerden dolayı, bizim kendi hatalarımızdan dolayı, biz o durumlara gelmiştik ve bunu da düzelttik. O zaman zaten bir söz vermiştik. Biz özür dileriz demiştik. Biz rekabeti getireceğiz bu adaya, bu bizim kabahatimizdir dedik ve rekabeti de getirdik. Dikkat ederseniz son iki senedir abonelerimiz veya genel olarak bizim abonemiz olsa da olmasa da tüm GSM kullanıcıları son derece memnunlar çünkü daha öncesine göre aynı parayla veya daha az parayla daha fazla konuşmaya başladılar. Bu da tabii ki Telsim’in getirmiş olduğu rekabet sayesinde gerçekleşti. Ben Kuzey Kıbrıs Türk Halkı’na çok teşekkür ediyorum, karşılık verdiler ve bizi bu günlere getirdiler. Tarifelere bakacak olursak; veri iletişimini sağlayan 3G üzerinden İnternet erişimini sağlayan data hatlarında faturalıda faturasızda, bunların kampanyalılarında, tarifelerinde  en avantajlı, en uygun fiyata, en uygun koşullarda hizmeti sunan firma yine biziz. Burada tabii ki en uygun oluyorsunuz diye hemen Pazar payını alacaksınız diye bir şey yok, gayet doğaldır. Ama biz en uygun şartlarda sektörümüzün dünya standartlarında vermiş olduğu tüm hizmetleri adamıza getirmeye çalışıyoruz. Sektörümüzdeki bu hareketliliğin de zaten farkındasınızdır son iki senedir. Bir çok kesim, gerek kamu tarafında olsun gerek özel sektör tarafında olsun bu teşekkürü zaman zaman bizlere dile getiriyorlar. Biz de kendilerine teşekkür ediyoruz.

 

“İLETİŞİM PAHALI...”

 

·        YD: Ülkemizde iletişim pahalı mı? Diğer ülkeler, Türkiye ve Güney’le kıyaslayınca farkı ne?

·        Ulubay: Pahalı... Şimdi abone şikayet ediyor. Müşteri diyor ki niye işte Türkiye’deki gibi, Avrupa’daki gibi, Güney’deki gibi ucuz değil. Bunun bir tane sebebi yok, bir kaç tane sebebi var. Birincisi; bu ülkenin en büyük problemi nüfus. Bu sadece bizim sektör için değil tüm sektörler için geçerli. Bu ülkede üretimin gerçekleştirilebilmesi için nüfus yeterli değil. Aldığımız bilgilere göre, son 5-6 ayda yaklaşık 30-40 bin kişi ülkeyi terk etti. Bu ekonomiye ciddi darbe vuruyor. Ekonomideki o dinamikliği yavaşlatıyor, o döngüyü kısıtlamaya başlıyor veya döngünün çarkını küçültmeye başlıyor. Bugün kamuda, özel sektörde çalışan olsun veya kendi iş yeri olsun işletmelerin hepsi şikayetçi. Niye? İş yok. Bu böyle olunca bizim sektörde birim maliyetlerimiz yükseliyor. Bugün bir BTS(Base Transceiver Station) Almanya’da da alsanız 150 bin Euro’ya mal oluyor, buraya da getirseniz yine 150 bin Euro’ya mal oluyor. Ama Almanya’da, Türkiye’de veya İngiltere’de bir BTS’den bin kişi-iki bin kişi bir bölgede faydalanırken, bizde faydalanıyor 50 kişi. Az kullanıldı diye ömrü bizde daha mı farklı oluyor? Hayır. Bizde de işte beş senelik ömrü varsa orda da beş senelik ömrü var çünkü ömür bir arabanın yolda kalana kadar gitmesi değildir iletişimde. Teknoloji çok hızlı yenilendiği için sürekli yenilemeniz gereken şeyler var. O zaman bizim birim maliyetlerimiz yükseliyor. İkincisi; ülkede üretim yok, her şey ithal. Türkiye yakın, bir çok şey ordan geliyor. Karşılaştırdığınız zaman bazen %40, bazen % 60, %100 fiyat farkı. Toptancıya gidiyorum, perakendeciyi suçluyor. Perakendeciye soruyorum, toptancıyı suçluyor. Birileri çok aşırı kârlar elde ediyor. Bu da birim maliyetleri yükseltiyor. Bunları da göğüsleyebilirsiniz eğer nüfusunuz artarsa, bir milyona yaklaşırsa. Ama o da yok. Bir diğer sebep, vergiler… Ada koşullarına göre yüksek. Tabii inşallah daha fazlası gelmez, vergi veya başka bir isim altında. Bu bizi zora sokar. İletişimi pahalılaştırır.  Güneye gidin bizim sektörde sadece KDV var. Bizde KDV var, Hazine Payı var… Biliyorsunuz düzenleyici kurulumuz kuruldu, şu anda bütçe görüşmelerini yapıyorlar. Bizi düzene soksun, bize yol gösterici olsunlar, bizi denetlesinler ve halkımıza da bilgi versinler. Ama umarız daha fazla vergi yükü getirmezler. Getirirlerse bu da yine tüketicilerin sırtına yük olur. Bizim daha fazla konuşmayı özendirmemiz lazım, az konuşmayı değil. Vergileri düşürerek daha fazla tüketimi veya daha fazla dışarıdan yatırımcıyı, turisti buraya çekmek lazım ki birim bazında az kazananırız ama toplamda fazla kazanırız, buna bakmak lazım. Bizim sektörde zam yok. Ama her şeye var. O zamanlar fiyat yüksekti biz aşağıya çektik. Ancak düzenleyici kurulumuz veya ilgili kuruluşlarımız bu vergileri aşağıya çekmekte bize yardımcı olmazlarsa biz zam yapmak zorunda kalırız. Bir de çok fazla bürokrasi var. Ada koşullarında bazı şeylerin daha kolay olması lazım, hızlı yürümesi lazım. Bürokrasiyi azaltmak gerekiyor.

 

 

“TICARET HAYATI; HER TÜRLÜ BIRLEŞME OLABILIR…”

 

·        YD: Eğer çözüm süreci yaşansa ve Ada genelinde iletişim imkanı olsa nasıl olur?

·        Ulubay: Çok da zor bir şey değil, düzenleme yapılabilir. Güney’deki veya Kuzey’deki her operatör de Ada’nın her tarafında iletişim yapmaya veya bu hizmeti vermeye devam eder. Yeter mi hepsine, yeter. Şu anda yetiyor, o zaman da yeter yani. Ne olur; fiyatlar, biraz da maliyetler aşağıya düşmeye başlar. Ha birleşmeler olabilir mi? Ticaret hayatı; her türlü birleşme de olabilir.

 

“HERKES KISA VADELI DÜŞÜNÜYOR”

 

·        YD: Ülkede alınan mali tedbirler sizce yerinde mi? Özelleştirmeye nasıl bakıyorsunuz?

·        Ulubay: Özelleştirmeye hiç kimse karşı değildir ama önemli olan içeriktir. Kimi Kamu İktisadi Teşebbüsleri vardır, zarar getiriyordur devlete, bunu bir liraya da özelleştirebilirsiniz. Ben şahsi olarak buna bile karşı değilim. Ancak… Bir liraya özelleştirirken bir takım  kurallar koyarsınız. Dersiniz ki beş sene içerisinde şu kadar yatırım yapacaksınız. Beş sene çalışanların şu kadarını çıkartmayacaksınız, çalışanlara dokunmayacaksınız. İstihdamı beşle on sene arasında şu kadar arttıracaksınız. Bu fabrikayı kapatmayacaksınız veya işletmeyi, neyse. Yoksa 100 liraya sattım 60 lira değeri vardı, kâr elde ettim, yani kısa döneme bakmamak lazım. Benim gördüğüm kadarıyla, kamu için söylemiyorum bunu genel olarak Kıbrıs için söylüyorum, bireyselden şirketlere kadar, herkes kısa dönemli düşünüyor. Kısa dönemli düşündüğünüz zaman kaybedersiniz. Bizim çalışanımız maaşını daha ayın biri olmadan 30-31’inde alır. Düşünmez bile maaşı yatacak mı diye, öyle bir ihtimal yok bizde. Sigortası, SSK’sı neyse ondan ödeniyor. Özel sigortası vardır, sadece kendisinin değil tüm ailesinin. Hayat sigortası vardır. Bir sürü imkanı vardır ama şu karşıdaki x ticaret, diyelim ki burada 2000 lira maaş alıyor, o 2100 lira versin oraya gidiyor. 100 lira için gidiyor. Benim anlatmak istediğim bu. Herkes kısa vadeli düşünüyor. Tabii ki kamuda beklentilerimiz uzun vadeli projeler geliştirerek uzun vadeli yatırımlar yapılmasıdır ancak burada önemli olan bir diğer konu da halk bu kadar sabırsızken iktidar bunu nasıl gerçekleştirecek. Halkın da biraz sabırlı olması gerekiyor. Her şey bir birine bağlı, zincirleme. Planlı ve programlı bir şekilde bir hedef koyarak herkesi o hedefe kilitlediğimizde yapılmayacak bir şey yoktur.  Ancak bunu başarabilmek için bir şey daha eklememiz gerekiyor; disiplin.

 


 

 “Türkiye’den getireceğimiz bir personelin maliyeti bize %70 daha fazla”

 

 

·        YD: Şu an çalışan kaç kişi var? Yerli istihdam oranı ne?

·        Ulubay: Biz istihdam konusunda da %36 civarında büyüdük. 90 kişi falandı, şu anda 136-140’a yaklaşıyoruz. Bu sadece bizim kendi bünyemizde çalışanlar, bayilerde çalışanları saymıyorum. Yerli istihdam konusunda ben çok sıkıntılıyım. Şöyle ki; bir takım aksaklıklardan dolayı biz Ada’da kalifiye eleman bulamıyoruz. Ama %85 üzerinde yerli istihdam yapıyoruz oran olarak. Biz hep Kıbrıslı, yerelden istihdam etmeye çalışıyoruz, niye? Bugün Vodafone’a gidin, Vodafone, yerelde bir müdürü koymayı tercih eder ve haklıdır da. Ben de Vodafone’un üst düzey yöneticilerinden biri olarak bunu tercih ederim. Ancak yok. Türkiye’den biz niye adam getirelim. Türkiye’den getirdiğimiz adamın bize maliyeti yerelde alacağımız arkadaşın maliyetinin yaklaşık minimum %70 daha fazlası. Üst düzey yönetici getiriyorsanız bunun maliyeti daha yüksek. Ama bakın tekrar söylüyorum -bilgi ve yetkinlik- aynı olması lazım. İki tane arkadaş var; biri yerelde bana 100 liraya mal olacak, biri dışardan getirteceğiz-Türkiye veya başka bir yerden hiç fark etmez- bunun maliyeti inanın 180-190 liraya geliyor. Ben niye maliyetlerimi arttırayım ki bu arkadaşı tercih edeyim. Ben kendimi Kıbrıslı olarak hissettiğim için, Kıbrıs’ı çok sevdiğim için ve şu dışarıdaki gençlerimizin bundan 30-40 yıl sonrasını az ya da çok görebildiğim için bu nedenle onlara acıdığım için ben bunu her yerde dile getiriyorum. Kariyer günlerinde de dile getiriyorum, kamuda da dile getiriyorum, bakanlarımıza da söylüyorum, her platformda söylüyorum: Yazık. İnsan kaynakları müdürümüz üç ayda yaklaşık 400 kişi ile görüştü. Kaç kişi aldık içinden; 3-4-5. Yazık... Üniversiteyi burada veya dışarıda okumuş fark etmez, Kıbrıslı olup da burada çalışmak ülkesinde bulunmak istemez mi? Yok mu? Var. Nerdeler? Türkiye’de, Avustralya’da, İngiltere’de. Geliyorlar mı? Gelmiyorlar. Niye gelmiyorlar diye dahi soramam. Haklılar. Çocuklar haksız değil. Önlerini açmak lazım, onlara alan yaratmak lazım, imkan yaratmak lazım. Yoksa potansiyel yok değil, var.  Okuyan zehir gibi çocuklar var. Ama siz onun önünü açacaksınız. Bu işte eğitimdi, devletin önünü açmasıydı, özel sektör falan, hepsinin kombinasyonu bir şey. Ama birilerinin bunu koordine etmesi lazım.

 


 

 “Kuzey Kıbrıs halkına daha iyi hizmet verebilmek için önümüzün açılması gerekiyor”

 

·        YD: Ekonomideki daralma iletişim sektörünü de etkiledi mi?

·        Ulubay: Son uygulamalardan sonra yaklaşık 40 bin kişi ülkeden gitti deniliyor. Burada bizim abone bazımız azalmaya başlıyor. Dolayısıyla direkt olarak gelirlerimize etki ediyor. Biz bunu hemen ilk ay görmeyiz ama ikinci üçüncü ayda hissetmeye başlıyoruz. Sadece bizde değil rakipte de aynı şekilde. Olumsuz etkiliyor tabii ki. Bir taraftan geliriniz azalıyor, kârlarımız azalıyor, nüfus azaldığı için, çark daraldığı için. Diğer taraftan hayat pahalılığı var. Enflasyon yaklaşık %11-12’lerde geçen sene için konuşacak olursak. Kârınız azalmış, çalışan mutsuz. Minimum %12 zam bekliyor. Bunu yapamıyorsunuz. Çünkü sizin geliriniz yok. Yani inanılmaz bir kısır döngü içerisinde oluyorsunuz. Tüm zorluklara rağmen; elde olan veya olmayan sebeplere rağmen biz Kuzey Kıbrıs halkının, develetimizin, tüm kamu kuruluşlarımızın, özel sektörümüzün herkesin yanındayız. Desteğe ihtiyaç olan sivil toplum kuruluşlarımızın, engelli engelsiz tüm gençlerimizin, tüm çocuklarımızın yanındayız. Her zaman da yanında olmaya devam edeceğiz. Dileğimiz, Kuzey Kıbrıs halkına ve tüm bu bahsetmiş olduğum kesimlere daha iyi hizmet verebilmek için önümüzün açılması. Ben ümitliyim, olmayacak bir şey yoktur. Biraz daha zaman diyorum. Rekabeti getirdik. Daha uygun  koşullarda daha iyi hizmetleri vermeye devam edeceğiz. Bize güvenmeye devam etsinler. Verdiğimiz sözleri bugüne kadar kendi alanımızda tuttuğumuza inanıyoruz. Bundan sonra da tutmaya devam edeceğiz.

 


 

bir cümleyle

 

Ekonomi: Hayat, güç

Para: Araç

Borsa: Sanal alem

Döviz: Risk

İktidar: Siyaset

Ticaret Odası: Günay Çerkez

Medya: İnsanımızın Sesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1132 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler