1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Sol’u yerden yere vurmak
‘Sol’u yerden yere vurmak

‘Sol’u yerden yere vurmak

Kıbrıs Türk sol hareketinin ‘yetersiz olduğu’, ‘üretken olmadığı’, ‘alternatif politikalar ortaya koyamadığı’ yönünde eleştiriler yapılıyor. Bu eleştirilerin bir kısmında haklılık payı vardır. Zaten ‘eleştirel

A+A-

 

 

Kıbrıs Türk sol hareketinin ‘yetersiz olduğu’, ‘üretken olmadığı’, ‘alternatif politikalar ortaya koyamadığı’ yönünde eleştiriler yapılıyor.

Bu eleştirilerin bir kısmında haklılık payı vardır. Zaten ‘eleştirel’ olmayan, ‘yenilenme’den uzak duran bir sol hareket düşünülemez.

Solun felsefesine göre ‘değişmeyen tek şey değişim’ değil midir?

O yüzden sürekli değişim, sürekli yenilenme, sürekli teoriyle pratiğin gözden geçirilmesi solu diğer siyasal hareketlerden ayıran önemli bir özellik olmalıdır.

Aksi halde tutucu, totaliter, hantal bir yapı ortaya çıkar ki bunun da sonucu ‘statüko bekçiliği’nden başka bir şey değil.

**

Kıbrıs Türk sol hareketini eleştirir ve yetersizliklerinden söz ederken, nesnel koşulların hesaba katılmasında fayda vardır.

Nedir nesnel, yani Kıbrıs Türk solunun dışında olup biten gerçekler?

Kıbrıs Türk sağının pozisyonu ‘nesnel’ bir durumdur.

Kıbrıs Rum solunun pozisyonu ‘nesnel’ bir durumdur.

Türkiye solunun pozisyonu ‘nesnel’ bir durumdur.

Dünyadaki gelişmelerin ve dünyadaki sol partilerin pozisyonu da ‘nesnel’ bir durumdur.

Kıbrıs Türk solu, başta yukarıda sayılanlar olmak üzere tüm bu ‘nesnel’ durumların da etkisiyle bir pozisyon almakta, vizyon ve misyon ortaya koymakta, politika geliştirmektedir.

Yoksa Kıbrıs Türk solu ‘tek başına’ değildir!

**

Çok kısa sayılabilecek bir ‘partili yaşam’ı vardır Kıbrıslı Türklerin… İngiliz yönetimi, 3 yıllık Kıbrıs Cumhuriyeti denemesi ve sonrasında yaşanan 10 küsur yıllık BEY Yönetimi’nin ardından kurulan KTFD ve KKTC pratiğinde Kıbrıs Türk solunun üslendiği misyonu ve işlevini tahlil ederken o günlerin ‘nesnel’ koşullarını akılda tutmakta fayda vardır.

İngiliz Sömürge döneminde Kıbrıslı Türk ve Rum emekçilerin sendikal örgütlenmedeki başarı öyküleri ve gördüğü baskılar, öldürülen ve sürgüne gönderilen sendikacıların unutursak eğer, solun o dönemdeki rolünü algılamış olmayız.

Dünyanın ‘soğuk savaş’ı yaşadığı dönemde ve ‘Bayraktarlık-Elçilik-Yönetim’ idaresinde ve siyasal parti kurmanın yasak olduğu dönemde CTP’nin kurulduğu gerçeğini anımsamazsak eğer, solun o dönemde yaptıklarını idrak edemeyiz.

Faşizmin kol gezdiği koşullarda ’1968 kuşağı’nın topluma getirdiği aydınlık düşünceleri ve mücadele ruhunu es geçersek eğer, tarihsel yanılgıya düşeriz.

Türkiye’nin buradaki işbirlikçileriyle beraber yaptığı her türlü müdahaleye ve yok edici tavırlara karşı ister CTP’nin ve TKP’nin, ister KTÖS ve diğer sendikal hareketlerin yürüttüğü zorlu mücadeleyi ‘kolay’mış gibi algılarsak eğer, ‘sol’un yaptıklarını yerli yerine oturtamayız.

Kıbrıs Rum solunun kritik dönemeçlerde oynadığı statükocu roller ve aldığı kabul edilemez kararları es geçersek eğer, Kıbrıs Türk solunun başta ‘federal çözüm’ olmak üzere bu topraklarda barış için verdiği mücadelenin meşakkatini anlamak mümkün olmaz.

Türkiye ‘derin devleti’nin Kıbrıs’ta oynadığı başat rolü görmezden gelirsek eğer, Kıbrıs Türk solunun ‘herşeye rağmen’ başardıklarını görmekte zorlanırız elbet…

Ve hükümete geldiği dönemlerde Kıbrıs Türk solunun gerek çözüm, gerekse sosyal refah ve demokrasi adına attığı, atmaya çalıştığı adımları yok farz edersek eğer, haksızlık etmiş oluruz.

Solun yetersizlikleri, yanlışları, güçsüz yönleri vardır ve bunların tamamlanması gereklidir.

Ancak bunları önerir ve eleştirirken, solu ‘hiçleştirme’ye/’aynılaştırma’ya/’etkisizleştirme’ye’ çalışanların ekmeğine yağ sürmeyelim.

Kıbrıs Türk solu, onca nesnel olumsuzluğa rağmen birçok başarıya imza atmıştır çünkü…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 800 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler