1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. 'Sollaşan sağ' ve yeni dönem
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

'Sollaşan sağ' ve yeni dönem

A+A-

 

Bu güne kadar özellikle CTP'nin ortaya koyduğu birçok politik duruşun siyasetin geneline yayıldığını görüyorum.
Öylesine bir yayılma ki bu; örneğin artık UBP lideri ‘Türkiye'nin dayatmalarına karşı olduğunu’ açık yüreklilikle söyleyebiliyor.
Eskiden Türkiye'nin dayatmalarına karşı durma noktasında siyasette yalnızdı CTP.
Hatta kimi zaman “Türkiye karşıtı” olarak da anıldı.
Hatta “Rumcu”…
Ve dahası…
Şimdi bakıyorum da, özelikle sağ partilerin kullandıkları argümanların tükendiği bir döneme girdik.
'Vatan Millet Sakarya' işleri artık prim yapmıyor.
Bayrak edebiyatı tutmuyor.
Toplumun çok büyük bir kesimi bu tarz siyasetlerin tükendiğinin farkında…
Sadece toplum değil, sağ cenahtan kimi liderler de bu ‘yeni’ durumu görebiliyor.
                                                             

***

Mesela UBP lideri Hüseyin Özgürgün…
UBP’de Eroğlu'ndan sonra başlayan Özgürgün döneminde gözle görünür bir politika değişikliği olduğunu söylemek güç değil…
Özgürgün'ün ağzından “Bir karış toprak vermeyiz” lafını duyamazsınız örneğin.
Ya da aşırı milliyetçi söylemler işitemezsiniz.
Değişen konjonktürün farkında olan Özgürgün'den “Türkiye dayatma yaparsa bırakırız” sözünü duyabilirsiniz mesela.
Güneydeki DISI ile çözüm için ortak komite kurulması kararını da bu sayfaya kaydedebilirsiniz.
Bu anlamda baktığımda ben UBP'deki değişimin yerinde ve anlamlı olduğunu düşünüyorum.
He ne kadar hala içinde aşırı milliyetçi unsurlar taşısa da ‘UBP’nin dili’ değişim gösteriyor.
Aynı şekilde DP’nin de…
                                                            

***

Zaman zaman yalpalasa da Serdar Denktaş'ın ağzından bu güne kadar sol partilerin kullandığı cümleleri duymak imkansız değil.
“TC Yardım Heyeti kapatılsın” sözleri de DP adına değişime dem vuran sözler olarak kayda geçirilebilir.
UBP'deki gibi olmasa da DP'deki söylem değişikliğinin filizlenmeye başladığını söyleyebiliriz.
Bu filizlerin zamanla çok büyümediğini, kuruduğunu, sonra yeniden filizlendiğini görüyorum tabii.
Sağ cenahta ‘sol dili’ kullanarak yer bulmaya çalışan Özersay da bu 'yeni kefeye' konabilir.
Eğer dikkatli takip ederseniz sol değerleri, yalancıktan da olsa bir sistem eleştirisi kullanarak sağ siyasette yer edinmeye başladığını görebilirsiniz.
Üstelik ‘herkese’ hitap eden bir dille…
Sağ tandanslı kişilerdeki tüm bu söylem değişimlerin tek bir nedeni var.
Denktaş dönemiyle başlayan içe kapanma, statüko döneminin artık son bulması gerektiği fikri…
Artık herkesin bu sistemin bu şekilde sürdürülemeyeceğini anladığını görüyorlar.

Ve yalan da olsa, inanmadan da olsa, sağ cenahın liderleri de bu tespitin varlığından haberdar.
Yani ellerindeki tüm argümanların tükendiğinin farkında hepsi.
                                                             

***

Peki sağ böyleyken, sol için çıkış yolu nedir?
Çıkış yolu bellidir dostlarım…
Çıkış çözümdür, statükonun sonlandırılmasıdır, sivilleşmedir.
Ve bunun öncesinde de sol partilerin alternatif sol siyasetleri çok daha ileriye taşıması gerekliliği elzemdir, hükümette olsun ya da olmasın…
Sağ da 'sollaşmışsa' eğer, solun kendi değerlerini daha da belirginleştiren siyasetleri hayata geçirmesi şarttır.

Her bireyin günlük yaşamına dokunan, “iyi ki varsınız” dedirten siyasetleri.
Emekten yana, az gelirliden yana siyasetleri…
'Su krizi'nin aşılmasının ardından başlayacak performans, her şeyi ters düz etmelidir bence.
Başka yolu yok…

---------------------------------------------------------------------------------------


Bölgecilik biter, bitecek

Her şey de kötü değil…
Memlekette iyi şeyler de oluyor.
Mesela yeni yasalar yolda.
'Seçim ve Halkoylaması Yasası' meclis komitesinde görüşülüyor.
Hükümetin 'takvimlendirilmiş' programında 'ilk 9 ayda yapılacaklar' listesinde yasa…
Ama çok daha erken yasalaşması kuvvetle muhtemel.
En önemli özelliklerinden biri, yasayla TEK BÖLGE seçim sistemine geçilecek olması.
Artık ‘bölgesel gombina’ dönemi kapanacak anlayacağınız.

Tek bölge…
Seçilecek vekil elbette yine Lefkoşa, ya da Girne milletvekili olacak ama.
Tüm ülkeden oy alacak.
Yani çarşaf liste dedikleri olay.
Tek liste…

Faydası ne olacak bu yeni yöntemin?
Bir kere seçimlerin sonrasında oluşacak kabinelerde 'bölge dengesi' aranmayacak.
Zira bu sözde denge nedeniyle bakanlığın içeriğiyle ilgili-ilgisiz bakanlarımız oldu bunca zaman.
Bakan olan milletvekili kendi bölgesine özel önem göstermek zorunda kalmayacak, çünkü seçim bölgesi artık sadece o bölge değil, memleketin tamamı…
Aynı şey vekillik için de geçerli.

Partilerde 'liste' gombinaları azamiye inmiş olacak bir de.
Ve en ilginci artık medya çok daha anlamlı, çok daha kullanılır olacak siyasiler için.
Zira memleketin tamamından oy alması gereken siyasetçinin artık medyayı kullanarak herkese kendini anlatma gibi bir derdi, bir gailesi olacak.
Memleketin tamamına kendini kabul ettirmiş siyasetçilerimizi artacak bu yeni durumla.
Neresinden bakarsanız bakın, tek bölge seçim sistemi demokrasimize fayda sağlayacak, birçok tabuyu yıkacak.
Bu açıdan baktığımda yeni yasayı olumlu ve elzem olarak görüyorum.
Umarım en kısa sürede yasalaşır.

----------------------------------------------------------------------------------

Şu eğitim meselesi…

Devlet okulları yine tartışma konusu.
Başbakan bir açıklama yaptı, kimilerinde aman efendim ne tepki, ne tepki…
Yani yalan mı söyledi Başbakan?
Niye kızıyoruz ki?
Ha evet, Kıbrıs'ın kuzeyinde doğruyu söylemek artık güç.
Herkese “siz iyisiniz, süpersiniz” demek lazım (!)
Evet, özel okulların devlet okullarından çok daha iyi olduğu bir gerçek!..
Ne var ki bunda?

Gerçekle yüzleşmeden sorunlarımızı çözemeyiz dostlar, çözemeyeceğiz.
Önce gerçekle yüzleşeceğiz: Devlet okulları günden güne geriye gidiyor.
Tespit bu!..

Ve bu geriye gidişin sorumlusu sadece hükümetler, siyasiler değil!..
Artan nüfus, değişen öğrenci profili bir sorun evet.
Grevler de bir mesele bir veli için, evet.
Öğretmenlerin sadece maddi konular için eylemde olması da bir mesele, evet doğru.
Ve dahası…
Evet tüm bunların bir sonucu olarak kamu eğitimi geriye gidiyor.
Ve Başbakan da bu sorundan bihaber değil, ne var bunda?

Sorunun tespitini yapmak ne zamandan beri suç oldu ki?
Yani Başbakan çıkıp, ‘devlet okulları süper, harika bir eğitim veriliyor, her şey yolunda’ mı demeliydi?
Böyle konuşsa mutlu mu olacaktık hepimiz?
Başbakan'ın sözlerine öfkelenmek en basiti, en kolayı dostlar.
Zor olan, tespit acı olsa da bunu yapabilmek ve sorunların üzerine yürümek.
Hep birlikte, el birliğiyle…
Siyasiye saldırmak çok sığ kalıyor ne yazık.
Derine inmek marifet.
Meselenin en derinine…

 

------------------------------------------------------------

NE OLDU?

Lefkoşa Belediyesi ile ilgili açıldığı söylenen, hatta Başsavcılık’a da giden SORUŞTURMA NE OLDU? Batıranın yanına mı kaldı? Bilen duyan varsa açıklasın, ne oldu?

Bu yazı toplam 1047 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar