1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Soğuyan Kıbrıs sorunu, ısınan Kuzey Kıbrıs…
Soğuyan Kıbrıs sorunu, ısınan Kuzey Kıbrıs…

Soğuyan Kıbrıs sorunu, ısınan Kuzey Kıbrıs…

Greentree2 görüşmesi, BM’nin gayretlerine rağmen, Kıbrıslı tarafların becerisi ile çözüm yönünde bir sonuç üretmedi. BMGS Ban, bundan sonrası için, taraflardan kısa süre içinde büyük iş istedi, Downer de rapor yazacak… Olacağı gene belli, Kıbr

A+A-

 

 

 

 

Greentree2 görüşmesi, BM’nin gayretlerine rağmen, Kıbrıslı tarafların becerisi ile çözüm yönünde bir sonuç üretmedi. BMGS Ban, bundan sonrası için, taraflardan kısa süre içinde büyük iş istedi, Downer de rapor yazacak… Olacağı gene belli, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları fazla bir iş yapmayacak; Downer de bunu raporlayacak.

BMGS Ban, bu aşamada iki seçenekle karşı karşıya kalacak. Birinci seçenek, kendi inisiyatifini kullanıp çok taraflı konferans çağırması ki bu, Hristofias’ın seçimi kaybetmesini perçinleyecek… İkinci seçenek de, BM Güvenlik Konseyi’de Rusya, ‘Rumları rahat bırakın’ diyecek, BMGS de Kıbrıs’taki iyi niyet misyon ofisinin çalışmalarını tatil edip tüm tarafları rahat bırakacak…    

Birinci seçeneği mümkün kılacak tek olgu, Kıbrıs Türk tarafının görüşme sürecine çözüm ve barış hevesi ile sarılıp, yaratıcı öneriler sunması, üçüncü tarafların bunu Rum tarafı üzerinde baskı olarak kullanması ve Hristofias’ın Rum iç siyasetini “ya BM’yi karşımıza alacağız, ya da çözüm yönünde sonuç alacağız” ikilemi ile karşı karşıya bırakması ile mümkündür. Gerçekleşme olasılığı pek fazla değil ama… Eroğlu, çözümün peşinde değil ki… 

İkinci seçeneğin şansı daha fazla… Bu seçeneğin Kıbrıslı taraflar için anlamı, BM’nin Kıbrıs sorununu soğumaya terk ettiğidir. Zaten süreci, Kıbrıslılara rağmen zorlayan ve ite-kaka götüren BM idi, o da vazgeçti mi, süreç donacak… Başka bir ‘Kıbrıs Baharı’na kadar…

Bu arada Hristofias, büyük bir gururla AB Dönem Başkanı olacak, Kıbrıslı Rumların kibirinden geçilmeyecek… Sonra da Hristofias, önce AB Dönem Başkanlığı’ndan, ardından da ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ Başkanlığı’ndan ayrılacak…

Eroğlu, büyük bir mutlulukla, çok sevdiği statükosunun tadını çıkarmaya devam edecek, UBP’nin içine yönelik çalışmalarına daha fazla zaman ayırabilecek… Umudu ve çalışmaları yeniden seçilmek üzerinde sürecek…

Kıbrıslı Türkler ve Rumlar da küçük dünyalarında, iniş ve çıkışlarla ve birbirini ötekileştirerek, belirsiz geleceğe doğru yürümeye devam… Kıbrıs sorununda, Kuzey Kutbu havası…

Kuzey Kıbrıs’ta ise çöl havası… Her taraf kurak ve kurumuş, yaprak da kalmamış ki kıpırdasın; ama sıcaklık orda, kum fırtınası ha koptu ha kopacak… Hükümeti takan yok; grev yasaklamış, uyan yok. Kararlarına uymayanlar karşında hükümet aciz ve zavallı ve çaresiz ama gene de hükümetlik havasında… Taa ki TC Büyük Elçisi “sorunları çözme iradeniz yok” diyerek havasını boşaltsın… Şimdi hükümet, tescilli olarak “iradesiz”; her şeyin doğrusunu TC Büyük Elçisi bilmiyor mu?!.  

Kıbrıslı Türklerin her meslek ve iş grubunun örgütleri, her yaş grubunun örgütleri, her kültür grubunun örgütleri ayakta… Bazıları hükümeti kurtaracak diye ayakta, “iyi ki ilahiyat olacak” diyor, çoğunluk da “seni istemiyoruz, artık gitsen?!” diyor… Herkes ayakta ve tek yerinde oturan da hükümet… Başbakan açıkladı, koltuktan kalkmayacaklarmış…

Öyle anlaşılıyor ki, Başbakan ve kabinesinin üyeleri ısınan koltuğun ısısnın kaynağını yanlış algılamış… Halkın demokratik isyan hallerini okuyamamış… Başbakan, bazı marifetlerle, gelişen tepkinin ve yükselen tansiyonun şiddetini düşürebiliyor ama yüksek tepki ve tansiyon kronikleşmiş bir durumda duruyor; bazen alevlenir, bazen diner, siner… Ama hep ordadır, kuluçkadadır. Ve tehlike var… ‘Koltukları altınızdan alacaklar’ diyen ana muhalefet partisi başkanının uyarısını olsun dikkate almalı Başbakan,  bu uyarıyı salt bir muhalefet liderinin sözleri gibi görmemeli, tehlike çanları gibi duymalı…

Kuzey Kıbrıs’ta dağınık tepkiler, eğer sorunları çözecek programlarla önü alınmazsa, nere gitse gelse, yöneldiği hükümet üzerinde yoğunlaşacak. Üzerinde mercekle odaklanan güneş ışınları ile tutuşan kağıt gibi yanacak… Tehlike buradadır. UBP yöneticileri ve ‘Kurultay kararı ile tescilli lider’i Eroğlu ve patlak tekerlek gibi giden hükümeti kendi coğrafyasına ve insanına şaşı baktıkça, sağır kaldıkça durumun vahameti artmaktadır.

Bu küçücük adanın ihtiyacı, coğrafyasının tamamında ve her tarafında bahardır. Ne Kıbrıs sorununda dondurucu kutup soğukları, ne Kuzey Kıbrıs’ta kavurucu çöl sıcakları… Güney ve Kuzey’de egemen statükoculardan kurtulmak şart…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1365 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler