1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'SN ERDOĞAN HOŞ GELMEDİNİZ'
SN ERDOĞAN HOŞ GELMEDİNİZ

'SN ERDOĞAN HOŞ GELMEDİNİZ'

Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın Kıbrıs ziyareti sırasında gerçekleşen eylemlere karşı polisin kullandığı ‘kontrolsüz güç’ birçok kesimden tepki geldi SN ERDOĞAN HOŞ GELMEDİNİZ TC Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkemi

A+A-

Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın Kıbrıs ziyareti sırasında gerçekleşen eylemlere karşı polisin kullandığı ‘kontrolsüz güç’ birçok kesimden tepki geldi

 

 

SN ERDOĞAN HOŞ GELMEDİNİZ

 

TC Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkemize ziyareti hoş olmayan ve polis terörü içeren olayları da birlikte taşıdı. Ne yazık ki Sn. Erdoğan Kıbrıs’a hoş gelmedi.

 

Sn. Erdoğan’ın Kıbrıs’ta çözümsüzlüğe hitap eden sözleri diline geldiği gibi harcaması Türkiye Hükümetinin Kıbrıs’ta çözümsüzlüğe oynadığının görülmesi açısından manidardır. Polis teşkilatının ise son 2 gündür ülkede estirdiği terör havası silahlı çete veya darbe yönetiminin güçleri gibi olmuştur.

 

Kıbrıs’ta Toplumsal Varoluş Mücadelesi veren Kıbrıslıtürkler böylesi tavırları hiç hak etmiyor. Sendika binasına polis tarafından yapılan saldırı, insanlarımıza yapılan eziyet, hapse tıkmalar ve polis kıyafetli kabadayıların hiç suçu olmayan yol kenarında duran yurttaşlara tekme yumruk saldırması hazmedilir değildir. Kıbrıslı Türkler bu günden itibaren bu polis teşkilatına güvenemez, onların hukuk dışına çıkışını kabul edemezler. Bu saldırgan polislere gerekli soruşturma başlatılmalı ve görevden el çektirilmelidir.

 

Bu çerçevede, uydu devlet hükümetinden ileriye geçemeyen UBP Hükümeti ile polis teşkilatı amirleri derhal istifa etmelidir ve gelişi ile Kıbrıslıtürkleri terörize eden, kendi vatanında dövülmesine neden olan TC Başbakanı Sn. Erdoğan’ protesto ederiz.

 

Ayrıca Türkiye işçi sınıfının önder sendikal örgütü DİSK’in yayınladığı bildiri, Türkiye’deki işçi kardeşlerimizin duyarlılığı bakımından yüreğimize su serpmiştir. Kendilerine teşekkür eder, dayanışmalarını selamlarız. Dünya Sendikalar Federasyonu’nun  (DSF) da dayanışma mesajı, tüm dünyada yayınlanmıştır.

 

 

 

Mehmet Seyis

Genel Başkan

 

 

 

 


 

YENİ REJİM KIBRIS’A UĞRADI; SENDİKALARA BASKIN, GÖZALTI VE DARP

 

Başbakan R. Tayyip  Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs’a ziyareti “ileri demokrasi-yeni rejim”’in karakterini bir kez daha göstermiştir. Ülkemizdeki herhangi bir muhalefet gösterisine dahi tahammülü olmayan yeni rejim, aynı faturayı Kuzey Kıbrıs’lı emekçilere de çıkarmıştır; protesto gösterilerini düzenleyenler baştan suçlu ilan edilmiştir. Akabinde KTAMS ( Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikaları ) binası basılmış; aralarında sendika yöneticilerinin de bulunduğu 8 kişi gözaltına alınmış, KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan ile birlikte 7 kişi polisin saldırısı sonucu yaralanmıştır. Akabinde Hava-Sen’in çadırlarına yoğun bir biçimde saldırılmış, sendika üyeleri ve yöneticileri göz altına alınmış ve çok sayıda kişi yaralanmıştır. Ayrıca AKP yandaşı internet  çeteleri de  Kuzey Kıbrıs Sendikalarının resmi internet sitelerine elektronik saldırı düzenleyerek gelişmelerin kamuoyuna yansımasını sabote etmeye çalışmışlardır.

Yeni rejimin 20 Temmuz yıldönümünde Kıbrıs’a yaptığı çıkartma; kumarhane açılışı ( Başbakan’ın açılışını yaptığı Noah’a Ark-Nuh’un Gemisi oteli, Ortadoğu’nun en büyük kumarhaneleri arasındadır)  , Kıbrıs halkını aşağılama, emekçilere saldırı, sendika üye ve yöneticilerine gözaltı olarak sonuçlanmıştır.

 

Kuzey Kıbrıs halkı ve emekçileri ülkelerine gericilik, kirli ekonomi ve şiddet getiren AKP hükümeti ve onun yandaşlarına karşı durmaktadır. Kıbrıs’lı kardeşlerimiz en doğal hakları olan; özgür, eşit ve bağımsız bir yaşam sürmek istemektedirler. Bu doğrultuda geliştirdikleri mücadele haklı ve meşrudur.

 

Kıbrıs emekçilerine yapılan saldırıyı protesto ediyor, gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep ediyor ve Kıbrıs sendikalarıyla dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.

 

Saygılarımızla,

 

DİSK İstanbul Temsilciliği

 


 

 

 

DÜNYA SENDİKALAR FEDERASYONU: KINIYORUZ

 

 

Dünya Sendikalar Federasyonu üyesi Kıbrıslı Türk Sendikalara ve onların liderlerine, dünkü Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti esnasında düzenlenen Protesto toplantısına katılanlara karşı yapılan saldırıyı ve kaba kuvveti Dünya Sendikalar Federasyonu olarak kınıyoruz.

Dünya Sendikalar Federasyonu, Kıbrıslı Türk Emekçilerin haklarını korumak için gösterdiği dirence, mücadeleye ve seferberliğe olan değişmez desteğini ve dayanışmasını belirtir.

Aynı zamanda, Dünya Sendikalar Federasyonu Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum Örgütlerin iki toplumdaki emekçi kesimlerin yeniden yakınlaşması için sürdürdükleri mücadeleyi,  harcadıkları eforu, Kıbrıs sorununun çözümü ve Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi için düzenlenen ortak eylemleri saygı ve memnuniyetle karşılar. PEO, DEV-İŞ, KTAMS, KTÖS, KTOEÖS VE BES Dünya Sendikaları Federasyonu üyesi olarak bu mücadeleyi desteklediğini ve Dünya Sendikalar Federasyonu Üyesi örgütlerle ve Kıbrıs’taki emekçilerle olan dayanışmasının artarak süreceğini belirtir.

 

Mücadelenizde başarılar diler, her zaman sizin tarafınızda olacağımızı belirtiriz.

 

 

PİERİS PİERİ

Dünya Sendikalar Federasyonu Adına

(Türkçe çeviri)  

 


 

 

 

Polis şiddetini kınıyoruz

 

20 Temmuz dolayısıyla adamıza gelen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Erdoğan’ın ziyareti sona erdi ve biz Kıbrıslı Türkler yine baş başayız. Elbette Sayın Erdoğan’ın Kıbrıs’ın birleştirilmesi ve çözüm başlıkları altında söyledikleri önemlidir ama örgütümüz için ziyaret gününde polis şiddeti ile gerçekleşen, adeta bir meydan muhaberesi görüntüsündeki olaylar da bir o kadar önemlidir.

Kıbrıs Türk halkı, demokratik değerleri içine sindirmiş, çağdaş bir halk olarak bu değerler çerçevesinde eleştiri, sorgulama ve gerektiğinde tepki koymasını bilen, olgun ve hoşgörülü bir halktır.

19 Temmuz günü gerek KTAMS binasında, gerek Hamitköy çemberinde gerekse KTHY çadırında polisin yasal haklarını kullanmakta olan vatandaşlarımıza yaklaşımları kabul edilir değildir.

Özellikle KTHY çadırı önünde bulunan CTP Gençlik Örgütü üyelerine ve diğer tüm göstericilere karşı kullanılan gücün, pankart indirmek amacıyla değil, tartışmasız bir şekilde orantısız ve vahşice olduğu aşikârdır. Gösterilerde polis teşkilatının gösteri yapanlara kullandığı orantısız gücün ne boyutlarda olduğu gerek televizyonlarda, gerek gazetelerde gerekse video paylaşım sitelerindeki görüntülerde apaçık ortadadır.

KKTC Anayasa’sı Madde 32, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı başlığında diyor ki;  “Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.  Bu hak, kamu düzenini korumak için yasa ile sınırlanabilir.”

KKTC Anayasa’sının, Madde 118, Polis Örgütü başlığı altında 2. Fırkasına göre;  “Polis, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve yurttaşların temel haklarına saygılı olarak Anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapmakla yükümlüdür.”

Polisin suç unsuru oluşturmayan meselelerde vatandaşına böylesine bir şiddete başvurarak müdahalesi yasadışıdır. Kabul edilemezdir.

Bir takım merciler tarafından suç unsuru içerdiği iddia edilen pankartı almak yerine göstericilere yumruk sallayan ve tek amacının tamamen şiddet uygulayarak sindirmek olduğu tartışmasız olan polislerin görüntüleri ve bunun yanında yerde yatan bir göstericinin boynuna basan, kadın göstericileri yerde sürükleyen, yaşlı genç ayırmaksızın saldıran polisin ve işkencenin fotoğrafı, şiddetin boyutunu tüm dünyaya göstermiş, UBP’nin KKTC’yi nasıl bir mantıkla yönettiği ve vatandaşına olan saygısını gözler önüne sermiştir.

Sosyal devlet, kişilere sadece temel hak ve özgürlükler sağlamakla yetinmeyen, aynı zamanda, vatandaşların sosyal durumlarını iyileştirmeyi, onlara insan haysiyetine ve onuruna yaraşır bir yaşam şekli sunmayı, onları sosyal güvenliğe kavuşturmayı kendine ödev bilen devlet anlayışıdır.

Anayasal olarak vatandaşın temel haklarına bırakın saygıyı, bu hakkını elinden alan ve bu hakkını elinden alırken orantısız güç kullanan, kolluk hukukundan anayasal suç işlemeye kadar hukuku ayaklar altına alan Polis Teşkilatına sahibiz.

Polis Teşkilat’ı aldığı emirlerle son dönemde gösteri yapanlara karşı şiddet dozunu artırmaktadır. CTP olarak sık sık uyarmamıza rağmen polis teşkilatı toplumu kucaklamak, olaylar sırasında konuşarak ortamı huzura kavuşturmak yerine ne yazık ki zorbaca zulüm uygulamayı görev edinmiştir. Teşkilat mensupları ile sohbet ettiğimizde bu emirleri nerden ve kimden aldıklarını kendileri dahi bilmemektedir.

Birkaç yıl öncesine kadar kolluk güçleri bu tür bir yaklaşım içerisinde değilken şu an bu denli barbarca yaklaşım göstermeleri akıllara çok ciddi soru işaretleri getirmektedir.

Tüm bu yaşanılanlar bağlamında Polis Genel Müdürü istifa etmeyi düşünüyor mu?

Aşırı milliyetçilere eylemlerde yardımcı olunuyor ve halka saldırtılıyor. Kamu otoritelerinin amacı kamusal çatışma çıkartmak, bir iç kaos yaratmak mıdır?

Faillerin cezalarını çekmeleri için birilerinin ölmesi mi gerekmektedir?

Polis mensupları ile gösteri yapan vatandaşlar arasında kavga çıkmasından kimler ne çıkar sağlayacaktır?

Amaç göstericileri dövmek ve kırmak mıdır?

Amaç göstericilerin gösteri amaçlarını bertaraf edip gündem değiştirmek midir?

Teşkilatın haysiyetini ve onurunun yeniden yükselmesi isteniyorsa; ivedilikle teşkilat kendi bünyesinde bir çalışma başlatılmalı, vatandaşa bu şekilde yaklaşım gösterenleri gerek fotoğraf gerekse video görüntülerinden tespit edip gerekli soruşturmasını yapması gerekmektedir.

Daha önce defaten örgütümüzün şikâyetlerini sonuçlandıramayan, ilgili olaylarda faillerini bulamayan polis teşkilatına güvensizliğimiz vardır. Bu olaydan sonra teşkilat içerisinde kovuşturma yapılmadığı ve “birilerinin” birileri tarafından korunduğu süreçte bizim polis teşkilatına hiçbir inancımız olmayacaktır. Tüm bu olanlardan UBP Hükümetini de ayırmanın doğru olmadığı düşüncesindeyiz. UBP hukuk tanımaz, yasa bilmez tavrını sürdürmekte, yasalar çerçevesinde güvence altına alınmış olan tüm haklara müdahale hakkını kendinde bulmakta, kendi insanını coplar altında ezdirmekte ve tüm hukuk devleti ilkeleri ile çelişmektedir.

İlgili eylemde çıkan arbede de ve KTAMS binasında tutuklanan ve yaralanan tüm dostlara geçmiş olsun dileklerimizi iletirken, yaşanılanların birincil sorumlusu olan; bu emri veren(ler)i şiddetle ve esefle kınıyoruz.

 

 

 

Haşim Kiracıoğlu

 

CTP Gençlik Örgütü

Genel Başkanı

 

 


 

Hücrenin İçi ve  Dışı Artık  Farksız

19 Temmuz 2011 tarihin  Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan olaylar İnsan Hakları açısından kara bir leke olarak tarihe geçmiştir. Başta ifade özgürlüğü, gösteri özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, işkence yasağı ve kişi özgürlükleri hakkı hiçe sayılmıştır.

Polisin Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikasına ait olan ve tamamen yasal olan pankartını zor kullanarak alması, Hamitköy’de göstericilerin Sayın Erdoğan’ın geçeceği yerde eylem yapmasına izin verilmeyişi ve son olarak polisin KTHY önünde toplanan göstericilere herhangi bir sebep yokken orantısız güç kullanması insan haklarına saygı gösterilmeyen  diktatörlüklerde yaşanabilecek  olan olaylardır.

Yaşananlardan öyle anlaşılıyor ki, yönetenler, Kuzey Kıbrıs’ta farklı seslerin duyulmasına tahamül edemiyor. Halbuki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1976  ylında ifade özgürlüğünü    sadece olumlu karşılanan ya da kimseye saldırgan gelmeyen ya da insanların kayıtsız kalabildiği bilgi ve fikirler değil, saldırgan gelen, sarsıcı nitelik taşıyan ya da rahatsız eden fikirler de demokratik toplumun vazgeçilmez özellikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir’ şeklinde tanımlamıştır. Kaldı ki, “açılmasından” rahatsız olunulan pankartlarda saldırgan bir tavır da yoktu.

 

Tabi ki 19 Temmuz’a gelinmeden önce, daha az şiddetli oalrak ifade ve kişi özgürlükleri ihlal edilmeye başlanmıştı: Önce Meclisin önü keyfi bir şekilde eylemlere kapatıldı, daha sonra polis bir çok eylemde rastgele bir şekilde eylemcileri tutukladı. Soruşturma maksatlı olmayan,  sadece eylemleri önlemek amacıyla tutuklamalar gerçekleştirildi. 19 Temmuzda ise polis hukuğu hiçe sayarak, işkence yasağını ihlal ederek gereksiz ve orantısız güç kullanmıştır.

Daha önce hücrelerde tutuklulara uygulananlar artık sokaklarda da uygulanmaya başlanmıştır.  

19 Temmuz’da yaşanan şiddet olaylarının sorumluları yargılanmadığı takdirde işkenceye göz yumulmuş olacak ve  işkenceciler  daha da güçlenecektir.

 

 

Unutulmamalıdır ki, bilgi ve düşüncelerin açıklanması  bir ülkenin siyasi hayatı ve

demokratik yapılanması açısından çok büyük önem taşır. İfade

özgürlüğü, bu tür bir toplumun asli temellerinden, bu toplumun ilerlemesinin

ve her bireyin gelişmesinin temel koşullarından birini oluşturur.

Ülkeyi yönetenlerin bu ilkeleri tanımadığı kesin ; örgütler olarak görevimiz insan hak ve özgürlüklerini ihlal edenlerin benzeri saldırılara bir kez daha cesaret edemeyeceği  yaptırımların uygulanmasını sağlamaktır.

 

 

 

 

Av.Ceren Göynüklü

KTİHV Hukukçusu

 


 

SAĞDUYUYA DAVET

 

 

         Bir yıldan uzun bir zamandır Kıbrıs Türk Halkına dayatılanlara karşı mücadele verenlere karşı bilinçli ve sistematik bir şekilde yıldırma politikaları uygulanmaktadır. Özellikle sendikacıları darp etme, gaz bombası ve tutuklamalar ile tırmandırılan bu tavır 20 Temmuz kutlamaları törenleri sırasında hafızalara kazınan bir insanlık hakkı olan özgürlük ifadesine karşı şiddet kullanmaya dönüşmüştür. Bu tutumu şiddetle kınar şiddete maruz  kalan herkese geçmiş olsun dileklerimizi belirtir demokrasinin temelinde her kişinin görüş ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmesinin yattığını hatırlatmak isteriz. Bu zulmü yaşatanlara milli şairimiz Namık Kemal’in “Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet. Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten” satırları ile seslenmek istiyor yapan ve yaptıranları sağduyuya davet ediyoruz.

 

 

Yakup Ö. LATİFOĞLU

Genel Başkan

 


POLİSE KINAMA

 

         20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı geride bırakırken, sendikamız üyesi basın mensuplarının bazı polis memurları tarafından uğradığı yakışıksız davranışların gündeme gelmesi gerektiğine inanmaktayız.

         Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkemize gerçekleştirdiği ziyareti görüntülemek isteyen BRT çalışanları Ercan havalimanında bazı polis memurlarının darp girişimine varan hakaretlerine maruz kalmışlardır.

         Başbakan Erdoğan’ın Ercan Havalimanı’na gelişinin canlı yayını sırasında görevli arkadaşlarımız o ana kadar tüm polis memurlarından gereken yardımı görür ve oradaki kurallar çerçevesinde hareket ederken, isimleri bizde mevcut 3 polis mensubunun aniden başlattığı anlamsız ve gereksiz şiddete maruz kalmışlardır.

         Söz konusu bu üç polisin, tek amaçları görevlerine yerine getirmek olan BRT çalışanı üyelerimize yönelik darp girişimi ve sözlü hakaretlerini şiddetle kınıyoruz.

         Devletin Enformasyon Dairesi’nin sırf o güne yönelik basın akreditasyon kartını taşıyan BRT personelinin görevini yapmasını engellemeye çalışan bu üç polis hakkında kendi teşkilatları tarafından gereken işlemin yapılması gerekmektedir. Bu kamuoyu vicdanına bir borçtur.

         O gün orada halkın haber alması engellenmiştir ve bunun ne maksatla ve neye hizmet amacıyla yapıldığı gün ışığına çıkarılmalıdır.

         Polis şiddeti ve hakaretine maruz kalan arkadaşlarımızın o ana kadar alınan kurallar çerçevesinde hareket ettiklerinin altını bir kez daha çizerken, söz konusu polis mensuplarının bu keyfi tavırlarının nedeninin açıklanması çağrısını başta Polis Genel Müdürlüğü olmak üzere, Ercan’daki polis amirine yapıyoruz.

         BRT’nin bir kamu kuruluşu olduğunu ve tüm personelinin bu bilinçle kamu hizmeti vermekte olduğunu devletin diğer kamu görevlileri de akıllarından çıkarmamalıdırlar.

         19 Temmuz günü Ercan Havalimanı’nda yaşanan bu menfur hadiseyi şiddetle kınarken, 3 memurun kabahatini tüm polis teşkilatına mal etmemek gerektiği bilincinde olduğumuzu da kamuoyunun bilgisine getiririz.  

 

 

BAY-SEN YÖNETİM KURULU

 


ÖRGÜTLERİN DESTEK AÇIKLAMALARI

GÜÇ-SEN

Güç-Sen Başkanı Memduh Çeto da, yaşanan olaylarla ilgili hükümeti eleştirerek, Kuzey Kıbrıs’ta Barış ve Özgürlük Bayramı olarak kutlanan günde “sendikalara yapılan polis saldırılarını” kınadı.

Çeto, polisin eylemde kontrolsüz güç kullandığını savunarak bu konuda emir verenleri kınadı.

“Bıçak artık kemiği de kesti” diyen Çeto, ülke içindeki ve uluslararası mercilerin tümünün Kuzey Kıbrıs’taki halkın sesine kulak vermesini istedi.

BASIN-SEN

Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) Başkanı Kemal Darbaz da, yaşananların insan hakları, hukukun üstünlüğü ve benzeri evrensel değerlere aykırı olduğunu iddia etti.

Olayda ayrıca basın emekçilerine yönelik de “saldırı” olduğunu savunan Darbaz, olayları kınadı ilgililer hakkında soruşturma başlatılarak adalete teslim edilmelerini istedi.

YKP

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı yazılı açıklamasında, Erdoğan’ın 19-20 Temmuz’da Kıbrıs’a yaptığı ziyaret ve ziyaret sırasında yaşanan olayları değerlendirerek, Erdoğan’ın ziyaretinin bu kez basit bir ziyaret olmadığını kaydetti.

Kanatlı yapılan konuşmaları ve açıklamaları da eleştirerek, diğer örgütlerle birlikte direneceklerini belirtti.

Kanatlı, tüm partilerin üyelerine “mücadeleye sahip çıkma” çağrısı yaptı.

TEL-SEN

Tel-Sen Başkanı Tamay Soysan, polisin eylemcilere karşı orantısız güç kullandığını belirtti ve ilgili polisler hakkında soruşturma başlatılmasını istedi.

Soysan yazılı açıklamasında, şöyle dedi:

“Gerek Hamitköy kavşağında, gerek KTAMS binası önünde, gerekse KTHY çadırı önünde polisin eylemcilere karşı sergilediği tutum oldukça manidardır. Aslında oralarda ortaya konan düşünceler polis memurlarının da, onların çocuklarının da geleceklerini güvenceye alma gayreti ile ortaya konmuş düşüncelerdir. Bu düşünceleri ortaya koyan gruplara karşı sergilenen davranış insani olmamıştır. Darp edilen tüm arkadaşlarımıza ve İcra Kurulu üyemiz Hasan Güneşlier’e bir kez daha acil şifalar dileriz.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2822 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler