1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SİZİN DEMOKRASİNİZ KAÇ PARA?
SİZİN DEMOKRASİNİZ KAÇ PARA?

SİZİN DEMOKRASİNİZ KAÇ PARA?

Gerçekten de burada bizim demokrasimizin kaç para olduğunu kesinlikle sorgulamamız gerekiyor. Ya da kimden ibaret olduğunu… Lefkoşa Belediyesi’nde yaşananların ardından nedense birçok kesimin ardına kocaman bir “ama” yerleştirdi

A+A-

 

Gerçekten de burada bizim demokrasimizin kaç para olduğunu kesinlikle sorgulamamız gerekiyor.

Ya da kimden ibaret olduğunu…

 Lefkoşa Belediyesi’nde yaşananların ardından nedense birçok kesimin ardına kocaman bir “ama” yerleştirdiği farklı bir demokrasi anlayışı geliştirdik.

Mesela sendika, “demokrasiye inanıyoruz ama…”  diyerek, demokratik bulmadıkları Bakanlar Kurulu kararına saygılı olduklarını açıklıyorlar!

Belediyeler Birliği, seçilmiş belediye başkanlarının kesinlikle görevden alınamayacağını, bunun demokrasiye uymadığını, ama alınan kararın da karşısında durmalarının doğru olmadığını açıklıyor!

Meğer biz ne kadar ince düşünceli, ne saygılı bir yapı taşıyormuşuz!

Devrik belediye başkanı Bulutoğulları ise, “Başbakan doğru yolu bulsun, kurultayda gece gündüz çalışıp kendisini desteklerim” diyor.

Geçen kurultay da destek vermiştim şimdi neden vermeyim” diyerek açık çek gösteriyor, beni destekle, ben de seni destekleyim mesajı veriyor.

Ve tabii unutmadan alınan kararın da demokrasiye sığmadığı gibi, Anayasa’ya da aykırı olduğunu söylemekten çekinmiyor!

O kadar ki, antidemokratik Anayasa tecavüzcüsü bir Genel Başkan’a partiliden yeniden onay isteyebiliyor.

Bu fotoğrafı kolay sindirilebilir, bir fotoğraf değildir, ne yazık ki.

Ne sendikacılığa ne yöneticiliğe ne de siyasete sığan bir tarafı vardır. Ama yazık ki sendika iki maaşlık, siyaset ve yönetim de bir kurultaylık demokrasi anlayışına sahip bu ülkede.

Başsavcılık alınan kararın Anayasa’ya aykırı olduğunu söylerken kullanılmasına rağmen sessizliğini koruyor.

Muhtemelen ilk davada hükümeti savunacak da.

Ne Başsavcılık ne de Sayıştay, muhtemelen bir kurultay hesabıyla dondurulan soruşturma sürecinin hesabını soruyor.

Ne de olsa alınan karar demokrasiye sığmaz, Anayasa’ya da aykırı ama… Başsavcılığın da danışmanlığını yaptığı hükümete saygısı var.

Sanırım bizim bir tek o ardına kocaman bir “ama” eklediğimiz demokrasiye saygımız yok.

Bir söz de muhalefete;

Bakanlar Kurulu kararının Anayasa’ya aykırı olduğunu en yüksek perdeden dile getiren muhalefet partileri, CTP dışında şimdilik Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadı.

Peki nedir beklenen?

Onların demokrasi anlayışı da kendi demokrasilerinin rakiplerine bir fayda sağlayıp sağlamamasıyla mı ölçülüyor acaba?

Şimdi bu durumda, Anayasa’nın ve bu ülkedeki demokrasinin namusunu, sadece Anayasa Mahkemesi’nin boynuna mı asacağız?

Eğer yarın Anayasa Mahkemesi, bu karar demokrasiye uygun değil, Anayasa’ya da aykırı ama… derse bunun hesabını hangi demokrasi aşığı soracak?

Lefkoşalılar sadece çöplerinin toplanması ile mi ölçüyorlar demokrasiyi? Belediye seçimleri için kullandıkları oylar sadece istihdam ya da bir çıkar için miydi?

Kaç torba çöp ediyor acaba Lefkoşalıların demokrasisi?

Bir seçmen ile sandık arasında hiç mi bir namus ilişkisi olmaz?

Bir ülkede sistem çöktü mü bütün mekanizmalarıyla birlikte çöker. Bakanlar Kurulu’nun Anayasa’ya aykırı bir şekilde seçilmiş belediye başkanıyla belediye meclisini 3 ay zorunlu izne göndermesi, hepimiz için bir sınavdır.

Ve bu sınavda sanırım birçok kesimin notu da hükümet edenlerden çok yukarılarda değil.

İşte o yüzden mecliste olmak ya olmamak aslında tek başına bir anlam ifade etmiyor. Eğer amaç daha iyi bir yönetimse, bunun yolları anlatılırken toplumsal zeminde de asgari bir birliktelik yaratılır.

Her şeyden önce farkındalıkların geliştirilmesi ve gerçekten demokrasinin içselleştirilmesi gerekir ki, daha iyisi için bir şansınız olabilsin.

Bu yapıda bunu yapmak ise gerçekten zor…

Umalım ki zoru başarabileceğimiz bir dönem gelsin artık.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                  

Bu haber toplam 884 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler